BİR ŞEHRE DÖNEMEMEK
"Ankara'nın taşına bak
gözlerimin yaşına bak"
bir şiirini yazamadım
şu gurbetin işine bak
"Ankara'nın taştır yolu"
her tarafı anı dolu
mektup bende zarfı hazır
bir bulsaydım eski pulu
Mektup bir ev, zarfsa onun kapısı
Kapanınca açılır ardına kadar gurbet
Mektup bile bir şehir bulur kendine, bir adres
Sen çocuksun, büyürsün, büyür içinde
Kimsenin gidip gelmediği değil
Kimsenin gidip de gelemediği gurbet
Trenlerin gittiği değil, bozkırda
Turnaların uçtuğu değil, uzunhavada
Mektubun vardığı her yer gurbet değil
"Gurbet, yavrum..."
Bir daha dönemeyeceğin o eski şehir
Çünkü şairlerin şehirlerde gördüğü
Tek iyiliktir şiir
Hem şiir değilse nedir
Arkadaşlığın en güzel hali,
Ve arkadaşlık değilse nedir
Şiirin ta kendisi?
Mektup mu zarfa, zarf mı mektuba
Veda eden bir şeyler var hatıraya;
Dayıma veda ettim, veda çocukluğuma da
Rüzgar gitti hem ruhum da büyük sayılmaz
Olsaydı, bir şövalye yaşardı orada,
Ne çocuk ne büyük kaldım ortada
Keşke bir armağan olsaydı geçmiş,
Yalnızlıktan başka armağan yok bana!