Allah kahretsin! Daha fazla okuyamayacağım... Ya generale ya hassa subayına verecekmiş! Dünyada bütün güzel şeyler zaten ya generallerin ya da hassa subaylarınındır. Kendine iyi kötü bir şey ayarlarsın, bu da artık benimdir diye düşünürsün ama o da ne, generalin ya da hassa subayının teki elini uzatmış, kapıvermiş! Allah kahretsin! Ben de general olmak isterdim. Elimi uzatıp başkalarının haklarını kapmak için değil, hayır...
Bahar kendini nasıl da duyumsatıyor! Yüreğim sanki hep bir şeyler bekliyormuş gibi vuruyor. Kulaklarımda sürekli bir uğultu, sık sık bir ayağımı kaldırıp kapıyı dinleyerek birkaç dakika öylece duruyorum.
Hayır artık dayanacak gücüm kalmadı. Tanrım! Neler yapıyorlar bana! Kafama buzlu sular akıtıyorlar! Beni dinlemiyorlar, neler çektiğimi görmüyorlar. Ne yaptım ben onlara? Niçin çektiriyorlar bana bütün bu acıları? Benden, benim gibi garip bir insandan ne istiyorlar? Ben ne verebilirim ki onlara? Neyim var ki, ne vereyim? Onların bana çektirdiği bu acılara katlanacak gücüm yok, başım cayır cayır yanıyor, her şey gözlerimin önünde fırıl fırıl dönüyor. Kurtarın beni! Alın beni bunların elinden! Bana şimşek gibi hızlı atlar koşulu bir troyka verin! Otur yerine arabacım, çın çın ötün troykamın minik çanları, şahlanıp uçun yağız atlarım, götürün beni buralardan! Haydi, daha hızlı, daha hızlı, buralara dair gözüm hiçbir şey görmemeli...