Tuğba Demirci

Tuğba Demirci
@Caykolog
So many books, so little time.
Ey karları dağlarından aşan Hakkari !
Puan vermedi·194 syf.·
2018 24. kitabı
Hakkari denildiğinde hepimizin aklına gelen acı haberlerin çok daha ötesinde bir şeyi anlatıyor Hakkari'de bir mevsim. Neren başlasam bilemiyorum. Aslına bakarsanız anlatılacak bir kitap da değil zaten. Karakterlenmiş, olan bitenmiş... Duygusu o kadar yoğundu ki ! Siyasetten uzak, çıkardan, savaştan, kandan uzak; hepsinin dışında... Aklımıza hiç gelmeyen bazı gerçekleri anlatıyor. Aslında çok iyi bildiğimiz ama bir yerlere sakladığımız, sonra da nereye koyduğumuzu unuttuğumuz gerçekler. Dağın kanunsuzluğunu, yalnızlığını; insanın yazgısını... ... ''Alaaddin geliyor. Gece. Hoca, benim kardeş hasta, diyor. Nesi var? diyorum. Ateşi var çok, diyor. Ölecek. Hayır, portakal ver, diyor. Portakal yememiştir hiç.'' ... Şu satırları okuduğunda aynı duyguyu paylaşan bir insan daha olsun. Mutluluk paylaştıkça çoğalan bir şeyse hüzünde paylaştıkça azalsın. Kader deyip geçilmesin istiyorum.
Hakkari'de Bir MevsimFerit Edgü · Sel Yayınları · 201713,9bin okunma
Reklam
Robotlar insanlaşacak ama bizde robotlaşacağız.
Puan vermedi·248 syf.·
2018 23. kitabı
Bilim kurgu edebiyatına mesafeli duran ben; bir çocuğun masum sevgisini kazanan Robbie'den, varlığını ve din anlayışını sorgulayan Cutie'ye, düşünceleri okuyan ama insanlara sadece duymak istediklerini söyleyen Herbie'ye, üstünlük kompleksi içinde insan zekasını hiçe sayan IO Noster'a, bilim adamlarını galaksi dışına gönderip onlara şakalar yapan Beyin'e, robot mu insan mı olduğu anlaşılamayan Stephan'dan dünyayı yöneten makinalar'a buradan selam olsun :) Küçüklüğümden beri robotlara hayranımdır. Tüm o mekanizma ve yapay zeka üstüne kurulu şeyler beni içine çeker. Yazıldığı dönem için oldukça sıra dışı öğeler bulunduruyor. Daha robot kavramı ile yeni yeni tanışan insanlık için oldukça tuhaf bir kitap gibi gelebilir fakat günümüzde o kadar da uzak değil bence.. Ben Robot, çok sevdiğim hikayelerle dolu ve beni içine çekmeyi başaran bir kitap oldu. Okuduğum ilk bilimkurgu olmasına rağmen çok severek okudum. Her bir robotu ayrı ayrı sevdim ama içlerinde en çok Robbie'de kaldım, çünkü kalbe dokunuyordu..
Ben RobotIsaac Asimov · İthaki Yayınları · 20229,4bin okunma
Puan vermedi·244 syf.·
2018 19. kitabı
Aşık Veysel, hayatını anlattığı bir şiirinde ''Üç yüz onda gelmişidim Cihana'' diyor. İyi ki gelmiş de dokunmuş yüreklerimize! Ömrü uzun ince bir yolda, hanlarda, odalarda, yollarda geçen Aşık Veysel, iki kapılı han dediği dünyanın ilk kapısından böyle girdi içeri. Sivrialanda bir yol kenarında. Göbek bağını kendi eliyle kesen bir ananın kucağında... Çiçek hastalığına yakalanmadan önce oda herkes gibi, koştu, güldü, oynadı. Gel gör ki hastalıktan kaçamadı, gözlerini kaybetti. Veysel artık kendi dünyasında yaşamaya başlamıştı. Gözlerini açmayı teklif ettiklerinde ise, ''Bir dünyam var içimde benim, onu açmayın. Benim yarattığım dünya çok daha güzel'' diyerek cevap vermişti usta şair... Babasının getirdiği saz ile besteleri ve türküleriyle dünyaya açıldı. Bizden, haktan, iyiden ve güzelden yana, işinin ehli ve sözünün eri oldu. İnsanlıkla şairliği birbirinden ayırmadı... Şairliği, sazı ve sözüyle hayatıma kılavuzluk eden bu kitap, bırakın size de kılavuzluk etsin...
Dostlar Beni HatırlasınÂşık Veysel · İnkılap Kitabevi · 2001811 okunma
Puan vermedi·495 syf.·
2022 2. kitabı
''Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum...'' Kitap, insanın içine işleyen, unutulmuş veya unutulmaya yüz tutmuş hisleri tekrar uyandıran, burnunu sızlatan, işte bu cümlelerle başlıyor. Okuyan herkesin benimle aynı şeyi düşündüğünü düşündüğüm bir nokta var: Kensinlikle etkisinden uzun süre çıkılamayacak bir roman okudum. Bir fırtına gibi başladı kitap, soluk soluğa, neye uğradığımı şaşırdım. Nitekim aynı solukta gitmedi ve bir yerden sonra fırtına dindi, fazla durağan bir hal aldı kitap. Füsun'un yokluğu öyle detaylı işlenmiş ki, ara ara sanki hiç bitmeyecek gibi hissediyorsunuz. Ama bu tarifi zor aşkı hissedip, anlayabilmek içinde bu kadar detay okumalıydık elbet. Zira aşk kavuşamadığında gerçek ve güzel.. Bu durağanlığa rağmen kitap kesinlikle çok hızlı aktı gitti. Pamuk'un üslubunu bilenler zaten çok çabuk adapte olur kitaba. Romanda, İstanbullu zengin aile çocuğu Kemal'in, uzak akrabası Füsun'la yaşadığı yasak aşk ve sonrasında efsaneleşen hayat hikayeleri anlatılıyor. Hazin bitişi beni çok etkiledi diyebilirim. Tahmin edemediğim bir son oldu. Yer yer Kemal'in bu kadar takıntılı oluşu sinirimi bozsa da, asıl 8 yıl boyunca yaşanılan onca şeye Füsun'un kayıtsızlığı sabrımı çoğu yerde taşırdı. Kendi kendime sesle sitemler ettim. Bu da kitabın beni ne kadar içine çektiğinin bir kanıtı elbet. Kitapta anlatılan aşk mı yoksa takıntı mı tam olarak emin olamayacağım ve bunu zaman zaman sorgulayacağım kesin. Ve elbette müzeye gitmek farz oldu! İlk cümlede olduğu gibi, son cümlede de sarstı yazar beni. O hüzünle oluşan burkulmayı tekrar yaşadım. '' Herkes bilsin, çok mutlu bir hayat yaşadım..'' Bu kitabı herkes bilsin...!
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,3bin okunma