Her memleketin avâmı(halkı) bizzat düşünmek istemez, bekler ki kendisi için başkaları düşünsün. Sonra da her şey hakkında bir fikir sahibi olmak ister ve elbette, seviye ve toplumsal ihtiyacına en muvafık düşen veyahut da kendisine en muvafık ve mâhirâne(ustaca) sürekli takdîm edilen fikirleri kabul eder. Bu fikirlerin ne derece hakikate muvafık olduğunu, fenlerin ve ilimlerin neticelerine tevafuk( birbirine denk gelmek) edip etmediğini muhâkemeden âcizdir.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Karşımızda bulunan düşmanı hepimiz ölerek mutlaka denize dökmemiz gerektiği vicdani kanaatindeyim. Vaziyetimiz düşmana göre zayıf değildir... İçimizde ve komuta ettiğimiz askerlerde Balkan utancının ikinci bir safhasını görmektense burada ölmeyi tercih etmeyenlerin bulunacağını katiyen kabul etmem. Şayet böyleleri olduğunu hissediyorsanız, derhal onları kendi ellerimizle kurşuna dizelim...
"Bazı kanaatler vardır ki, onların hesap ve mantıkta izahı çok zordur. Özellikle muharebenin kanlı ve ateşli safhasındaki duygulardan doğan kanaatler... Tabii ki her kanaat ve karar içinde bulunulan durumu ve şartları incelemek ve bu incelemenin neticelerini sezmek ve değerlendirmek sayesinde doğar."