Cem oymak

Cem oymak
@CemOymak
Kendim gibi insanları bulabileceğim tek yer gibi duruyor..
Sultan Osman’ın katli üzerine İstanbul’da sipahi bölükleri ve yeniçeri, suçluluğu üzerlerinden atmaya çalışmakla beraber, devlet içinde gerçek iktidar sahipleri oldular. Asıl büyük tepki Anadolu’da kendini gösterdi. Sekban ve sarıcalar, İstanbul’da iktidarı zapteden kapıkullarına karşı ayaklandılar. Abaza Mehmed Paşa emrinde isyan bayrağını kaldırdılar. Bu isyanı bastırmak devleti çok uğraştırdı. Abaza Mehmed Paşa, Anadolu sekbanları ile Erzurum kalesinde İstanbul’un gönderdiği ordulara yıllarca karşı koydu. Bu mücadeleyi bir kısım tarihçiler (İ. H. Danişmend ve Mustafa Akdağ) Anadolu Türklüğünün, saltanat merkezi İstanbul’a hâkim devşirme kapıkullarına karşı bir mücadelesi şeklinde yorumlarlar.
Tarih
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Pâdişah kulu askerin, devlete, halka ait işlere karışması doğru değildir. Sultan Osman’ı savunarak der ki: “Bu mazlûm pâdişah günâhını itiraf ettikten sonra yeniçeri tâifesi kadîmî ni’metini yemişken ve tâ ebed kulları iken katline rizâ göstereler,” kabul olunamaz. Kaldı ki, kendisi Mustafa’nın sultanlığını tanıyıp “Ocağınıza geldim, beni sarayda hapsPrinted T-Shirt Cotton Ecru edin” diye yalvarmıştı. Buna karşı kulun onu Yedikule’ye göndermesi, katlini kararlaştırdıklarını gösterir (Osman’ın gönderdiği on kese altının dokuz kesesini içerde ağalar kendi aralarında paylaşmışlar).
Tarih
Saltanat Verâseti, Fâtih’in Kanûnu
Türk hânedânlarında bir saltanat verâset kanûnu olmaması, Türk devletlerini parçalanmaya götüren temel faktörlerden biridir. Egemenliğin yalnızca Tanrı tarafından belirlendiği inancı süregelmiştir. Halk dilinde devlet kuşu başa konma biçiminde ifade olunur.Hümâyûn unvanı efsanevi hümâ, devlet kuşuna işarettir. Hakanın oğullarından hangisinin tahta geçeceğini düzenleyen bir kanûn veya kural, Tanrı’nın iradesine karşı çıkmak anlamına geldiğinden, bir verâset ve veliahtlık kanûnu yapılmamıştır. Bu inanç, Uygur hakanının unvanında: “Tengri’de kut bulmuş” formülüyle ifade edilmiştir. Burada kut, kısmet, kader, Tanrı’nın lûtfu anlamlarını taşır. Hakanın evlâdından birini veliaht yapsa da, ölümüyle beraber bu kararı geçersiz kalır; evlatlardan hangisi fiilen iktidarı, yani orduyu, kurultayın desteğini veya bir savaşı kazanır, devletin merkez bölgesini (taht-ili) ve hazineyi ele geçirirse, ulus onu meşrû hakan tanır. Başarı, Tanrı’nın desteğine işaret sayılır. Ancak hanlık iddiasında olan için, soyunda atalarından birinin han olmuş bulunması koşulu vardır. Bu yüzden, boyların desteğini sağlayan han soyundan şehzâdeler, taht için mücadeleye girerler.Bu durum, Türk ve Mogol hanlıklarında bitmez tükenmez iç mücadelelere yol açmıştır.
Tarih
I. Ahmed (1603–1617) devlet adamları ıslahat gereğini anlamış ve zamanında bu yolla birtakım önemli çalışmalar başlamıştır. Devletin ana kanûnu, Fâtih ve Kanunî Süleyman dönemlerinin tümüyle Şerîat dışı örfî, yani yerli âdetlerle idarî gereksinimlere dayanan örfî kanûnnâme184 idi. I. Ahmed yeni bir kanûnnâme, Kanûnnâme-i Cedîd çıkarmıştır. Bu kanûnnâmede mevcut örfî kanûnlar, şerî esaslara göre fetvâlarla açıklanmıştır.
Tarih
Devletin bu dönemde, Kanunî Sultan Süleyman (1520–1566) devrindeki dünya devleti durumunu kaybettiği, karada ve denizde hızla yükselen Avrupa karşısında bir Ortaçağ devleti durumuna düştüğü bir gerçektir. Öte yandan bu dönem, Osmanlı ülkesinde iyi yaşamın, lüksün, sanatın zirveye ulaştığı bir dönemdir. Saray ve yüksek sınıf, görülmemiş bir zenginlik, zînet ve lükse yönelmiştir. Viyana saray kütüphanesinde saklı 1590’lara ait iki büyük albümdeki tasvirler, Osmanlı dünyasında o zamanki yaşamı, lüks ve zîneti bütün canlılığı ile yansıtmaktadır.
Tarih