Elveda Gülsarı, soylu bir tulpar olan Gülsarı ile emekçi, vatansever, çalışkan, hayatını ülkesinin kalkınmasına adamış bir kişi olan Tanabay'ın dostluğunu anlatıyor.
Gülsarı görenleri kendine hayran bırakan, altın sarısı tüyleri adeta rüzgarda dans eden. Ünü Kırgızistan'ı bile aşan soylu tulpar.
Tanabay 2. Dünya savaşında cephede ülkesi için elinden geleni yapan. Savaş sonrası da ömrünün sonuna kadar memleketinin kalkınması için uğraşan. Hayatını ülküsüne adamış ancak kıymeti hiç bilinmemiş bir çoban, yılki bakıcısı ya da bekçi.
Bu kadar iş değiştirme sebebi dahi davası.
Aytmatov bu iki sıkı dostun hayatı, maceraları üzerinden bir dönem ve sistem eleştirisi yapmış.
Kitabın görünen konusu Tanabay ve Gülsarı'nın dostluğu, sembollerle satır aralarına gizlenen asıl konusu ise 2. Dünya Savaşı sonrası Kırgıztanda yaşananlar.
Tanabay ile Gülsarı'nın yolları Tanabay kolhoz yöneticisi tarafından yılkı bakıcısı olarak görevlendirildiginde kesişir. Tanabay bu soylu ata gözü gibi bakar büyütür. Birbirlerine sıkı sıkıya bağlanırlar. Tanabay nal sesinden Gülsarı'yı, Gülsarı sesinden ve kokusundan Tanabay'ı tanır. Zaman zaman ayrılan yolları ömürlerinin sonunda tekrar birleşir ve Gülsarı çok sevdiği bakıcısının yanında hayata veda eder. Kitap Tanabay'in hasta atının başında Tanabay'in hayatını muhasebe etmesi üzerine kurgulanmistir.
Tanabay'in ilk gençlik yılları, Çora ile olan dostluğu, yılki bakıcılığı, Gülsarı ile yaşadıkları, koyun çobanlığı, parti üyeliği,babalığı, yaptığı hatalar, zor kış şartlarındaki çobanlık yılları hayatını ne uğruna heba ettiği hepsi bir film şeridi gibi Gülsarı'nın başını beklerken gözünün önünden geçer.
Tanabay davasının ateşli bit savunucusudur, partide ve arkadaşları arasında, kimseden sözünü sakinmamasi davası için ailesini dahi karşısına alması ile