Müderris(profesör) efendi baş köşede, hükümdar onun sağında ben de solunda oturuyordum. Bu şekilde oturuş, Türklerin fıkıh bilginlerine gösterdiği saygının en açık ifadesidir. Şeklindeki ifadesi Anadolu beylerinin ve halkının ilim adamlarına gösterdiği saygıyı ortaya koymaktadır.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Yaşlı bir adamın hükümdarın huzuruna gelmesi üzere bölge kadısının ben de Muhiddin in ayağa kalkmasına ibni Batuta oldukça şaşırmıştır. Bu adamın Kuran okuyanlardan daha ön tarafa oturmasına ise anlam verememiştir. İşin aslını Muhiddin den öğrenen ibni Batuta, gelen yaşlı adamın yahudi bir doktor olduğunu öğrenmiş ve hiddetlenerek “nasıl olur da Yahudi biri Kur’an okuyanlardan önde olur.” Diyerek tepkisini ortaya koymuştur. İbni Batuta nın sözlerini duyan doktor meclisten ayrılmıştır. İbni Batuta’nın aktardığı bu olaydan anlaşılıyor ki etnik kökeni ve dini inancı ne olursa olsun ilim adamları Anadolu da değer görmüştür. Bu yönüyle Anadolu ilim adamlarının gelişmesine ve yetişmesine önemli bir katkıda bulunmuştur.
Anadolu Selçuklu Devleti ve sonrasında başlayan Anadolu beylikleri döneminde devlet adamları eğitim kurumları açarak ya da açtırarak ilme destek olmuşlardır. Bu yöneticiler eğitim kurumlarına mülkler vakfederek, bilim adamlarını koruyarak, eğitim hayatının gelişmesinde önemli rol oynamışlardır. Gerektiğinde ilim adamlarının ayaklarına kadar giderek eğitimin en iyi şekilde gerçekleşmesi için yoğun çaba harcamışlardır. Eğitim faaliyetlerinin gelişmesi ise ekonomik, kültürel ve siyasi hayat düzeyinin oldukça iyi bir duruma gelmesini sağlamıştır.
İbni Batuta “Biz onların tekkesinde kaldık ve diğerlerinden daha faziletli olduklarını gördük.” diyerek, diğer zaviyelerle Rufai zaviyelerini karşılaştırmakta ve Rufai zaviyelerinin diğerlerinden daha üstün olduğunu belirtmektedir.