Bu “büyük tanrılar” bütün Doğu Slavlarında müşterekti. Bunların dışında her “boy”un ve “boy nizamı” çözüldükten sonra “soy”un ölmüş cetlerin ruhlarına tapmak adetinden doğan “cetler kültü” meydana gelmişti. Bu cetler ruhuna önceleri “rod” (boy) denmiş, sonra “şçur” (veya “çur”) adı verilmişti. Bu “çur” un, Türklerdeki “çura (bir lakap) ile ilgili olması çok mümkündür; ya Avarlardan veya Hazarlardan geçmiş olmalıdır. Boy nizamının çözülmesinden sonra, her soy (familya) ve ev kendi ceddinin ruhuna tapmaya başlamış ve böylelikle “deduşka domovoy” (ev dedesi) meydana gelmiştir; bu “ev dedesi” o ailenin iyiliğini isteyen ve yardım eden bir ruhtur, öldükten sonra ruhların yaşadıklarına inanıldığından, ona göre cenaze merasimi ve ölüleri anma adetleri husule gelmişti, ölenlerin cesetleri ya gömülür veya yakıldıktan sonra külü bir testi içinde mezara konurdu. Mezara, hayatta iken kullanılan eşya ve silahlar konurdu, ölenin ruhu için mezar başında anma töreni yapılırdı (trizna); bu münasebetle yenir, içilir ve eğlenceler tertip edilirdi; bu merasime ölenlerin ruhlarının da iştirak ettiklerine inanıldığından anma töreni neşeli bir ziyafet halini alırdı, ölenlerin ruhlarının yer yüzünde dolaştıklarına, kırlarda, ormanlarda ve hatta ırmaklarda yaşadıklarına inanılırdı. Ayrıca ormanların “leyiş” (orman adamı) denilen sahipleri ve ırmakların da “Rusalki” dedikleri su perileri ile meskun bulunduğu zannedilirdi. Slavlar bütün tabiatı canlı bilirler ve hayatlarını tabiatta vukua gelen bütün değişikliklere göre düzenlerlerdi. Güneşin yaza dönmesi münasebetiyle (21 aralık) “kolyada” bayramı (latincesi-calendae), kışın uğurlanıp ilkbaharın karşılanması da “krasnaya gorka” (kırmızı dağcık) bayramı ile yapılırdı. Yazın karşılanması olan “kupala” yortusu bilhassa mühimdi; bu münasebetle, 24