Sabahları uyanınca güne başlamak için isteksiz
olduğunu hissedersen hemen şu düşünceyi aklına getir:
"Doğmamın ve dünyaya getirilmemin bir amacı var. Doğru işi yapmak için kalkıyorum. Öyleyse şu an neden yakınıyorum? Yorgana sarılıp bütün gün sıcacık yatmak için mi yaratıldım sadece?" Belki, "Böyle yapmak çok daha hoş bir şey olurdu," diyebilirsin. Oyleyse haz, varlığının eyleme geçmek yerine gücünü kullanmaması mıdır? Küçücük bitkileri, serçeleri, karıncaları, örümcekleri, atılacak ı görmüyor musun? Nasıl da üzerlerine düşen görevi yerine getirip evrenin düzeni için çalışıyorlar? Sense bu düzen için kendi adına yapman gerekeni görmezden gelip ret mi edeceksin? Kendi doğana uygun olanın peşine düşmeyecek misin? "Dinlenmeliyim," diyebilirsin. Kesinlikle öyle.
Ancak doğa bunun için sadece belirli bir süre verir; tıpkı yemek yiyip bir şeyler içmen için verdiği süre gibi. Dinlenirken bu süreyi aşıp gerekenin ötesine geçiyorsun ve sıra eyleme geldiğinde yeterli vaktin kalmıyor, gücünü israf ediyorsun. Bence sen kendini sevmiyorsun, eğer sevseydin doğanın gerektirdiği gibi amaçlarına uygun yaşardın. Yaptığı işi seven insanlar, kendilerini işe öylesine kaptırırlar ki nerdeyse yemek yemeyi ve yıkanmayı unuturlar. Oysa sen kendi doğanı, bir oymacının oymacılık sanatından, bir dansçının ettiği danstan, bir cimrinin altınından, kibirli bir adamın boş şöhretinden daha az önemsiyorsun….