Cem YENAL

Cem YENAL
@CemYENAL
cem.yenal@hotmail.com
öğretmen
Yıldız Teknik Üniversitesi Felsefe YL
İstanbul
İstanbul Yeşilköy
73 okur puanı
Ekim 2020 tarihinde katıldı
Kucağımdaki Kedi Yanımdaki Kızın Çantasına Atladığı Sırada Okudum
Alıklaşarak: Ne gibi efendim? Annenin ismi Pamuk. Oğluna da Pamuk adını vermek pek tekdüze olacak. Halbuki Hacı Molla yavrunun ismini de beyazlık fikrini eda edecek surette koymak isti- yordu. Tam dört saat tartıştık. "Kar" koymak istedik. Biraz soğuk düştü. "Beyaz" kelimesi tekrar etmeye pek uygun düşmüyordu. "Sefid"il Hacı Molla asla kabul etmedi. Çocukluğunda coğrafya okurken Bahr-i Sefid2 münasebe- tiyle bir dayak yemiş. Bu kelimeden nefret ediyor. "Ak" ismini teklif ettim. Hacı Molla kızdı. "Yavruyu 'Ak! Ak! Ak!' diye çağırırken herkes beni ördek gibi ötüyor sanır" dedi. Pamuk'un Acemcesi olan "Pembe" dedim. Hacı Molla "Beyaz kediye kırmızı denilmez" diyerek bunu red- detti. Nihayet yavrunun ismini "Zararsız" koyduk. Tebessümle: Ve şenlik kararlaştırıldı, bir kedi yavrusu... Azizim, insanlar mantığı ne dediklerini ayırt etmek için değil, her dediklerini mantığa uydurmak için icat etmişler. Şimdi sana desem ki falanca kralın oğlu dünyaya gelmiş, o millet şenlik yapıyor. Bu sözlere hiç şaşırmaz ve belki de bunu pek doğal bulursun. Fakat bir kere düşün, düşün ki: Evvela, çocuğun yaşayıp yaşamayacağı bilinmez; İkincisi, iyi adam olup olmayacağı da bilinmez; Üçüncüsü, insan olduğu için iyiden ziyade kötüye meyle- deceği pek muhtemel; Dördüncüsü, kral oğlu olduğu için kibirli, zorba, bencil ve... biraz cahil olması da öngörülebilir. Şimdi şu özelliklere sahip olan bir çocuk için şenlik yapılışına ses çıkarmazken, Zararsız'ın âleme ayak basması iki kişinin sevincine değmez mi? Alayları bile birer hikmet dersi içeren bu garip adama kendimi alıkoyamadan şaşkın şaşkın bakmaktayken Aynalı neyi üflemeye ve okumaya başladı:
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Modern Batı Tıbbının Hatası
Karaciğerinden rahatsız olan biri tedavi için dahiliyeciye gider. Dahiliyeci ona karaciğerindeki sorunu çözen bir ilaç yazar ama ilacın yan etkileri kalbe zarar verir. Hasta da kar­diyologa gider, kardiyolog ilaç yazar ve hastanın kalbi düze­lir. Fakat bu ilaçlar da böbrek hastalığına neden olur. Hasta ürologa gider, ürolog ilaç yazar, böbrek iyileşir ama dalak ra­ hatsızlanır. Hasta bu sefer dalağı için doktora gider, yine ilaç yazılır, ilaçlar sindirim sorunlarına neden olur ve bunun sonu­ cunda hasta ölür. Doktorların hepsi, “Başarılı oldum,” der ama hasta ölmüştür. Çünkü her doktor bedenin yalnızca ken­disiyle ilgili olan bölümün görmüş, bedeni bir bütün olarak değerlendirememiştir. Batılı doktor önleyici olmak yerine kriz yönetimini tercih eder. Kronik hastalıklardan çok akut sorunlarda başarılı olur. Sonuç olarak Doğulu hekimler de, Batılı hekimler de ge­reklidir. İki tarafın da güçlü ve zayıf yanları var. Doğulu şifacı yumuşak ve ılımlı bir yöntem benimser; o sorunu henüz kü­ çükken ele alır. Batılı doktorsa son derece uzmanlaşmıştır ve kriz anlarında, sorun iyice büyümüşken daha başarılıdır. Batı tıp dünyası niceliği, yani yaşam süresini önemseme eğilimin­ dedir.
Sayfa 29·Kitabı okudu

Cem YENAL

, bir kitap okudu
Puan vermedi·284 syf.·
2026 9. kitabı
A. Kadir Çüçen
8.7/10 · 49 okunma
Saramago Körlük’ü Yazarken Filibeli’den Esinlenmiş Olabilir
Bir aralık cebimde kibrit kutusu olduğu aklıma geldi. Hemen çıkarıp bir tanesini yaktım. Gördüğüm manzara o kadar tuhaftı ki elimde olmadan uzun kahkahalar salıvererek, kahkahaların şiddetinden iki tarafa yuvarlanıyordum. Babam olduğunu iddia eden herifin, analığımın, amcalarımın, dayılarımın gözleri yerinde bildiğimiz göz değil birer arpacık soğanı yahut buna benzer bir şey vardı, yani bu biçarelerin tümü beş duyunun en yüksek ve olmazsa olmazı olan görmeden, gözden mahrumdu. Ben kahkahayı salıverir salıvermez odadaki halkın aldığı manzara o kadar beklenmedik ve gayr-i makuldü ki kahkahalarımı kesmek şöyle dursun, bence bu gülüş rahatsızlığa sebep olacak bir sinir krizi şeklini aldı. Babalık, analık ve diğerleri dörder ayaklı olmuş, olanca kuvvetleriyle zıplamaya başlamışlardı. Bir müddet böylece zıpladıktan sonra evvela babalığım yanıma geldi, elimi tuttu, öptü: Ey Beyaz İfrit'in Sarı Şeytanı! Saltanat sana mübarek olsun! Bin senedir cümle âlem seni bekliyordu. Nihayet büyük bir mucize olarak güya benim soyumdan dünyaya geldin. Bin senedir beklediğimiz sesi çıkardın. Şimdi bütün Kızıl Şeytanlara haber vereyim, gelip elini öpsünler, her yere haber göndersinler! dedi. Bulduğum zeytinyağıyla bir kandil hazırladıktan sonra biraz yemek yemeye niyet ettim. İşte o sırada memleketin padişahı, vezirleri, âlimleri evimize doldu. Hepsi bana şu garip "Beyaz İfrit'in Sarı Şeytanı Hazretleri" unvanını vererek haddinden fazla hürmet etmekteydi. Sokaklarda tellallar dolaşarak Sarı Şeytan'ın ortaya çıkışını ahaliye müjdeliyordu. Benim için memleketin en büyük ve süslü saraylarından birini tahsis ettiler, yüzlerce hizmetkâr hizmetime verildi. Ben yavaş yavaş bu garip halkı incelemeye koyuldum. Bunlar tam manasıyla kör değildi. Işık denilen esîrî titreşimleri bizdeki etki biçimiyle
Sayfa 51·Kitabı okudu
Ying Yang ın Özeti
Karşıtlıklar ilkesi çok eskidir. İlk tıp kitabı bu esastan ha­reketle yazılmıştır: Sarı İmparatorun Dahiliye Klasiği. Bu ki­tap tüm Doğu tıbbının temelini atan büyük bir eserdir. Sarı İmparatorun Klasiği karşıtlıklar felsefesini yin ve yang - tüm görüngüleri mümkün kılan iki güç - olarak adlandırır. Yin ev­ rendeki yayılmacı güç olarak betimlenir. Merkezkaç güce kaynaklık eder; eşyayı büyütür, ıslak, gevşek ve kadınsı hale getirir. Yang ise merkezkaç etkiye neden olan daraltıcı güç olarak betimlenir; eşyayı küçültür, kuru, sıkı ve erkeksi hale getirir. Bu iki öncesiz güç Doğuda arketipler olarak görülür, yani maddi alemde varolan her şey bu iki esas güçle meyda­na gelir.
Sayfa 22·Kitabı okudu