Bir yerlerden boğuk, yolunu şaşırmış bir müzik sesi geliyordu, elimde olmadan peşine düştüm, çünkü bugün her şey beni cezp ediyordu, kendimi tümüyle rastlantıya bırakmaktan büyük bir haz duyuyordum ve usulca dalgalanan bir insan denizinin ortasındaki bu körlemesine sürüklenişin olağanüstü bir cazibesi vardı. Kanım bu fokurdayan sıcak, kıvamlı insan bulamacının içinde iyice kabarmıştı: Bir anda yay gibi gerilmiş, uyarılmıştım; bu insan nefesi, toz, ter ve tütün karışımı geniz yakan dumansı kokunun içinde bütün duyularım sonuna kadar açılmıştı. Çünkü önceleri, hatta daha dün, kusursuz bir centilmen olarak yaşamım boyunca kibirle kaçındığım; adi, bayağı ve avam bulduğum her şey yeni uyanan içgüdülerimi büyülercesine çekiyordu; sanki hayvansı, dürtüsel ve bayağı olanla kendi aramda ilk kez bir yakınlık hissediyordum. Burada şehrin döküntülerinin, askerlerin, hizmetçi kızların, serserilerin arasında kendimi bir şekilde iyi hissediyordum ve bu benim için tümüyle anlaşılmaz bir şeydi: Soluduğum havadaki geniz yakan kokuyu bir çeşit hazla içime çekiyordum, yumak olmuş bir kalabalığın içinde iteklenip sıkıştırılmak hoşuma gidiyordu ve içinde bulunduğum anın beni iradem dışında sürükleyeceği noktayı şehvetli bir merakla bekliyordum