Cem YENAL

Cem YENAL
@CemYENAL
cem.yenal@hotmail.com
öğretmen
Yıldız Teknik Üniversitesi Felsefe YL
İstanbul
İstanbul Yeşilköy
73 okur puanı
Ekim 2020 tarihinde katıldı
Olumlu Düşünebilecek Kadar Olumsuzluk Yaşamış Birisinden
Ben 1944 yılında Hiroşima dışında bir kasabada doğmu­şum. Üç yaşıma kadar ölmek için önüme üç fırsat çıktı. İlki 1945’te, kasabam konvansiyonel silahlarla bombalanıp Hiro­şima’ya atom bombası atıldığında oldu. Neyse ki ailem atom bombasının doğrudan etki alanının dışında yaşıyordu ama konvansiyonel bombaların kasabadaki etkileri korkunçtu. Fena halde ishal olmuşum ve çok su kaybetmişim. Mahalli bir doktor beni hayatta tutmak için çok uğraşmış. Ölmedim. Bunu izleyen iki yıl içinde beni ölümle burun buruna getiren iki kaza geçirmişim. Fakat ben yaşamaya devam ettim. 1991’de kırk yedi yaşıma bastım. Hâlâ hayatta olduğum için çok heyecanlıyım. Beklenenden kırk dört yıl daha uzun yaşadım. Yarın ölsem kimse Ohashi genç yaşta öldü diye­mez. Çünkü Ohashi zaten umulandan çok daha uzun yaşadı. Her gün benim için ekstra. Görüyorsunuz ya, hayatın gerçek zevkleri sadelikten gelir, ama biz bu sade zevkleri takdir edemiyoruz çünkü beklentile­ rimiz çok fazla. Böyle olunca da hiçbir şeyin, kendimizin bile değerini bilemiyoruz.
Sayfa 21·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Böyle Düşünmekten Başka Çaremiz Var mı?
Ağlamam geçtikten sonra sorunlarımın bir dökümünü çıkardım. Başımdan aşkın görünüyorlardı. Listeye şunları yazmıştım: 1. Ben Japon’um. Japonya’da Japon olmak iyi ama Ame­ rika’da değil. Yabancı bir ülkeye alışmak zor ve Ameri­ ka’daki gelenekler, kültür ve beklentilerle baş etmekte zorlanıyorum. 2. İngilizce’yi iyi konuşamıyorum. İnsanların konuştukları­ nı neredeyse hiç anlayamıyorum. 3. Param yok. İngilizce’yi de iyi konuşamadığıma göre ben nasıl iyi bir iş bulacağım? 4. Ne ailem var, ne arkadaşlarım. Kendi başınayım. Bana yardım edecek kim var? Kimse yok. En büyük sorunlarım bunlardı ama elbette günlük hayatta birçok başka sıkıntıya ve sinir bozucu şeylere neden oluyor­lardı. Listeyi çıkardıktan sonra oturup medityasyon yaptım. Ar­dından listeyi incelemeye koyuldum. Ansızın bana sıkıntı ve­ ren şeylerin aslında birer fırsat olduğunu gördüm! Listemdeki maddelerin üstüden birer birer geçtim. 1 Ben Japon’um. Harika! Japon olmanın bana sağlaya­ cağı en büyük yararı sağlayacağım. Amerikalılara Do- ğu’nan bedeni tanıma sanatını ve Ohashiatsu’yu öğre­ tebilirim. Kısa boylu, miyop ve çekik gözlü olduğum için insanlar beni farklı biri olarak görecekler. Yaptığım işe daha fazla saygı gösterecekler. 19 2 İngilizce’m iyi değil. Ne güzel! İnsanların şikayetlerini dinlemek zorunda kalmayacağım. Kafam rahat ve hu­ zurlu olacak. 3 Parasızım. Şahane! Demek bir çeyreklik bile kazansam şimdikinden fazlasına sahip olacağım. İstesem bile da­ ha dibe düşemem. Başarıya giden yola girdim bile. 4 Ne ailem var, ne de arkadaşlarım. Çok güzel! Onların öğüt ve beklentilerinin esiri olmayacağım. Aile bağları veya toplumsal yapı tarafından sınırlandırılamam. Öz­ gürüm. Durumumu olumsuz görmekten vazgeçtiğim anda hayatı­ ma devam edebildim ve hem özgürleştim, hem de kendim­ den hoşnutluk
Sayfa 19·Kitabı okudu
Batı tıbbı açısından bir hastalığın belirtisini taşıyan kimse hastadır. Kişiyi ve onun göreceği te­daviyi tanımlayan budur. Oysa geleneksel Doğu tıbbında şifacı, hastanın içinde has­talıkla sağlık arasında süren bir mücadele görür. Orada sağ­ lık mevcut olmasa hasta ölmüş olurdu. Hastalanmak sağlık işaretidir. Hasta olduğunuz sürece yaşıyorsunuz, yaşadığınız sürece de kurtulma şansınız var demektir. Öldüğünüzdeyse artık şansınız yoktur. Doğulu şifacının yaklaşımı hastadaki sağaltıcı güçleri yü­ reklendirmektir. Dolayısıyla da bizim tedavi yöntemlerimiz Batıdakilerden çok başkadır. Çeşitli sağlık sorunlarıyla baş etmenin yollarını açıkladıkça bunu daha açık görecek ve mu­ hakeme tarzımızı anlayacaksınız.
Sayfa 14·Kitabı okudu
Aklınız iyi-kötü ikiliği­ nin ötesine geçecektir. Daha bütünsel bir hayat görüşü geliş­tirirsiniz. Her şeyde karşıtlığın olduğunu görürsünüz. Siz zayıf veya güçlü biri değilsiniz, her ikisi birdensiniz! İşte Doğulularla Batılılar arasındaki köklü farklılıklardan bi­ri. Batılılar her şeyi mutlak olarak görürler: bir şey ya iyidir ya da kötü, ya doğrudur ya da yanlış, ya güçlüdür ya da zayıf. Doğudaysa bizler her şeyi aynı anda hem güçlü hem de zayıf olarak görürüz. Kolayca eğilen bir ağaç zayıf olarak gö­ rülebilir ama sert rüzgarlara yol verebilen ve dayanabilen odur. Bu sayede öbürleri kırılırken o sağ kurtulur. Ağacın gü­ cü esnekliğinde yatar.
Sayfa 14·Kitabı okudu
Kendi hayat, kendi memat Devr ile âdem olacak Kendini kendinde bulur Mutlak iken nokta olur Adem imiş mazhar-ı Hak¹
Sayfa 43·Kitabı okudu