Cem YENAL

Cem YENAL
@CemYENAL
cem.yenal@hotmail.com
öğretmen
Yıldız Teknik Üniversitesi Felsefe YL
İstanbul
İstanbul Yeşilköy
72 okur puanı
Ekim 2020 tarihinde katıldı
Karşınızdakine açık ve duyarlı olmalısınız. Yargılar veya eleştirirseniz kişi size ken­dini kapar. Bu durumda ona ulaşamazsınız. Ona hiçbir yararınız olmaz. Ben diyorum ki, tanılayan kişi tanılanan kişidir.
Sayfa 33·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Halkımız içinde bir zümre var ki yalnız "bilmediğini bilmez", bundan başka her şeyi bilmek iddiasındadır. Hekim değildir, lakin hekimleri küçümser, önüne gelene ilaç tavsiye eder. Evlenmesini asla bilmemiş, içi dışı çirkin bir karı almıştır; böyleyken her gence evlenme usulü öğretir. Birçok para harcayarak yaptırdığı ev ahıra benzer, mamafih Mimar Sinan'ı bile beğenmez...
Saadet nedir?
Beşeriyet bir ah etti ve: Doğru, doğru... Bana söyleyiniz, merhamet ediniz. Mademki hayattan tiksiniyor da vazgeçemiyorum, saadet nedir? Bunu söyleyiniz! dedi. İşte bu sırada reis geldi, meseleyi anladı ve orada bulunanlara: Buyurun, şu dertlinin müşkülünü halledin, dedi. Bazıları şu şekilde cevaplar verdi: Cenab-ı Halil:1 Saadet çalışmak, kazanmak ve kazancını diğer insan- larla paylaşmaktadır. Cenab-ı Kelîm:2 -Saadet, nefsini Firavun ihtiraslarından kurtarmaktadır. Cenab-ı Adem: - Saadet, şeytana uymamak ve Havva’ya aldanmamaktadır. Konfüçyüs: Bir tencere pirinç pilavına bütün lezzetleri sığdırmaktadır. Eflatun: Daima yücelikleri düşünmektedir. Aristo:
Sayfa 90·Kitabı okudu
Varlık ve Hiçliğin Döngüseliğiyle Birliği
Bu düşünceden hiçbir fert, hiçbir zerre kurtulamaz. Çünkü kurtulmak için gereken koşulları yerine getiremez. Bu koşul neymiş? Ben bu marifet için hayatımı feda etmiştim. Sanırım bundan ağır bir koşul olamaz. Öyle mi sanıyorsun? Bana kalırsa, ruhu bilmek için bu koşul yeterli olsaydı, ruhu bilen pek çok kimse bulunurdu. Lakin koşulunu... Bu koşul nedir? Yoklukla varlığın tek bir şey olduğunu ispat etmek.
Sayfa 85·Kitabı okudu
Kucağımdaki Kedi Yanımdaki Kızın Çantasına Atladığı Sırada Okudum
Alıklaşarak: Ne gibi efendim? Annenin ismi Pamuk. Oğluna da Pamuk adını vermek pek tekdüze olacak. Halbuki Hacı Molla yavrunun ismini de beyazlık fikrini eda edecek surette koymak isti- yordu. Tam dört saat tartıştık. "Kar" koymak istedik. Biraz soğuk düştü. "Beyaz" kelimesi tekrar etmeye pek uygun düşmüyordu. "Sefid"il Hacı Molla asla kabul etmedi. Çocukluğunda coğrafya okurken Bahr-i Sefid2 münasebe- tiyle bir dayak yemiş. Bu kelimeden nefret ediyor. "Ak" ismini teklif ettim. Hacı Molla kızdı. "Yavruyu 'Ak! Ak! Ak!' diye çağırırken herkes beni ördek gibi ötüyor sanır" dedi. Pamuk'un Acemcesi olan "Pembe" dedim. Hacı Molla "Beyaz kediye kırmızı denilmez" diyerek bunu red- detti. Nihayet yavrunun ismini "Zararsız" koyduk. Tebessümle: Ve şenlik kararlaştırıldı, bir kedi yavrusu... Azizim, insanlar mantığı ne dediklerini ayırt etmek için değil, her dediklerini mantığa uydurmak için icat etmişler. Şimdi sana desem ki falanca kralın oğlu dünyaya gelmiş, o millet şenlik yapıyor. Bu sözlere hiç şaşırmaz ve belki de bunu pek doğal bulursun. Fakat bir kere düşün, düşün ki: Evvela, çocuğun yaşayıp yaşamayacağı bilinmez; İkincisi, iyi adam olup olmayacağı da bilinmez; Üçüncüsü, insan olduğu için iyiden ziyade kötüye meyle- deceği pek muhtemel; Dördüncüsü, kral oğlu olduğu için kibirli, zorba, bencil ve... biraz cahil olması da öngörülebilir. Şimdi şu özelliklere sahip olan bir çocuk için şenlik yapılışına ses çıkarmazken, Zararsız'ın âleme ayak basması iki kişinin sevincine değmez mi? Alayları bile birer hikmet dersi içeren bu garip adama kendimi alıkoyamadan şaşkın şaşkın bakmaktayken Aynalı neyi üflemeye ve okumaya başladı: