"Günümüzün ruh sağlığı felsefesi, insanın mutlu olması gerektiğini ve mutsuzluğun bir uyumsuzluk belirtisi olduğunu vurgular. Bu tür bir değer sistemi, kaçınılmaz mutsuzluğun getirdiği yükün, bu mutsuzluğa dair mutsuzlukla artmasından sorumlu olabilir."
Logoterapiye göre hayatın anlamını üç farklı yolla keşfedebiliriz: (1) Bir üretimde bulunarak veya bir iş yaparak, (2) bir şeyi deneyimleyerek ya da biriyle temas ederek ve (3) kaçınılmaz olan ıstıraba karşı aldığımız tavırla.
O halde, insanın karşısına karşılaması gereken potansiyel bir anlam çıkarmak için tereddüt etmemeliyiz ancak bu şekilde güç istencini gizil durumundan çıkarabiliriz. Akıl sağlığının, insanın en öncelikli ihtiyacı olan denge veya biyolojideki adıyla "homeostaz" yani herhangi bir gerilim olmayan durum ile sağlanabileceğine yönelik görüşü tehlikeli buluyorum. İnsanın gerçekte ihtiyacı olan, gerilimin olmadığı bir durum değil kayda değer bir hedef, özgürce seçilmiş bir görev uğruna uğraş ve mücadeledir. İhtiyaç duyduğu şey, ne pahasına olursa olsun gerilimden kurtulmak değil, onun tarafından karşılanmayı bekleyen potansiyel bir anlamın çağrısıdır.