Celikonur

Celikonur
@Celon
Gerçek deneyime kıyasla, empatik rezonans soluk ve zayıf kalır.
Reklam
intihar bir tecrübe, insanın tabiata sorduğu ve cevaplamaya zorladığı bir soru onu larak da görülebilir. Sorulan şudur: insanın varoluşunda ve şeylerin doğasına dair kavrayışında ölüm nasıl bir değişiklik meydana getirir? Fakat bu yapılacak beceriksizce bir tecrübedir; çünkü cevabı bekleyen, bilincin kendisini ortadan kaldırır.
Zira ölümü seçen birini hangi ceza yıldırabilir ki?
Bir dostun bir suç işlediği, sözgelimi bir cinayet gaddarca veya düzenbazca bir fiil işlediği, ya da hırsızlık yaptığı haberinin insanın üzerinde bırakacağı tesirle aynı kişinin kendi iradesiyle kendi hayatına son verdiği haberinin tesirini karşılaştırın . İlk türden haberler şiddetli bir öfke, en büyük hoşnutsuzluk ve cezalandırma ya da intikam alma arzusu uyandırırken, ikinci tür haberler bizi üzüntü ve kedere boğar, içimiz de acıma ve paylaşım duygularını depreştirir; ayrıca çoğu kez ahlaken tasvip etmemekten çok -ki kötü bir fiilin hemen ardından kendiliğinden uyanır- cesareti için bir hayranlık duygusu oluşur içimizde. Kimin tanıdığı, dostu, akrabası yoktur ki içlerinden biri bu dünyayı kendi iradesiyle terk etmemiş olsun? Ve biz onları suçlular gibi büyük korku ve dehşetle mi düşüneceğiz?
Hayat kendisini gereK büyük gerekse küçük meselelerde sürekli bir aldanış (bir hile ve desise) olarak sunar. Eğer vaat ettiyse sözünde durmaz, ta ki arzu edilen şeyin ne kadar az arzu edilmeye değer olduğunu gösterinceye kadar; kah umutla kah umut beslenen şeyle aldanmamızın sebebi budur.
Reklam