Sana Yeni Bir Dünya Gerek

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.326
Gösterim
Adı:
Sana Yeni Bir Dünya Gerek
Baskı tarihi:
Mart 2012
Sayfa sayısı:
200
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756107553
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Carpe Diem!
Baskılar:
Sana Yeni Bir Dünya Gerek
Sana Yeni Bir Dünya Gerek
Sana Yeni Bir Dünya Gerek
Çırpınıştır, arayıştır, buluştur, inanıştır insan. Bir değerler dizgesidir kısacası, kazanılması, yitirilmemesi gereken. Benlik yükü vurulu omzuna, bir tohum nasıl taşırsa ağacını öylece içinde taşıyor tüm varlıkların temel niteliklerini.

Gerçeği araması, bulması, düşünmesi ve inanması isteniyor kendisinden. Gerçi insan biçiminde geliyor yeryüzüne, ama görünüşte bir var oluş bu.

İnsan kavramının içini doldurması gerekiyor.

Düşünürler, her devirde evren, varlık, var oluş, hayat, insan, ölüm, güzellik, sevgi, toplum, yönetim ve daha nice konuda düşünceler üretmişler.

Her biri kendi yoluna, izine, izmine çağırmış seyircilerini.

Peki, nedir bu yolların özü, özeti, temeli? En fazla sayıda insanı etkileyen düşünce biçimleri hangileridir? Bilginin kaynağı, yöntemi, amacı ne olmalı?

Aynı konuda inancın sesi ne söylüyor? İşte bunlar irdeleniyor içimde, düşüncelerin gelişimi tanımlanıyor, bilgelerin zihinsel serüvenleri öyküleniyor.

Gerçeğe iki yoldan gidilir, sonra kesiştirilir bu yollar, varışları bir olur. Birincide, açar içine bakarsın, onu oluşturan parçaları gözden geçirirsin: Tahlil.

Fakat bu yetmez, tutar başkalarıyla karşılaştırırsın, aynı konularda söz söyleyenlerin görüşlerini işitirsin, benzedikleri ve ayrıldıkları noktaları anlamaya çalışırsın: Mukayese.

Düşüncen havada uçan bir tüy olmaz o zaman, bir zemine konar, bir konum bulur kendine, sen de duruşunu belirlersin böylece... Peki, senin duruşun ne, niçin öyle, düşündün mü?

“İnsan”ın öyküsünü anlatıyorum ben. Kendini bulma, bilme, tanıma serüveniyim, gerçek insan olma çabasıyım. Yaşananlardan arta kalan izlerdir, akıp giden zihin ırmaklarından sızıntılar, yangınlardan savrulan kıvılcımlarım.

Gerçeği aramak, bulmak, bilmek üzere yola çıkacak muhataplar arıyorum. İnsanlık merdivenini tırmanmak, kuşkulardan arınmak, inancını büyütmek isteyenlere sesleniyorum. Kendini olayların seline kaptırmak istemeyen insanlarla buluşmayı, konuşmayı, söyleşmeyi, dilleşmeyi, halleşmeyi umuyorum.

Bir düşün, kendine gidip kendine gelmek üzere hem yol hem yolcu olmak istiyor musun? “Evet” ilk adımdır benim yolumda, sürdür yürüyüşünü.

Kendin seni bekliyor!
160 syf.
·Beğendi·10/10 puan
'Ağaç bekler.Kuşlar konar, uçar kuşlar, ağaç bekler. Beklemek, sevmek, özlemektir onun kaderi. Ağaç tektir kuşlar binlerce.

Kök salar, dal sürer. Süslenir çiçek çiçek, dillenir yaprak yaprak. Meyve verir kucak kucak.Balçık emer, yavru besler.

Yolcuya handır, yorguna candır. Yananlar ona koşar, gölgesinde serinler. Halden anlar, kınamaz, ayıplamaz, dert dinler.

On kolludur, yüz dallıdır, bin dillidir.Yakarır! Tevekküldür, sabırdır, sebattır, şefkattir.Ağaçtır!'
200 syf.
·10/10 puan
8. sınıfta bana kitap okumayı ve yazmayı aşılayan ilk kitap. Kısaca Ömer Sevinçgül'e borçluyum.. Onu tanımasaydım kitaplarla hiç barışmayabilirdim.
200 syf.
·10/10 puan
Ömer Sevinçgül’ün yazılarını ağırlıklı olarak yıllardır Zafer Dergisi’nden takip etmeme rağmen derli toplu ilk defa bir kitabını okudum. Son kitap fuarı ziyaretimde iki kitabını almıştım. Bunlardan biri “Rabbim Beni Bana Bırakma”, diğeri ise okuduğum bu kitaptı.

Ağırlıklı olarak öyle kelime oyunları yapan, edebiyat yapmış olmak için edebiyat yapan kitapları tercih etmiyorum. Yazarın bir yere dokunmasını istiyorum. Mesela kalbime. Duygularıma, ruhuma. Hayatın kendisi kolay olsa da içinde sıkıştığımız sistem, her haliyle, diliyle, muhabbetiyle zehiriyle hayatı bize zorlaştırıyor. Dert olmayanlar dert; sorun olmayanlar sorun olup çıkıyor.

Gençlerin dilini yakalayabilmek, ferakansına girebilmek güç. İşte bu dili yakalayan yazarlardan birinin Ömer Sevinçgül olduğunu bu kitabı okuduktan sonra anladım.

Kitaptaki her yazı iki bölümden oluşuyor. Önce sorun, sonra sorun üzerinde öneriler. Önce acılar, sonra teselli. Önce dünyanın üçüncü yüzü, sonra dünyanın ikinci ve çoğu zaman da birinci yüzü. Önce, nefis, şeytan, imtihan, günah; sonra dünya ahiretin mezrası, büyük değil küçüksün, güçlü değil acizsin, yükünü yere bırak rahat et, fakrını anla ve bir gücün önünde secde et. Ve son olarak isimlerin talimi. Sıfatların arkasında tebessüm eden O’na ulaşmak.

Yazar, gerçeği aramak, bulmak, bilmek üzere yola çıkıyor. Görünür olandan hareket ediyor. Örneklemeler hep böyle. İkna ediyor. Aklım da söylenene tabi oluyor.

Konusu insan olan eski fotoğrafların koleksiyon olarak toplanması ne kadar ilginçse; yazarın da konusu insan olan, insanı anlatan, ve bilhassa okunmuş, altı çizili satırları olan kitapları sahaflardan derleyip toplaması da o kadar ilginç ve güzel. Hepsini okumak için not ediyorum: Dostoyevski’den, Tagore’ye; Hemingway’dan Camus’a; Kafka’dan Tolstoy’a… Yazarları kitap isimleriyle beraber not ediyorum. Arada Gülistan gibi, Yunus Divanı, Küçük Sözler, Dar Kapı, Fareler ve İnsanlar gibi okuduğum kitaplar da var tabi. Bu kitapların özelliği duygu ve düşüncenin bir arada olmasıdır. Yazar bunu bir kuşun iki kanadı gibi kitapta olmazsa olmaz olarak görüyor. İkna oluyorum. Evet duygusuz kitap, hikaye; düşüncesiz kitap, masal.

Diyor ki bana yazar: Ruhunu anlatan nurlar, “Şefkat, sevgi, merhamet”tir. Bu benim yaptığım işin doğasında var. Önemli olan bunların varlığı da değil. Şefkatin, sevginin, merhametin fillerimizle, eylem olarak dışa yansıması da gerekir. Şairin dediği gibi, sevgileri yarınlara bırakmamalıyım. “Kalbinde saklama, göster, görünür kıl, dışarıya taşır” Hemen şimdi. Kime sevgi vereceksen, kim senden sevgi bekliyorsa öteleme. İfade et.

“Kimi arkadaşlar hava gibi, kimi arkadaşlar ekmek gibi, kimi arkadaşlar ilaç gibi ve kimileri de zehir gibi.” Herkese ne gibi ise o kadar zaman ayır! Zehirden de uzak dur.

“İnsanı özgür kılan tüm varlıkları yaratana olan inancıdır.” Yaratanı inkâr etme özgürlüğünü kullanırsan bütün yaratılmışların esiri olursun. “Her şeyin sahibine kul olan, her şeye kulluk etmekten kurtulur.”

Bulmak o kadar önemli değil de aramanın kendisi önemlidir. Aramayı kaybederseniz, neyi bulacaksınız. “Arayanlardan kimi bulur, kimi bilemeden, bulamadan gider. Esas olan aramaktır.” Katılıyorum. Çünkü bütün bulanlar arayanlardır.

“İnsanız, yalnızız, kimsenin kimseye yardım edemeyeceği günler gelecek.” Hem de çok yakın bir zamanda gelecek. Babanın oğuldan, annenin babadan kaçacağı zaman. Hesapta ne bir yardımcı, ne bir torpil… Aczini güç olarak kullanıp, ona teslim olmuşsan, sen yalnız değilsin. Bütün melekler şahit, bütün deliller lehte…

“Önceleri dünyayı ümit ederdim, şimdi öteleri arzuluyorum.” Evet evet işte beni tarif ediyorsun. Önemliydi dünya benim için. Ne zaman ki sevdiklerim terk edip gitti, ne zamanki ayrılıkların acıları kalbimi dağladı, dünya bitti. Ne zaman ki yönümü varlıkların arkasından beni gör, beni sev diyen Rabbi tanıdım, öteler özlemim oldu.

Biliyorum öleceğim. Toprak altına gireceğim. Ellerim, “Ah ellerim! Bir sinek ısırmasına bile dayanamazdım. Ve yüzüm! Suya atılan şeker misali eriyecek toprakta.” Ve ben hâlâ oyunda oynaştayım!

Altını çizdiğim yerler o kadar çok ki bu kitapta. Şimdilik bu kadarla iktifa edeyim. Ve yazıyı yazarımızdan duayla bitireyim:

“Hakkımda bildiklerimi sana itiraf ediyorum, Rabbim! Kararan yüzümü sanan döndürdüm. Kirli ellerimi sana uzattım. Sana layık olamadıysam da. Fakat sen, benim gibi günahkârların da ilahısın. Kapına geldim dileniyorum. Kusurumdan gayri sermayem yok. Aczimden başka vesilem yok. Biz insancıklar için güzellikler istiyorum. Huzursuz ruhlara huzur, sevgisiz gönüllere sevgi, karanlıkta kalanlara nur, yolunu yitirenlere şuur, sensizlere seni ver.”
200 syf.
·Puan vermedi
Bu kitabın başlığıyla içindekinin alakası yok. Yazara saygısızlık olmasın ama ben hiç beğenmedim.
Zorla yapılan eğitimin faydası azdır. Susamayan su içmediği, acımayan yemek yemediği gibi ilim arzusu olmayan kişi de öğrenmek istemez.
'Ağaç bekler.Kuşlar konar, uçar kuşlar, ağaç bekler.Beklemek, sevmek, özlemektir onun kaderi.Ağaç tektir kuşlar binlerce.

Kök salar, dal sürer.Süslenir çiçek çiçek, dillenir yaprak yaprak.Meyve verir kucak kucak.Balçık emer, yavru besler.

Yolcuya handır, yorguna candır.Yananlar ona koşar, gölgesinde serinler.Halden anlar, kınamaz, ayıplamaz, dert dinler.

On kolludur, yüz dallıdır, bin dillidir.Yakarır! Tevekküldür, sabırdır, sebattır, şefkattir.Ağaçtır!'

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Sana Yeni Bir Dünya Gerek
Baskı tarihi:
Mart 2012
Sayfa sayısı:
200
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789756107553
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Carpe Diem!
Baskılar:
Sana Yeni Bir Dünya Gerek
Sana Yeni Bir Dünya Gerek
Sana Yeni Bir Dünya Gerek
Çırpınıştır, arayıştır, buluştur, inanıştır insan. Bir değerler dizgesidir kısacası, kazanılması, yitirilmemesi gereken. Benlik yükü vurulu omzuna, bir tohum nasıl taşırsa ağacını öylece içinde taşıyor tüm varlıkların temel niteliklerini.

Gerçeği araması, bulması, düşünmesi ve inanması isteniyor kendisinden. Gerçi insan biçiminde geliyor yeryüzüne, ama görünüşte bir var oluş bu.

İnsan kavramının içini doldurması gerekiyor.

Düşünürler, her devirde evren, varlık, var oluş, hayat, insan, ölüm, güzellik, sevgi, toplum, yönetim ve daha nice konuda düşünceler üretmişler.

Her biri kendi yoluna, izine, izmine çağırmış seyircilerini.

Peki, nedir bu yolların özü, özeti, temeli? En fazla sayıda insanı etkileyen düşünce biçimleri hangileridir? Bilginin kaynağı, yöntemi, amacı ne olmalı?

Aynı konuda inancın sesi ne söylüyor? İşte bunlar irdeleniyor içimde, düşüncelerin gelişimi tanımlanıyor, bilgelerin zihinsel serüvenleri öyküleniyor.

Gerçeğe iki yoldan gidilir, sonra kesiştirilir bu yollar, varışları bir olur. Birincide, açar içine bakarsın, onu oluşturan parçaları gözden geçirirsin: Tahlil.

Fakat bu yetmez, tutar başkalarıyla karşılaştırırsın, aynı konularda söz söyleyenlerin görüşlerini işitirsin, benzedikleri ve ayrıldıkları noktaları anlamaya çalışırsın: Mukayese.

Düşüncen havada uçan bir tüy olmaz o zaman, bir zemine konar, bir konum bulur kendine, sen de duruşunu belirlersin böylece... Peki, senin duruşun ne, niçin öyle, düşündün mü?

“İnsan”ın öyküsünü anlatıyorum ben. Kendini bulma, bilme, tanıma serüveniyim, gerçek insan olma çabasıyım. Yaşananlardan arta kalan izlerdir, akıp giden zihin ırmaklarından sızıntılar, yangınlardan savrulan kıvılcımlarım.

Gerçeği aramak, bulmak, bilmek üzere yola çıkacak muhataplar arıyorum. İnsanlık merdivenini tırmanmak, kuşkulardan arınmak, inancını büyütmek isteyenlere sesleniyorum. Kendini olayların seline kaptırmak istemeyen insanlarla buluşmayı, konuşmayı, söyleşmeyi, dilleşmeyi, halleşmeyi umuyorum.

Bir düşün, kendine gidip kendine gelmek üzere hem yol hem yolcu olmak istiyor musun? “Evet” ilk adımdır benim yolumda, sürdür yürüyüşünü.

Kendin seni bekliyor!

Kitabı okuyanlar 107 okur

  • sevgi anaç
  • Merve Işık
  • Burcu Gül ÜLKER
  • MehmeTahir Kavak
  • Buse
  • Kitapla Kalın
  • Nur K
  • Merve Taş
  • Nefise
  • S

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%5.3
13-17 Yaş
%5.3
18-24 Yaş
%68.4
25-34 Yaş
%10.5
35-44 Yaş
%5.3
45-54 Yaş
%5.3
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%87.1
Erkek
%12.9

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%13.6 (3)
9
%18.2 (4)
8
%9.1 (2)
7
%13.6 (3)
6
%4.5 (1)
5
%0
4
%4.5 (1)
3
%0
2
%4.5 (1)
1
%0