Sessiz vedalar, kelimelere dökülmemiş duyguların en ağır olanıdır. Ne bir elveda, ne de bir son bakış... Sadece yavaşça uzaklaşan iki hayat. Kimse tam olarak ne zaman koptuğunu anlayamaz; sadece bir gün, artık konuşmadığınızı fark edersiniz.
Bazen gurur susturur insanı, bazen kırgınlık. Bazen de içten içe hissedilen "artık seninle aynı yolda yürüyemeyiz" duygusu, sessizce çeker insanı geri. Ne bağıran bir ayrılık vardır ortada, ne de kapanan bir kapı sesi. Ama en çok o sessizlik kalır geride, içten içe sızlayan.
Çünkü sessiz vedalarda, yarım kalan cümleler, sorulamayan sorular ve söylenmemiş sözler birikir. Ve insan, cevaplarını asla alamayacağı bir hikâyenin içinde kalakalır.