Ömer Sevinçgül

Ömer Sevinçgül

Yazar
8.1/10
481 Kişi
·
2.051
Okunma
·
100
Beğeni
·
6,8bin
Gösterim
Adı:
Ömer Sevinçgül
Unvan:
Türk Yazar, Romancı, Hikayeci
Doğum:
Elbistan, Kahramanmaraş, Türkiye, 22 Temmuz 1958
Babası Mehmet Bey, annesi Gülşen Hanımdır. Üniversite öncesi öğrenimini memleketinde tamamladıktan sonra Atatürk Üniversitesi'nden Yüksek Mühendis diplomasıyla mezun oldu. Öğrenim hayatı boyunca sürekli okuyan ve yazan Sevinçgül, üniversite yıllarında “Fidanlık” adlı bir de edebiyat dergisi çıkardı. Romanlar, hikâyeler, denemeler, incelemeler kaleme aldı. Editörlük yaptı. Gençlik sorunlarıyla ilgili seminerlere ve çalışmalara katıldı. Çeşitli radyo ve televizyon kanallarında sanat, edebiyat ve felsefe konulu gençlik programları yaptı. Bir yayın şirketinde sekiz yıl genel müdür olarak çalıştı. 1996 yılında Modern Kültür Merkezi’ni kurdu. Yurt içinde ve dışında gençlere dönük sanatsal ve kültürel çalışmalara katıldı, seminerler, konferanslar verdi. Bir grup lise öğrencisiyle birlikte Adı Yok Gençlik Edebiyat Dergisini çıkarmaya başladı. Bir “Yazarlık Atölyesi” oluşturarak yetenekli genç yazarların gelişimine katkıda bulundu. Genç yazarlara rehber olması için “Yazar Olmak İstiyorum” isimli kitabını yazdı. Sanata katkıları sebebiyle çeşitli kurum ve kuruluşlar tarafından kendisine ödüller verildi. Kitapları İngilizce, Arnavutça, Boşnakça ve Almancaya çevrildi. Kurucusu olduğu Adı Yok Gençlik Edebiyat Dergisinin ve Carpe Diem Kitap Yayınevinin konsept danışmanı da olan yazar, sanat çalışmalarını İstanbul'da sürdürüyor. 
(...)
İnsan nasıl kurtulur gölgesinden!
Dil ayrılır mı hiç kelimesinden!
İki ayrılır belki anlarım amma
Bir olan ayrılır mı hiç birden!
(...)
Can der ki canana:
Uzakta olmak uzak olmak değildir,
ayrılık özlem artırır,
anlasana!
Sen benden uzaktasın,
Ben sana yakınım,
Yanımdasın,
kanımdasın,
canımdasın.
Geceleyin,
sencileyin,
söz söyleyen,
benim sana!
Bak işte ayak izlerin,
gönül topraklarımda.
Duy işte kanat sesin,
hayal ufuklarımda.
Sevmeyi bilmeyenler
atalar sözü derler:
Kişi ıraksa gözden,
Uzak olur gönülden.
Ben başka düşünürüm,
başka türlü söylerim:
Gözden ırak olanı,
ölesiye özlerim!
İnsan nasıl kurtulur gölgesinden!
Dil ırak olur mu hiç kelimesinden!
İki ayrılır belki anlarım amma
bir olan ayrılır mı hiç birden!
Gitmek yok olmak mıdır?
Elbette hayır!
Beden gezer mekanı,
ruh bedene benzemez.
Sırlar üstü bir sırdır,
akıl bunu çözemez!
Ömer Sevinçgül
Sayfa 38 - Carpe Diem Yayınları
Gönlüm sizin takviminizdi. Takvime aldırmazdınız. Yıllarda asırları yaşardınız.

Siz ömür sürerdiniz ben yaprak yaprak tükenirdim...
Ömer Sevinçgül
Sayfa 68 - Carpe Diem Yayınları
200 syf.
·5 günde·10/10 puan
Merhaba..
Bir kitapçıda tesadüf eseri gördüğüm kitaptı. Hemen okumam gerektiğini düşündüm, bana saf sevgini ne olduğunu göstereceğine inanıyordum. Gerçekten tam hislerimi yansıttığını, aslında saf sevginin ne olduğunu öğretti. İnsanlar sevmeli, sevilmeliydi yazara göre de bana göre de..

Yazar kitabında çocukluk anılarındaki ailesini, arkadaşlarını ve onlarla yaşadığı acı-tatlı günleri ele almış. Eski zamanda televizyonun, internetin olmadığı dönemde insanların yaşamlarını anlatmış. Mutluluğu, huzuru, özlemi, kırgınlığı, acıyı, en derin duygularla anlatmış. Sıcak sohbetin, gülümsemenin yerini hiçbir şeyin dolduramayacağını öğretmiş. Sevmenin ne kadar güzel, sevilmenin ne kadar mutluluk verici olduğunu öğretmiş.

Bu son dönemde o kadar uzak kaldığımız değerler ki ailemizden, akrabalarımızdan, arkadaşlarımızdan hatta bütün sevdiklerimizden çok uzaktayız. Eski değerlerimizi, kültürümüzü zamanla kaybettiğimizi aslında kitapta çok ince bir şekilde anlatmış.

Kitabın her kelimesini okuduğumda sanki bende orda bir yerde o yaşananları hissediyordum. Ailenin ne kadar önemli olduğunu öğrendim. Arkadaşlığın ne kadar değerli bir hazine olduğunu öğrendim.

"Sadece 'İnsanlar' vardı o zamanlar. Sıcak, samimi, saf, sevgi dolu insanlar!"

Aslında bu alıntı kitabın en ufak özeti olduğunu bile söylenebilir. Yaşadığımız dönemde sıcak, samimi, sevgi dolu insanlar bulursak kaybetmeyelim, çok az kaldı "Yüreği Güzel İnsanlar.."
200 syf.
Aslında bu kitap uzun süredir kitaplıkta okunmayı bekliyordu. Ama kitabın adından ötürü pek dikkatimi çekmemişti. Tesadüfen sayfalarını karıştırırken bir bölümü çok ilgimi çekti Kitabın ilk sayfasını okumaya başladım. Ve tek seferde bitirdim. İçinde felsefeyle ilgili aradığım bir çok sorunun cevabı vardı. Ayrıca yazarın kullandığı samimi dili de beni çok etkiledi.
Okumanızı tavsiye ederim :)
160 syf.
·3 günde·10/10 puan
Her insan her an ölebilir, elbet bir gün bizde öleceğiz.
Peki, nedir ölüm?
Bir ayırıcı. Tüm iftirakların toplamından ibaret bir firak.
Ecel geldi mi keskin kılıç gibi ansızın iner, ruhu bedenden ayırır.
Her şey burada kalır, sen gidersin.
İnancın ve amellerinle başbaşa kalırsın.
Ah ölüm! Dönüşü olmayan yol...
Kabirde ömrünü gözden geçirir kişi.
Beyhude geçen günlerine yanar.
Elini dizine vurup "Eyvah!" demek ister.
Lakin ne "Eyvah!" diyecek dili, ne dizine vuracak eli, ne de vurulacak bir dizi vardır artık.
Gün hüsran günüdür!!!
.
Yine soluksuz okuduğum bir @yazaromersevincgul kitabıyla karşınızdayım bugün. Bu kitabı daha bir sevdim sanki, neden mi çünkü bu kitapta düşünmekten çoğu zaman işin derinine daldığım sorularıma cevaplar buldum.
.
Ölüme, ölümden sonra dirilişe, ikinci hayata, hesaba, mizana, cennete ve cehenneme, kıyamete, mahşere, sorguya, nefse, kabir azabına dair ne kadar konuşulacak konu varsa öyle güzel anlatıyor ki yazar karşısındakine tane tane, açıklayıcı, kanıtlayıcı bir dille hayran kalmamak, ürpermemek elde değil. Ve biz bu karşılıklı sohbete yine bir üçüncü kişi olarak yoldaş oluyoruz. Tadı damağımda kalan ve ara ara açıp okuyacağım özel kitaplar arasında yerini aldı Sonsuz Hayat Seni Bekliyor.
.
Bu kitabı okuyunca bir kere daha dedim ki ölüm aslında bir nimettir kıymetini bilene. Ve bir nebze de olsa huzur buldu gönlüm şu çaresiz kaldığım günlerimde. Bekleyin beni sevdiklerim inşallah Rabbimin iyi kulları arasında yaşayacağımız ebedi bir hayat var ve ben sizler gibi o iyi kullar arasında olabilmek için son nefesime kadar elimden geleni yapacağım...
.
Aklınızdaki tüm sorulara cevap bulabileceğiniz bu nadide eseri tüm kitap dostlarıma gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum
160 syf.
·Puan vermedi
Bu defter sana yazılmış uzun bir mektuptur.Bir ömür sensiz yaşanmış hayatımdan arta kalandır. İçindeki yazılar marazi bir ruh halinin tezahürü gibi gelebilir sana. Fakat yine de okumalısın, çünkü senin hayalinle yaşanmış bir ömrün yadigârıdır. Ben kim miyim? Senin için belki silik bir hatıra, belki unutulmuş bir gölge, belki bir hiç..
Tamda bu satırları okuduktan sonra artık birinin platonik bir aşk mektubunu okuyormuş hissiyle çevirdim sayfaları. Gizemli yazarımızın her şeyden habersiz olan genç bir kadına yazdığı bu satırlarda sevdasını, onun hayaliyle yaşamaya başladıktan sonraki durumları ve kızgınlıklarını anlatırken yazarlık serüveninden de bahseder. “Sen ulaşılmaz olandın, benden habersiz hayatını yaşayandın. Ben yeryüzü sahnesinin kıyısında kalandım, hayatı hayal penceresinden seyredendim. Sen kendi gerçeğini yaşıyordun, ben seni hayal ederek çürüyordum.”
Ömer hocadan ilk Şiraz ve şehzade kitabını okudum kaleminden okuduğum ikinci kitabıydı #sensizamaseninle kitabı. Ama ilk okuduğum kitabını daha çok sevmiştim. Yine de öyle akıcı ve güzel ki kitapları gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum
256 syf.
·6 günde·Beğendi·Puan vermedi
Hiç bir kitaba aşık olduğunuz oldu mu? Bir kitaba aşık olunmaz demeyin! Çünkü elimdeki bu kitapta aşkı tatmış oldum bi nevi. O kadar güzel anlatımı varki, tek kelimeyle harika!
Kafanıza takılan kader ile ilgili bütün soruların cevaplarını bulabilirsiniz, sadece kader ile ilgili desem eksik kalacaktır. Aynı zamanda irade, özgürlük, tercih gibi konulara da yer veriyor.

Kullandığı akıcı bir anlatım sayesinde elinizden hiç düşürmek istemeyip bir çırpıda okuma hissine kapılacaksınız. Ayrıca etkili ve akıcı olan üslubundan dolayı tekrar tekrar okuyabileceğiniz bir kitap.

Şunu da eklemek isterim ki kitaptaki öyküler bölüm bölüm farklı konulara yer veriyor ve iki kişi konuşma havasında biri soru sorarken diğeri cevaplıyor.

İncelememi sonlandırmadan önce Ömer Sevinçgül'ün bu mükemmel kitabını okumanızı tavsiye ediyorum ve   kitaptaki en beğendiğim bir alıntıyı paylaşıp, sonlandırmak istiyorum.

"Sâdece, O'nun adına olan sevgilerin bir önemi ve anlamı var, tıpkı sıfırın önündeki bir gibidir bu sevgi.
Bir olana inanmak, onu sevmek, onun adına yaşamak, her işte onun rızasını gözetmek sıfırın önüne bir koymaktır."

Keyifli okumalar dilerim.
144 syf.
·Puan vermedi
Tarihi mahallelerden birinde, müstakil iki katlı bir evin, keşfedilmemiş bodrumunun yazı odası olarak kullanılmak için karar verilmesiyle başlıyor olaylar silsilesi. Yazarımız ve kedisi Tevafuk saatlerce vakit geçiriyorlar bu eski, küf kokan, tılsımlı odada. Ve felsefe üzerine yazılmaya başlanan gece tuhaf gelişmeler yaşanıyor.
.
Bütün baba felsefeciler misafir oluyorlar yazma serüvenine. Ama sadece onlarda değil orada olanlar. Müslüm Baba gibi, Deli Ziya gibi, Güldane gibi konuklarda katılıyorlar sohbete. Felsefe üzerine, filozofluk üzerine derin bir soru cevap başlıyor. Ve bu sıra dışı konuklarla birlikte başlıyor yazarımız anlatmaya Babaları, bizler her sayfada yeni bir bilgiyle dolduruyoruz heybemizi.
.
Kimler yok ki adı geçmeyen, Mevlana'dan Sokrates'e, Hayyam'dan Platon'a, Sadi Şirazi'den Cicero'ya. Hem felsefeye bakışlarını, hem görüşlerini, hem hayatlarını kimi zaman ders alıcı, kimi zaman nükteli bir dille öğreniyoruz.
.
Birisi "Felsefe, muhtemelen deliliğe en yakın noktada, deli olmanın zihinsel acısına panzehir olarak verilen yatıştırıcı ilaçtır." derken, bir diğeri "Felsefe, her şeyi çirkin, korkunç gösteren siyah bir gözlüktür. İman ise, her şey güzel, ünsiyetli gösteren şeffaf, berrak, nurani bir gözlüktür." diyor. Benim en çok hoşuma giden alıntı ise ; "Dikkatli olun, altın ateşle, kadın altınla, erkek de kadınla eritilir." oldu.
160 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Gizemli mavi bir ışığın farkedilmesiyle,
Kayalar arasında kalmış bir harabede 700 yıllık bir mahfaza içinde ki defterin bulunmasi ile başlıyor heyecan.
Eski dilde yazılan defter bir bilrne okutulur ve yeni yazıya cevrilir.
Defter Sâdi-î Şirazî' nin talebesi Musâb 'a ait.
Ve "Üstadım " dedigi hocası ile geçirdigi zamanları, duyduklarını, öğrendiklerini gelecek nesillere aktarmak istediginden bu defteri yazıyor.

Dönemin Unlu şair ve ilim adamlarindan Sâdi Sirâz-î direk şunu yapın, bunu yapmayın demek yerine ibretlik kıssalar, hikâyeler anlatır dinleyenlerse almasi gereken dersi alsin istermiş.

Musâb da Üstadının Hizmetinde bulunur ve O'nun ilim,irfan, edep, adalet ve bircok
Hasletle ilgili kıssalarından payına duseni alirmis.
Hocasinin eserlerini yazmasına yardim ediyormus. En önemli eserlerinden Gülistan'ın bir kısmını kaleme alıyor.
Mus'ab o dönemde Hashasiler ile ilgili sıkıntılı günleri bizzat Sehzade ve Ustadinin almaya calistiklari tedbirleri aktarıyor.
Basarili olamayınca da Ustadi Mus'ab'ı "Türkler Islam'ın Bayraktarıdır.Ümidim onlarda" diyerek Anadoluya gönderiyor .
Basliklarla ayrılan kitapları hep sevmisimdir.
Kitabımız belki bir cirpida okunacak bir kitap gibi gözüksede hikayeler ve kıssalardan sonra bir düşünme payı verin kendinize .
Bende Sâdi-î Şirâzi 'nin kıssalarından payima duseni aldim simdi sıra evdeki gençlere okutmakta.
.
.
.
~Padisah bir çiftçinin ağacından bir elma yerse, adamları ağacı kökünden söker.
~Semada gunes varken , mum yakmak abestir.
~Evladıniz sizin aynanızdır, siz nasılsanız ona o yansır.
+10 yas her yas grubuna hitabeden kitabı okumanızı tavsiye ederim

Keyifli okumalar dilerim.
160 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Hikayemiz etrafı dağlarla çevrili bir harabenin gizli bölmesinde bulunan 700 yıllık bir defterin bulunmasıyla başlıyor. Bu defteri kaleme alan ise Sâdi-i Şirâzî’nin talebesi Musâb.
Musâb’ın üstadı Sâdi-i Şirâzî’nin hayat dersleri niteliğindeki sohbetleri, kıssaları, öğütleri, ilmi, edebi öyle güzel, naif bir şekilde anlatılıyor ki sayfalarca akıp giden bu sohbeti elinizden bırakasınız gelmiyor. Şiraz karşısındakine nasihat etmeyi sevmeyen ancak söylemek istediğini ibretlik kıssalarla, hikayelerle anlatan biri olunca sizde bu kıymetli kıssalardan payınıza düşeni alıyorsunuz zaten. Altı çizilesi öyle çok alıntı var ki. Değerlerimizin çok güzel işlendiği bu kitap gençlerimiz için yazılmış bir hazine değerinde olsa da herkese hitap ettiğini düşündüğüm şahane bir eser olmuş. Lütfen önce siz okuyun çünkü bu kıymetli kitaptan siz de mahrum kalmayın, sonra da çocuklarınıza tarihi, macera tadındaki ibretli kıssaların yer aldığı bu güzel kitabı okutun..
yazarın kalemini çok akıcı buldum. Çok naifti kesinlikle büyük küçük herkes okumalı..
“Sana kabirde lazım olacak azığı önceden kendin gönder senden sonra kimse göndermez.”
Edipler ve alimler insanlara bir şeyler anlatmak için çırpınıp dururlarken, hamlar ve cahiller ceplerini doldurmaya devam ederler. Neticede ilim ve hikmet bir tarafta, para ve servet öbür tarafta kalır.
Helin Şeker
Helin Şeker Anne Neden Kedilerin Elleri Yok?-Kalem Tutan Eller'i inceledi.
160 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Bence güzel bir kitap ama,hiç göründüğü gibi durmuyor. Kitabın kapağına baktığınızda çocuk romanı gibi duruyor ama aslında içerikleri çok anlamlı,ve kitabın ilk 20 sayfası falan sonraki sayfalarından çok daha bağımsız.
240 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Mervin..
Küçük yaşta annesini kaybeden, üvey anne tarafından disiplin adı altında eziyet gören küçük bir çocuğun hikayesi..
Okula başladığında öğretmeni sayesinde Nazi sempatisi kazanıyor. Babası ne kadar engellemeye çalışsada malesef başarılı olamıyor. Mervin kendini savaşın ortasında buluyor.. Ben kitabı okurken çok üzüldüm, çocukların savaşın içinde yer alması gerçekten çok üzücü. Kitabın sonunu merak ettiğim için ikinci kitabı hemen okumak istiyorum
Yazarın sade ve akıcı dili, mesajları net bir şekilde okuyucuya geçirmesini çok sevdim ve kitabı bir çırpıda bitirdim

Yazarın biyografisi

Adı:
Ömer Sevinçgül
Unvan:
Türk Yazar, Romancı, Hikayeci
Doğum:
Elbistan, Kahramanmaraş, Türkiye, 22 Temmuz 1958
Babası Mehmet Bey, annesi Gülşen Hanımdır. Üniversite öncesi öğrenimini memleketinde tamamladıktan sonra Atatürk Üniversitesi'nden Yüksek Mühendis diplomasıyla mezun oldu. Öğrenim hayatı boyunca sürekli okuyan ve yazan Sevinçgül, üniversite yıllarında “Fidanlık” adlı bir de edebiyat dergisi çıkardı. Romanlar, hikâyeler, denemeler, incelemeler kaleme aldı. Editörlük yaptı. Gençlik sorunlarıyla ilgili seminerlere ve çalışmalara katıldı. Çeşitli radyo ve televizyon kanallarında sanat, edebiyat ve felsefe konulu gençlik programları yaptı. Bir yayın şirketinde sekiz yıl genel müdür olarak çalıştı. 1996 yılında Modern Kültür Merkezi’ni kurdu. Yurt içinde ve dışında gençlere dönük sanatsal ve kültürel çalışmalara katıldı, seminerler, konferanslar verdi. Bir grup lise öğrencisiyle birlikte Adı Yok Gençlik Edebiyat Dergisini çıkarmaya başladı. Bir “Yazarlık Atölyesi” oluşturarak yetenekli genç yazarların gelişimine katkıda bulundu. Genç yazarlara rehber olması için “Yazar Olmak İstiyorum” isimli kitabını yazdı. Sanata katkıları sebebiyle çeşitli kurum ve kuruluşlar tarafından kendisine ödüller verildi. Kitapları İngilizce, Arnavutça, Boşnakça ve Almancaya çevrildi. Kurucusu olduğu Adı Yok Gençlik Edebiyat Dergisinin ve Carpe Diem Kitap Yayınevinin konsept danışmanı da olan yazar, sanat çalışmalarını İstanbul'da sürdürüyor. 

Yazar istatistikleri

  • 100 okur beğendi.
  • 2.051 okur okudu.
  • 44 okur okuyor.
  • 833 okur okuyacak.
  • 29 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları