Afyonu denedim, beni aptallaştırıyor; bütün alkolleri tattım, beni iğrenç bir deli haline sokuyor; kokain, mankafa edi yor ve ömrü kısaltıyor. Esrar ile eter geç kalmış küçük deka danların harcı. Dans, terleten bir hayvanlaşma. İki üç milyon kaybettiğim kumar iğrendiriyor, pek sıradan heyecan ve çok pahalı. Müzikhollerde boyalı, çıplak, nefret uyandıran, birbi rine benzer kızlardan hep o bildik bölükler... Sinema ise halk tabakalarına özgü bir rezalet.
Otomobilde veya uçakta, sürat, başlangıçta avutuyor; ama sonra gülünç geliyor: İnsan hiçbir şey görmüyor, derhal ayrılmak arzusuyla çırpındığı bir yere, sersemlemiş olarak varıyor. Tiyat ro, ihtiyarlar veya estetik züppeleri için bir vakit geçirme yeridir. Konserlerde, bazen, insanı kendisine unutturan birkaç parça din lenebiliyor, bu, şüphesiz kıymetli bir neticedir. Fakat buna var mak için, kim bilir ne manasız ve münasebetsiz şeyler düşündük leri halde mestolmuş gibi ikiyüzlülük gösteren öyle insan sürüleri arasında, o kadar çok parça dinlemek lazım ki, işkence oluyor.
Spor için genç, kolayca memnun edilir ve iptidai olmak lazım.
Ben bir başka şarap, mucize yaratan bir tiyatro, daha feci bir spor, varlığımı sonsuza kadar değiştirecek bir afyon istiyorum. İnsanlar o kadar az şeyle yetiniyorlar ki! Bir parça boyalı et, bir parça yapma delilik, birkaç eski tasvir, bin defa duyulmuş birkaç ses, bir heyecan taklidi, bir hayvan şuursuzluğu...
Param var, her şeyi satın alabilecek kadar var ve canım sıkılıyor. Büyük bir şehrin zevk ve sefahati bana şımarık ve bön çocukların eğlencelerini hatırlatıyor. Bunu tatsız buluyorum. Kaligula veya Kafur gibi insanlar belki eğlenebilirlerdi, ben yapamıyorum. Para kâfi değil, iktidar ve saflık lazım. Kimbilir belki de onlar da sıkılıyorlardı. İnsanları öldürtmek, platonik