Nihat Yılmaztekin

Nihat Yılmaztekin
@Cerezbaba
Evet, insanlar kendilerini ne kadar bilgeliğe verirlerse, mutluluktan o kadar uzaklaşırlar. O zaman, bizzat delilerden daha deli olduklarından, insan olduklarını unutur, tanrı gibi görünmek isterler; Titan'ların örneğine uyarak, bilim üzerine bilim, sanat üzerine sanat yığarlar ve bunların her birini doğaya karşı savaşmakta birer silah gibi kullanırlar. Demek ki insanlar, hayvanların cehaletine, deliliğine ellerinden geldiği kadar yaklaşmak, hal ve yapılarının üstünde hiçbir şeye girişmemekledir ki, kendilerine eziyet eden, üzerlerine yüklenen sayısız sefaletlerin hissedilir şekilde azaldığını göreceklerdir.
Edebiyat
Reklam
Öyle ya, bütün hayvanların en bahtiyarları, kural ve özentisiz yaşayıp doğa kanunlarından başka kanun tanımayanlar değil midir? Arılardan daha mutlu, hayranlığımıza daha layık bir varlık var mı? Her ne kadar insan gibi beş duyuya sahip değillerse de, onların mimarisi, sizinkine sonsuz derecede üstün değil mi?
Edebiyat
Seneca; şu aşırı Stoacı, bilgenin mutlak surette tutkusuz olması gerektiğini istediği kadar söylesin. Bu türden bir bilge bir insan olmaz, bir çeşit tanrı, ya da daha açık konuşalım, her türlü insani duygudan yoksun, en sert mermerden bile daha duygusuz, ahmak bir put olurdu.
Edebiyat
İlk önce bütün taşkın tutkuları deliliğin doğurduğu açıktır. Zira bir deli ile bir bilge arasındaki bütün fark, birincisinin tutkularına, ikincisinin ise aklına boyun eğmesinden ibarettir. İşte bunun içindir ki Stoacılar, bilge kişiye, bütün tutkuları, birer hastalıkmış gibi yasak etmişlerdir.
Edebiyat
Deli, kendi zararına olarak bilge olmayı öğrenir. Zira eşyayı insanın iyice tanımasına engel olan özellikle iki şey vardır: biri, insanın ruhu önüne perde çeken utanma, öteki, tehlikeyi gösteren ve büyük eylemler yapmasına engel olan korku. Oysa delilik bizi bu iki şeyden mükemmel surette kurtarır. Utanma ve korkudan kesin olarak vazgeçmiş olanların kendilerine ne kadar çok fayda sağladıklarını hisseden pek az kimse vardır.
Edebiyat
Reklam