Dervişin yüzünde, dille tarifi imkansız, baktıkça gün ışığı gibi insanın yüzüne vuran bir saadet varmış.
Başmabeyinci esefle başını sallayıp;
“Ne talihsiz adam!” demiş. “ Tam muradına ereceği anda öldü!”
Gözlerini dervişin yüzünden ayırmayan melike:
“Sus!” demiş. “Ondan daha talihli insan var mı? Asıl bahtiyar, bir ömür boyunca hasretini çektiği şeye kavuşan değil, ona erişeceğini anladığı anda, saadetinin en yüksek noktasında ‘Ah!’ diyerek düşüp ölebilendir.”