Ceren

Ceren
Birden bir türkü tutturdu. Kalın gür bir sesi vardı.Ses Sefil Ali'den çıkmıyor gibiydi. Türkü bin yıl öteden geliyor... uzaktan dağlardan çukurova'dan denizden geliyor... denizin tuzu,çamın sakızı, yarpuzun kokusu bulaşmış öyle bir türkü."Gel benim derdime" diyor, "bir derman eyle.Alemler derdine derman olansın." Saz tekrar ediyor: "Derman olansın." Sonra gene başlıyor Sefil Ali: Her nere baktıysam yarimi gördüm. Dağlar taşlar uçan kuşlar. Bir fırtına gibi çalıyor, söylüyor. Adımı dersen de Sefil Ali'yim bir gün akıllıysam yüz gün deliyim Üstü köpüklenmiş bahar seliyim Başı pare karlı dağdan gelirim diyor, susuyor.
Sayfa 356 - Yapı kredi yayınları·Kitabı okudu
Reklam
İnce Memed mi? diyordu. İnce Memed dedikleri de bir sabi çocuk. Ama tepeden tırnağa yürek...Anasının kanını Abdi Ağada koymayacak.Ali Safa Beyde de de de Vayvay köyünün ahını koymayacak.
Sayfa 344 - Yapı kredi yayınları·Kitabı okudu
Çukurova betimlemelerinden
Kamışları kavak boyu uzar giderdi Çukurovanin. Göl kıyılarında berdilerin tozakları gün ışığı gibi ışık saçarak dökülürdü sulara. Bütün Çukurova tepeden tırnağa nergis açardı. Gece gündüz yelleri nergis kokardı Çukurovanin. Bir belalı isti Çukurova. Akçadeniz dalga vururdu. Akköpüklü.
Sayfa 290 - Yapı kredi yayınları·Kitabı okudu
Cereni yavuz atlarla avlardık. Atın yiğitliği ceren avında belli olur.
Sayfa 290 - Yapı kredi yayınları·Kitabı okudu
Çukurova bayramlığını giyerken. Yani soyunmuş ağaç, soyunmuş toprak, soyunmuş dünya donanırken... Al yeşil göç kalkardı, gürül gürül. Alırdık göçü, aşardık dağları, konardık Binboğanın yaylasına. Kış basarken de inerdik Çukurovanin düzüne. Büklerini kamişliklarini kaplan yaramaz. Bataklık. Düzlüklerinde yılın on iki ayında otlar dizde. Top top olmuş Cerenler gezerdi. Sürmeli gözlü, ürkek cerenler...
Sayfa 290 - Yapı kredi yayınları·Kitabı okudu
Reklam