Bir arının beli kadar inceydi beli. Eteğini dizlerine kaldıran küçük ayaklarıyla başlardı önümde koşmaya. Onu izlerdim, o da koşardı. Koşmasının ardından oluşan rüzgâr, zaman zaman onun siyah pelerinini havalandırır, onun esmer ve hoş sırtını görürdüm.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Peki, kim yapacak bütün bunları şimdi sana? Kim sevecek seni? Yaşıtın olan bütün çocukların babaları var, yalnızca seninki yok. Çocuğum, yılbaşlarından, bayram armağanlarından, güzel oyuncaklardan, şekerlerden ve öpücüklerden nasıl vazgeçeceksin? Zavallı yetimim benim, nasıl vazgeçeceksin içmekten ve yemekten?
Bütün bunları yazarken lambam söndü, gün doğdu, kilisenin koca saati altıyı çaldı.
Bunun anlamı ne? Nöbetçi gardiyan hücreme girdi, kasketini çıkardı, beni selamladı, rahatsız ettiği için özür diledi ve sert sesini yumuşatarak, bana kahvaltı isteyip istemediğimi sordu...
Titremeye başladım. Bugün mü olacak yoksa?
Ah! Kaçabilseydim, kırlarda nasıl da koşardım!
Hayır, koşmamam gerekir. Dikkat çeker, insanları kuşkulandırabilir. Tam tersine yavaş yavaş yürümek gerek; başınız dimdik olacak ve şarkı mırıldanacaksınız. Kırmızı desenli, mavi renkli, eskimiş gömlek gibi şeyler giyeceksiniz üstünüze. Bunlar insanı iyi gizler.