Sofi:
"Olmaz güzelim,"dedi. "Olmaz Sultanım, bir can için değer mi? Sofi senin dillerine kurban olsun,güzel konuşan ballar akan...Sofi senin saçlarına kurban olsun,sırma tel... Sofi senin gözlerine kurban olsun, ceren bakışlım...Sofi senin boylarına kurban olsun,suna boy... Sofi senin yüreğine kurban olsun,Leyla sevda... Hem de bir ateş harmanı... Her şeyin bir çaresi var,bu aşkın sonu yok. Sofi senin çaresizliğine kurban olsun. Senin için böylesi daha iyi. Sofi senin umutsuzluğuna kurban olsun."
O, kız kardeşlerinden başka türlüydü. Ağrıdağı kadınları gibi üst üste dökmeli fistanlar giyer,saçlarını kırk örgü yapardı. Gerdanlığı altındı. Ayak bileklerine Ağrıdağı kadınları gibi altın,inci,zümrüt halhallar takardı. Çok zekiydi. Az konuşur,hep inceden gülerdi.Gülbahar toylardan,düğünlerden derneklerden hiç eksik olmazdı.
Niçin hep onu düşünüyor,niçin o geliyordu gözlerinin önüne? Uykuda,düşte hep o vardı. Her nereye baksa onu görüyordu. Kime neye dokunsa,önce ona dokunuyordu.Bir hoş olmuştu.
...,şu insanoğluna akıl ermez, diyordu. Bir incecik kavaldan koskoca kükremiş bir dağ çıkarıyorlar,diyordu. Şu insanlar şu dünyada var oldukça her şeye akıl erdirecekler,kartalın uçuşuna,karıncanın yuvasına,ayın,günün,doğuşuna,batışına,ölüme,kalıma,her şeye akıl sır erdirecekler. Karanlığa,ışığa her şeye,her şeye akıl erdirecekler,tek insanoğluna güçleri yetmeyecek. Onun sırrına ulaşamayacaklar.