“Şehir çocuğuna gerekli öğretim başka.Enstitülerdeyeterince bilgi, meslek bilgisi veriyoruz... Öncelik tanıyoruz pratik
bilgilere, diye başlar, bunu da yıllar yılı ‘ilericilik' diye yutturur, 'en bi devrimci' yazarların Köy Enstitülerine anıtlar dikerlerse, neden olmasın? Bilir misin, bir Fakir Baykurt acı verir bana! Utanırım!"
Rodoplu, "Faşizm, bir düşünce biçimidir, hayatı algılama biçimidir," diyordu, "Apoletli generallerle de gelir, blucinli ressamlarla da, gümüş takılı kolej mezunu kızlarla da!" En az 150 yıldır, hariciyeyi, üniversiteyi, edebiyatı, sanatı, basını, dolayısıyla siyaseti dolayısıyla Türkiye'nin gündemini yönlendiren, ordu destekli bir "Batılı" aristokrasinin varlığından söz ediyordu. Bu aristokrasiyi oluşturan egemen sınıflar, Türkiye’de, kanunlarda vazedilmeyen bir "hükümet", üyeleri ve yöntemleri kimse tara-
fından bilinmeyen bir "hükümet" oluşturmuşlardı. "Başa hangi siyasi parti gelirse gelsin, kuracağı hükümet mutlaka ve mutlaka egemen sınıfların 'asli hükümet'inin emrinde olacaktır."