İbrahim Celal SALDIRANER

İbrahim Celal SALDIRANER
@Celalsld
Lisans
İstanbul
Kadıköy
85 okur puanı
Ocak 2023 tarihinde katıldı
Puan vermedi·312 syf.··
2025 476. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2025 13:53
Alice Feeney – Taş Kağıt Makas Taş Kağıt Makas, evlilik, sırlar ve güven temalarını psikolojik gerilimle harmanlayan sürükleyici bir roman. On yıldır evli olan Adam ve Amelia’nın ilişkilerini kurtarmak için çıktıkları hafta sonu tatili, kısa sürede rahatsız edici bir hesaplaşmaya dönüşür. Kar fırtınasıyla izole edilmiş bir mekân, geçmişten gelen mektuplar ve her iki karakterin de sakladığı gerçekler, hikâyenin gerilimini adım adım yükseltir. Alice Feeney, çift bakış açılı anlatımıyla okuru sürekli şüphede bırakır; kime güvenileceği, kimin doğruyu söylediği asla net değildir. Romanın en güçlü yanı, ters köşeleri ve son ana kadar gizlenen detaylarıdır. Psikolojik gerilim seven, kısa ama etkili bir okuma arayanlar için Taş Kağıt Makas oldukça tatmin edici bir tercih.
Edebiyat & Roman
Taş Kâğıt MakasAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20238,1bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·232 syf.··
Beğendi
·
2025 474. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 03 Aralık 2025 17:59
John Williams’ın Stoner Romanı Üzerine Bir İnceleme John Williams’ın 1965 tarihli romanı Stoner, ilk bakışta sıradan bir akademisyenin hayat hikâyesi gibi görünür; ancak eserin gücü, tam da bu “sıradanlığın” içinde saklıdır. Roman, William Stoner’ın Missouri kırsalından üniversite dünyasına uzanan hayatını, büyük dramların olmadığı ama derin bir iç sessizliğin sürekli varlık gösterdiği bir anlatıyla sunar. Williams, sade; fakat keskin bir dille bireyin gündelik varoluşuna dair çarpıcı sorular sorar. Stoner’ın en dikkate değer yanlarından biri, anlatının durgunlukla dinamizm arasındaki ince çizgide ilerlemesidir. Olay örgüsü gürültülü dönemeçlerden yoksundur; buna rağmen, Stoner’ın iç dünyasındaki değişimler son derece sarsıcıdır. Roman boyunca kullanılan kısa, duru; fakat yoğun cümleler ki bu üslup, Williams’ın neredeyse kendine özgü bir imzası gibidir, kitabın melankolik atmosferini sürekli besler. Eserin tematik derinliği özellikle üç noktada belirginleşir: 1. Kendini adama fikri : Stoner, akademiye duyduğu sessiz tutkuyla kendi kimliğini adeta yeniden inşa eder. 2. İletişimsizlik, yani insanların çoğu zaman kendi hayatlarının bile dışına düşmeleri. 3. Zamanın erozyonu; roman boyunca Stoner’ın gençlik umutlarının, kariyer mücadelelerinin ve kişisel hayal kırıklıklarının aynı dinginlikle akıp gitmesi, okuyucuyu güçlü bir varoluş sorgulamasına davet eder. Williams’ın karakter inşası da ayrıca övgüyü hak eder. Stoner ne kahramandır ne de anti-kahraman. Kusurları barizdir; tercihleri tartışmalıdır; fakat tam da bu nedenle son derece “insanî”dir. Yazar, karakterleri dramatize etmek yerine onları doğal hâlleriyle resmeder: kırılgan, tutarsız; ama yine de anlam arayışından vazgeçmeyen bireyler olarak. Romanın belki de en etkileyici yönü, sadelik içinde trajediyi
StonerJohn Williams · Yapı Kredi Yayınları · 20201,283 okunma
Puan vermedi·496 syf.··
2025 472. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 25 Kasım 2025 21:52
Bram Stoker’ın 1897 yılında yayımlanan Drakula romanı, gotik edebiyatın en güçlü eserlerinden biri olmanın ötesinde, popüler kültürde vampir imgesinin temelini atan yapıt olarak kabul edilir. Mektuplar, günlükler, gazete kupürleri ve anlatıcılar arası geçişlerden oluşan yapısıyla roman hem döneminin korku anlayışını hem de Viktorya dönemi kaygılarını yansıtan çok katmanlı bir metindir. Stoker, karanlık atmosferi, psikolojik gerilimi ve fantastik ögeleri ustaca harmanlayarak okuru hem tedirgin eden hem de kendine çeken bir anlatı kurar. Romanın merkezinde Jonathan Harker’ın Kont Drakula’nın Transilvanya’daki şatosuna yaptığı yolculuk yer alır. Harker’ın şatoda fark ettiği esrarengiz olaylar, vampirin gerçek doğasının açığa çıkışıyla birlikte gotik gerilim doruğa ulaşır. Stoker burada yalnızca bir korku hikâyesi kurmakla kalmaz; aynı zamanda Doğu-Batı çatışması, modern dünyanın geleneksel korkularla yüzleşmesi ve bireyin bilinmez karşısındaki çaresizliği gibi temaları da işler. Drakula’nın İngiltere’ye taşınmasıyla roman, bireysel bir tutsaklık öyküsünden geniş bir toplumsal tehdide dönüşür. Mina ve Lucy karakterleri, dönemin kadın kimliği tartışmaları üzerinden sembolik bir değer taşır. Lucy’nin dönüşümü, “arzu edilen kadın” ile “tehlikeli kadın” arasında kurulan Viktorya dönemi ikilemini temsil ederken Mina ise zekâsı ve dirayetiyle modern kadın imgesine yaklaşır. Profesör Van Helsing ve ekibin Drakula’yı durdurmak için bir araya gelmesi, akıl ve bilimin doğaüstü güçlerle mücadelesini simgeler. Stoker’ın betimlemeleri romanda belirgin bir gerilim yaratır: sisli Londra sokakları, kasvetli Transilvanya manzaraları ve Drakula’nın ürpertici varlığı, hem mekânı hem de karakterlerin ruh hâlini gotik atmosfer içinde bütünleştirir. Mektup-romanı şeklindeki yapı da okuru
DrakulaBram Stoker · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20236,3bin okunma
Puan vermedi·176 syf.··
Beğendi
·
2025 468. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 30 Ekim 2025 14:07
Rachel Cusk’ın Son Akşam Yemeği (The Last Supper: A Summer in Italy) adlı kitabı Rachel Cusk’ın Son Akşam Yemeği: Yeniden Kurulan Benliğin Sessizliği Rachel Cusk’ın Son Akşam Yemeği adlı kitabı, yüzeyde bir seyahat anlatısı gibi görünür; fakat satır aralarına sızan sessizlik, bunun çok daha derin bir metin olduğunu sezdirir. Cusk, İtalya’ya taşınan bir kadının gündelik hayatını anlatırken aslında bir iç yeniden doğuşun, bir kimlik inşasının portresini çizer. Eser, görünüşte pastoral bir dekorun ardına gizlenmiş, sarsıcı bir varoluş sorgulamasıdır. Bir Coğrafyanın Değil, Bir Zihnin Seyahati Cusk’ın İtalya’sı, romantik bir “göç”ün değil, kırılgan bir benliğin aynasıdır. Güneşin, taş evlerin, zeytin ağaçlarının arasında dolaşırken yazarın bakışı sürekli içe döner. Her manzara, bir ruh halinin yankısıdır; her sessizlik, söylenememiş bir cümlenin yerini tutar. Cusk, seyahatin dışsal dinamiklerinden çok, içsel yankılarını anlatır. Bu yönüyle kitap, Elizabeth Gilbert’ın Ye, Dua Et, Sev’indeki öz-arayış romantizmine karşı serinkanlı, neredeyse felsefî bir karşı duruştur. Gözlemin Soğukkanlılığı: Bir Kadının Sessiz İsyanı Rachel Cusk, çağdaş edebiyatta nadir rastlanan bir duygusal mesafeyi ustalıkla kullanır. Onun cümleleri sıcak bir itirafın değil, ölçülü bir tanıklığın ürünüdür. Bu mesafe, özellikle kadınlık ve annelik temalarının işlendiği bölümlerde belirgindir: Cusk, ev içinin sessizliğinde şekillenen görünmez emeği, toplumsal rolleri, kadının “var olma” hakkını doğrudan değil, gözlemin zarafetiyle dile getirir. Okur, yazarın sesini değil, onun bakışını hisseder — bu da metne hem şiirsel hem felsefî bir yoğunluk kazandırır. Estetik Bir Denge: Betimleme ile Boşluk Arasında Cusk’ın dili, resim sanatına yaklaşır. Ayrıntılar titizlikle işlenir; fakat o ayrıntıların
Son Akşam YemeğiRachel Cusk · Yapı Kredi Yayınları · 202524 okunma
Puan vermedi·80 syf.··
2025 463. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 17 Eylül 2025 17:25
Asıl adı Shūji Tsushima (doğum günü 19 Haziran 1909 ölüm yılı 13 Haziran 1948) , takma adı Osamu Dazai olarak bilinen, Japon romancı ve yazardı. Yirminci yüzyıl Japon edebiyatının önde gelen yazarlarından, sıradışı hayatıyla da meşhur Osamu Dazai otobiyografik öğeler taşıyan Soytarı Çiçekleri'ni ikinci intihar denemesinden sonra, 1935yılında yayımladı. Bu eser, yazarın kendi içsel çatışmalarını ve toplumsal dışlanmayı anlatarak, psikolojik derinlik taşıyan bir eser olarak öne çıkar. Yozo Ooba intihar teşebbüsünde bulunur ama balıkçılar kurtarır. Ardından Yeşil Çam Köşkü adlı bakımevine yatırılır. Orada bir hemşireyle tanışır. Bir arkadaşı ve akrabaları ziyaretine gelir. Bakımevinde geçirdiği dört günün anlatıldığı 80 sayfalık bir otobiyografik kısa öykü olarak adlandırabilirim.
Soytarı ÇiçekleriOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 20233,799 okunma