Ceci

Tiyatrolardaki ve salonlardaki bazı sansasyonel toplantılara katılmayı giderek daha sıklıkla ihmal ettiğimi, övgüyle söz edilen kitapları ısmarlayıp sonra da haftalarca hiç dokunmadan yazı masamın üzerinde bıraktığımı gördüm; gerçi mekanik bir biçimde merak duyduğum şeyleri toplamaya, kadeh ve antika satın almaya devam ediyordum, ama onları düzenlemekten vazgeçmiştim ve bazen uzun zamandır peşinde olduğum nadir bir parçayı beklenmedik bir anda ele geçirdiğimde bile doğru dürüst sevinmiyordum.
Reklam
Ne var ki kaderin tüm beklentilerimi yerine getirmesi ve benim de bunun ötesinde hiçbir şey talep etmeyişim bir alışkanlık haline geldiğinden bu hal giderek yaşamımda bir heyecan eksikliğine ve cansızlaşmaya yol açtı. O dönemde bazı yarı farkındalık anlarında bilincine tam varmadan içimde özlemini çektiğim şey arzulardan ziyade, arzulama arzusuydu; daha güçlü, daha bağımsız, daha tutkulu, daha doyumsuz istek duyma, daha yoğun yaşama, belki de acı çekme ihtiyacıydı. Fazlasıyla aklı başında bir yöntemle varoluşumdan bütün çelişkileri uzaklaştırmıştım ve bu çelişki yokluğu canlılığımı söndürüyordu. İsteklerimin giderek daha da azaldığını ve zayıfladığını, duygularıma bir tür donukluğun yerleştiğini görüyordum; belki de en iyisi şöyle ifade edecek olursam, bir tür ruhsal iktidarsızlık ve yaşamda tutkuyla yer alabilme yetersizliği hissettiğimi söyleyebilirim.
Aynı zamanda hem hareketli yaşanan hem de hiçbir sarsıntıya yer olmayan, gençliğe özgü bu rahat ve hoş atmosferi giderek daha fazla sevmeye başladım; neredeyse yeni hiçbir şey istemeden, çünkü dinginlik içinde geçen hayatımda gerçek bir sevince dönüşebilecek çok az şey vardı. Zevkle seçilmiş bir kravat bile beni hoşnut edebiliyordu, güzel bir kitap, bir araba gezintisi veya çekici bir kadınla geçirdiğim birkaç saatten sonsuz bir mutluluk duyabiliyordum. İngilizlere özgü kusursuz dikilmiş bir takım elbisenin toplum içinde hiçbir biçimde göze batmayışı gibi benim varoluş biçimimde de dikkat çekici hiçbir şey yoktu ve en çok hoşuma giden yanı da buydu.
Bütün olarak baktığımda günümü hoş bir şekilde dolduran ve zengin bir varoluş duygusu veren çok şey yaşadım.
İlgi duyduğum için ve her zaman zevkle yaptığım bazı şeyler vardı, iyi müzik dinlemekten ve ressamlarımızın atölyelerine uğramaktan hoşlanıyordum.
Reklam