1. **"Meyden boşalıp doldu şafaklarla piyâlem;"
- Şair, kadehinin şafaklarla dolup taştığını söylüyor. Buradaki "mey" şarap anlamında kullanılmıştır. Şafak vakti ile iç içe geçme, dolup boşalma metaforu, bir uyanış ve tazelenme halini anlatıyor.
2. **"Halketti bir âlem ki bahar, ayni gülistan."
- Baharın gelişinin bütün âlemi bir gülistana çevirdiği anlatılıyor. Bahar, doğanın canlanmasıyla her yerin güzelliklerle dolduğu bir zaman dilimi olarak görülüyor.
3. **"Efsun değil, efsâne değil gördüğüm âlem:"
- Şair, gördüğü âlemin bir sihir ya da masal olmadığını vurguluyor. Gerçek olduğunu ve gördüklerinin hakikat olduğunu ifade ediyor.
4. **"Gündüz, gece, derya ve kenar, ayni gülistan."
- Gece ve gündüz, deniz ve kıyı – tüm bu unsurlar şair için bir gülistan, yani güzel bir manzara, huzur veren bir yer gibi. Her şeyde bir güzellik, bir bahar havası var.
5. "Salkımlar açar kuşların ahengi sesinde,"
- Kuşların ahenkli seslerinin salkımlar gibi açtığı ifade ediliyor. Kuşların cıvıltıları, adeta çiçeklerin açması gibi güzel bir ses uyumu oluşturuyor.
6. "Güllerden uçan râyihalar var nefesinde,"
- Şairin soluduğu havada güllerden yükselen rayihalar, yani hoş kokular var. Bahar havasını, doğanın taze ve güzel kokularını hissediyor.
7. "Kumral başı bir saksı ıtır penceresinde;"
- Burada, şairin sevdiği kişinin penceresindeki saksıda bulunan fesleğenle özdeşleştiği ifade ediliyor. Sevdiği kişiyle doğa arasında bir bağ kuruluyor.
8. "Haliyle, hayaliyle o yâr, ayni gülistan."
- Sevilen kişinin hem hali (bedeni) hem hayali (zihindeki imgesi) bir gülistan gibi. Yani sevdiği, tıpkı bahar gibi, huzur ve mutluluk veriyor.
Bu şiir, aşkı ve doğanın güzelliklerini harmanlayarak, şairin âşık olduğu kişinin ve baharın nasıl birbiriyle iç içe geçtiğini, hayatın her anında huzur ve mutluluğun hâkim olduğunu anlatıyor.