Cebrail Gözen

Cebrail Gözen
@Cebrailgozen
^⁠_⁠^(⁠•⁠‿⁠•⁠)
Öğretmen (İHL)/ hobi olarak sosyoloji / arkeoloji
Lisans
Gaziantep
@cebrailgozen/Instagram
760 okur puanı
Mart 2017 tarihinde katıldı
Puan vermedi·288 syf.··
2025 21. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 24 Ekim 2025 22:06
Sinan Yağmur, kelimelerin kifayetsiz kaldığı o büyük tarihi; Hz. İbrahim’in “Halilullah” (Allah’ın dostu) olma yolculuğunu, sadece bir biyografi olarak değil, kalbe dokunan bir aşk hikayesi olarak ele almış. Eser, okuru tarihin tozlu sayfalarından alıp İbrahim’in ateşine, Hacer’in çölüne ve İsmail’in teslimiyetine götürüyor. Kitap, dini metinlerin didaktik yapısından sıyrılarak olayları hissettirmeyi başarıyor. İbrahim’in ateşe atılırkenki tevekkülü, Hacer’i toprağa verirken “Sen bu mezara benim kalbimi de gömdün” deyişindeki o insani acı ve İsmail’in kurban edilme emri karşısındaki o muazzam duruşu, okuyucuyu sarsıcı bir sorgulamaya itiyor: “Senin İsmail’in kim? Vazgeçemediklerin mi, yoksa Rabbin mi?” Yazar, Nemrut ve Firavunların sadece geçmişte kalmadığını, her devrin bir imtihanı olduğunu hatırlatıyor. Sadece dini bir eser değil; fedakarlığın, babalığın, eş olmanın ve en nihayetinde “kul” olmanın özgürleştirici gücünü anlatan bu kitap, en sevilenlerin en ağır imtihanlardan geçtiğini bir kez daha mıh gibi akıllara kazıyor. Kısacası Sinan Yağmur, İbrahimî bir duruşun haritasını çiziyor.
Aşkın Meali -2 İbrahim ve HacerSinan Yağmur · Karatay Akademi Yayınları · 20131,773 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·272 syf.··
2025 19. kitabı
·
52 günde okudu
·
Okunma: 05 Ekim 2025 17:10
İnsan olmak, sormaktır. Aynadaki aksimize, gökyüzündeki yıldıza ve içimizdeki boşluğa bakıp "Neden?" demektir. Çoğu zaman bu soruları sormaktan korkar, onları "iman zafiyeti" sanıp halının altına süpürürüz. Oysa "Allah’ım Sorularım Var" kitabı, tam da bu noktada ezber bozan bir manifesto ile karşılıyor okurunu: "Soru sormak, hayatı ciddiye almaktır." Kitabın en çarpıcı yanı, teolojik ve gaybi meseleleri (melekler, kader, ahiret, şeytanın yaratılışı gibi) fildişi kulelerden indirip sokağın, gencin ve modern insanın anlayabileceği bir sadeliğe büründürmesidir. Genellikle ağır akademik dille yazılan ve okuru yoran eserlerin aksine; bu kitap su gibi akan üslubuyla, karmaşık sanılan hakikatlerin aslında ne kadar berrak olduğunu gösteriyor. Cesur Sorular, Kadim Cevaplar Yazar, günümüz insanının, özellikle de gençlerin zihnini kemiren o "tehlikeli" görülen soruları sormaktan çekinmiyor: "Allah -hâşâ- egoist mi?" "Madem Allah her şeyi biliyor, neden imtihan ediliyoruz?" "Evrende kötülük neden var?" Bu sorulara verilen cevaplar ise günübirlik yorumlardan uzak. Yazar, GENÇ Dergisi’nde iki yıla yayılan bir emeğin ürünü olan bu metinlerde; cevabı kendi şahsi görüşlerine değil, on dört asırlık İslam ilim geleneğine, ayet ve hadislerin sarsılmaz zeminine dayandırıyor. Yani kitap, modern şüpheleri kadim hikmetle tedavi ediyor. Fıtratın Açlığı ve İnsanın Yanılgısı Kitabın kalbi diyebileceğimiz nokta ise insanın "kendi kendine yetebilme" yanılgısına vurduğu neşterdir. İncelemede altını çizdiğim en kıymetli tespit şuydu: Nasıl ki mide acıkınca gıda, beden susayınca su istiyorsa; ruh da "kulluk" ister. İnsan, yaratıcısıyla arasındaki bağı kopardığında özgürleşmez, aksine fıtratına yabancılaşır. Çünkü "kendi kendine yetmek" yalnızca Allah’a mahsus bir vasıftır. İnsanın acizliğini kabul
Allahım Sorularım VarSoner Duman · Erkam Yayınları · 2022288 okunma
Puan vermedi·116 syf.··
2025 18. kitabı
Byung-Chul Han... Bu adamın kitaplarını okurken her seferinde içimde bir huzursuzluk uyanıyor, sanki bir arkadaşım gelip "Hey, şu hayatına bir bak" diye sarsıyor beni. *Ritüel* de tam öyle bir kitap – modern dünyanın o parlak ama boş pırıltısını kazıyıp altından çıkan yalnızlığı, erozyonu anlatıyor. Han diyor ki, mitlerimizi, efsanelerimizi, o eski hikayeleri kaybedince topluluklar dağılıyor; bireyler de içten içe çürüyor. Patolojik bir şey bu, antidepresan kuyrukları uzuyor, kalp acısı çektiğinde sarılacak bilge eller kalmıyor geriye. Okurken kendi yalnızlığımı düşündüm: "Efsaneleri elinden alınanlar erozyona mahkûm," cümlesi mideme bir yumruk gibi oturdu. Han, ritüelleri insanın en doğal haliyle bağdaştırıyor – biz sembollerle düşünen yaratıklarız ya, ritüeller o sembolleri hayata döküyor. Ama modernlik? O her şeyi paramparça ediyor. Hatırlayın, eskiden insan "üretim metası"yken şimdi "tüketim malı"; değerimiz tükendikçe değersizleşiyoruz. Örnekler o kadar vurucu ki: Bayramlar alışveriş çılgınlığına, düellolar köle savaşlarına, cinsellik pornografiye dönüşmüş. "Dünya artık tiyatro değil, bir pazar; hepimiz soyunup kendimizi sergiliyoruz," diyor Han – ruhumuz bile çıplak, cinsiyet gibi ifşa olmuş. Ego'muzla yola çıkıyoruz, her performansta "ben"i yaratıyoruz ama sonunda kolektif bir narsizme yuvarlanıyoruz. İletişim? O da topluluksuz bir pazarlık haline geliyor. Sonuçta hepimiz "yaşlı olmadan yaşlanıyoruz," çocuksu tüketiciler olarak kalıyoruz – ne kadar doğru, değil mi? Kitap, "insan olmak"ı bu çürümeyle sorgulatıyor; argümanları o kadar sağlam ki, sayfaları çevirirken "Evet ya, tam da bu!" diye mırıldandım kendime. Ama illa kusursuz değil, bazı yerlerde içim burkuldu. Mesela, yok olan ritüellerin yerine yenileri doğmuyor mu? Yapay zeka şirketlerinin o gösterişli
Ritüellerin Yok Oluşuna DairByung-Chul Han · İnka Kitap · 2022223 okunma
https://youtu.be/LMzNMPlpHd0?si=qDn2kAHAM565_dZ8
Puan vermedi·80 syf.··
2025 15. kitabı
Rüzgar Yükseliyor: Acının Dinginliği ve Yaşama Kararlılığı Hayao Miyazaki'nin başyapıtlarından birine ilham olmasıyla bilinen Hori Tatsuo imzalı "Rüzgar Yükseliyor", aslında filmden çok daha farklı, daha sessiz ve kişisel bir derinliğe sahip. Kitap, adını ve ana felsefesini Paul Valéry'nin o unutulmaz dizesinden alıyor: "Rüzgar yükseliyor! ... Yaşamaya çalışmalı!". Bu iki dize, eserin tamamına yayılan acı, umut ve kabulleniş dolu temanın da bir özeti niteliğinde. Eğer bu kitapta coşkulu duygular, çarpıcı olaylar veya melodramatik acılar arıyorsanız, aradığınızı bulamayacaksınız. Bu romanın gücü, Japon edebiyatının o en sevilen özelliğinde saklı: aşırılıktan uzak, samimi ve şiirsel bir dilde, en derin duyguları bile büyük bir sükunetle aktarabilmesinde. Sevgi ne kadar yoğunsa, acı ne kadar derinse, o kadar gizleniyor öykünün arkasına. Okuyucuya düşen ise, bu duyguları ufak detaylardan, doğa betimlemelerinden ve karakterlerin sessiz fedakarlıklarından sezmektir. Kitap, klasik bir olay örgüsünden ziyade, dokunaklı bir "anı kitabı" şeklinde ilerliyor. Tüberküloz hastası olan nişanlısı Setsuko'ya adanmış bu metinler, aslında anlatıcımızın bir sanatoryumda geçirdikleri günlerin dökümü. Bir erkeğin kaleminden, sevdiği kadınla olan ilişkisini, hastalığın gölgesindeki umut arayışlarını ve kaçınılmaz sona karşı verdikleri sessiz mücadeleyi okuyoruz. "Rüzgar Yükseliyor", okuyucuya temel bir soruyu yöneltiyor: Sevdiğiniz insanın öleceğini bile bile onu sadakatle ve umutla sevmeye devam edebilir misiniz? Yazarın kendi hayatından da derin izler taşıyan bu hikaye, bu zor sorunun cevabını veriyor. Sonu belli bir hastalığın pençesindeki sevgiliye duyulan özlem, geleceğe dair kurulan kırılgan hayallerle birleşiyor. (Studio Ghibli hayranları için acı bir not: Kadın karakterin isminin
Rüzgâr YükseliyorTatsuo Hori · Kapra Yayıncılık · 2025603 okunma
Puan vermedi·108 syf.··
2025 14. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 10 Temmuz 2025 20:45
Sait Faik Abasıyanık'ın 'Lüzumsuz Adam' kitabı, durum öykücülüğünün en güzel örneklerinden biri. Bu kitapta 14 farklı hikâye bulunuyor ve her biri toplumun alt tabakasındaki, sıradan insanların hayatlarına odaklanıyor. Yazarın gözlem gücü inanılmaz yüksek. Karakterlerin duygularını, düşüncelerini ve yaşadıkları zorlukları o kadar yalın ve olduğu gibi aktarıyor ki, okurken o karakterlerle birlikte yaşıyorsunuz. Kitaba adını veren 'Lüzumsuz Adam' öyküsü, hayatından memnun olmayan, kendi içine kapanık ve rutinlere sıkışmış yalnız bir adamı anlatıyor. Diğer öykülerde ise; patronlar tarafından emeği sömürülen çalışanları ('Mürüvvet'), şehir hayatından bunalıp köyü özleyenleri ('İp Meselesi'), para uğruna ailesini terk edip pişman olanları ('Menekşe Vadi') ve önyargılarla mücadele eden farklı karakterleri ('Papaz Efendi') görüyoruz. Kısacası, bu kitap; dolandırıcılık, iftira, yalnızlık ve pişmanlık gibi hayatın içinden temaları, etkileyici bir dille sunuyor.
Lüzumsuz AdamSait Faik Abasıyanık · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201710,4bin okunma