Bu durum zaviyelerde günlük yaşamın içerisinde ibadetin yanında, eğlencenin de var olduğunu ve sosyal anlamda ahilerin rahat bir yaşam sürdüklerini ortaya koymaktadır.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bu yaran odaları eğlendirici ve eğitici fonksiyonların yanında bölgesel sorunların çözümlendiği, ortak çarelerin bulunduğu bir mekan görevi yapmaktaydı. Yaran odalarından sorumlu kişiler, düğün yapanlara yardım ederler, kimsesizlerin yardımına koşarlardı.
Türkler keçeyi en iyi imal eden kavim olarak vasıflandırılmışlardır. Keçeden yapılan çadırlar ise İslam ülkelerinde çok meşhurdur. Hatta Peygamberimizin bile Türk çadırının olduğu söylenmektedir.
Beldeye girdiğimiz saatlerde, biz çarşıdan geçerken bazı kimseler dükkanlarından çıkıp hayvanlarımızın dizginlerine yapıştılar. Bir başka grup ise bunlara engel olmaya çalıştı ve bu yüzden aralarında kavga çıktı. Hatta bazıları birbirleri ne bıçak çekmeye bile kalkıştı. Ne söylediklerini anlamadığımız için müthiş bir korkuya kapılarak, bölgede yankesicilik yapan germiyanlarla karşılaştığımızı, bu şehrin onlara ait olduğunu ve mallarımızı almaya çalıştıklarını sandık. Ortalıkta tam bir kargaşa yaşanıyordu. Bu sırada Cenab-ı Hak bizi Arapça bilen bir hacıya rast getirdi. Ondan bu kişilerin bizden ne istediklerini sordum. 'Korkmayın, bu ahilerdir Sizi ilk karşılayan Ahi Sinan'ın, diğerleri ise Ahi Duman'ın yoldaşlarıdır. Her iki gurup da kendi zaviyelerine inmenizi istiyorlar.' dedi. Olacak iş değildi. Eşkıya olmasından korktuğumuz adamların yagene kavga nedeni. bizim hangi zaviyede ağırlanacağımızdı. Onların bu yüksek misafirperverliği karşısında gerçekten hayretler içerisinde kaldım. Nihayet aralarında kura çekilmesi ve kura hangi tarafa isabet ederse o tarafın zaviyesinde misafir olmamız kararlaştırıldı.
(Türk bu insaniyeti sayesinde üç kıtaya hükmedip 600 yıl en güzel şekilde yaşadı. Bu yüzden THY Somali'ye gittiğinde oradaki nisanlar tarihte ilk defa bir uçağı görünce ağlayıp sevinçten şükür secdesi yaptılar. Türk özüne dönüp her mazluma el uzatmaya devam ederse daha önceden de olduğu gibi üç kıtaya hükmeden müreffeh bir millet olacaktır yeniden. Bu insaniyetine dönmezse sefalet içeresinde Avrupa'ya gitme hayali kuran işsizler yığını olmaktan öteye gidemeyecektir. Çünkü her milletin insanı kendi özüne uygun yaşadığı taktirde başarılı olur.)
Onlar bizim dilimizi bilmiyorlar, biz de onların dilini anlamıyorduk; aramızda bir tercüman da bulunmuyordu. Ama onlarla hiç sıkılmadan tam bir günümüzü geçirdik. demiştir. Anadolu insanının ne denli içten ve sevgi dolu bir yapıya sahip olduğunu göstermesi bakımından önemlidir. Zengin fakir ayrımı yapılmaksızın ellerinden geldiğince misafirlerini rahat ettirmeye, onların gönüllerini hoş tutmaya çalışmışlardır. İbni Battuta'nın Denizli seyahati sırasında yaşadığı olay, Anadolu insanının misafirlerine karşı gösterdiği ilgiyi ve yakınlığı ortaya koyması bakımından önemlidir.