Ceci

Bütün bu insanlar gülecekler, ellerini çırpacaklar, alkışlayacaklar. Ve bir infazı görmek için sevinç içinde koşuşan, bu özgür ve zindancıların tanımadığı insanların arasında, meydanı dolduracak bu kalabalıkta kırmızı sepette er ya da geç beni başımı izlemeye yazgılı birçok kelle olacak. Benim için oraya gelen, kendisi için de gelecek bir gün.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Hayır! Bir dakikadan, bir saniyeden az bir süre içinde, her şey tamam. Acaba onlar, düşüncede bile olsa, aşağı düşen o ağır ve keskin bıçağın eti yırttığı, sinirleri kestiği ve omuru parçaladığı anda orada olan insanın yerine koymuşlar mıdır kendilerini?.. Ama, ne yazar! Bir yarım saniyecik! Bir anda yok olan acı... İğrenç!
Bunun zor bir şey olmadığını, insanın acı çekmediğini, rahat bir son olduğunu, bu yöntemle ölümün çok basitleştirildiğini söylüyorlar. Peki, bu altı haftalık can çekişme ve gün boyu süren bu hırıltı ne öyleyse? Kimi zaman çok yavaş, kimi zaman çok hızlı akıp giden, artık geri gelmeyecek olan günün kaygıları nedir? İdam sehpasında biten şu işkence merdiveni neyin nesi? Görünüşe göre, acı duymak değil bu. Kanın damla damla tükendiği, aklın düşünce düşünce söndüğü aynı çırpınmalar değil mi bunlar? Ve sonra, acı çekilmiyormuş, buna inanıyorlar mı gerçekten? Kesik bir başın, sepetin kenarından kanlı kanlı dikilip halka “Hiç de acımıyormuş!” diye bağırdığını söylesinler bari! Onlara teşekkür etmeye gelen ve “Çok iyi bir icat. Mekanizması iyi,” diyen ölüler de mi var yoksa?
Ah! Birkaç saat sonra ölecek olmak ve bir yıl önce, aynı gün, özgür ve suçsuz olduğumu, güz gezintileri yaptığımı, ağaçların altında dolaştığımı ve yapraklar arasında yürüdüğümü düşünmek!
Ve yine de, ey sefil yasalar, sefil insanlar, ben kötü biri değildim!