…ancak ruhun kemale ermesi insanı mutluluğa ulaştırabilir.Dolayısıyla insanın bütün güçlerini ruhani bir mutluluğa ulaşmak için seferber etmesi gerekir.Bunun için insanın bilme ve yapma güçlerini(nazari ve ameli güçler) yetkinleştirmesi gerekir.Bilme gücünün yetkinliği, sebep-sonuç ilişkisi içinde bütün mevcutların hakikatlerini ve düzenini kavramaktır.
Şayet nesne, hiçbir şekilde varlık-mahiyet ayrımına konu olamıyorsa onun sebepli olduğu da söylenemez.Bu demektir ki bir nesne zorunlu ise onun bir sebebi olamaz ve biz yalnızca onun,bütün sebeplerin ötesinde ve temelinde bulunduğunu düşünebiliriz.Böylece İslam filozofları,saf varlıktan ibaret olan ve varlık-mahiyet ayrımına konu olmayan Tanrı’nın ,sebeplerin sebebi olduğunu ve O’nun dışındaki bütün mevcutların ise mümkün ve sebepli olduğunu yani varlığını bir başkasından almış olması gerektiğini tespit etmişlerdir.
O kadar yanılıyorsun ki! Anadolu insanı özgürdür. Evet, aktif bir özgürlük değildir bu, pasiftir. Üzerine destanlar yazılmış bir özgürlük de değildir, ama asla zincire vurulamayan bir yapı geliştirmiştir. Bu özgürlüğün hiç aşınmayan iki dayanağı vardır: Çile çekme gücü ve azla yetinme gücü."