Nihat Yılmaztekin

Nihat Yılmaztekin
@Cerezbaba
Bu “büyük tanrılar” bütün Doğu Slavlarında müşterekti. Bunların dışında her “boy”un ve “boy nizamı” çözüldükten sonra “soy”un ölmüş cetlerin ruhlarına tapmak adetinden doğan “cetler kültü” meydana gelmişti. Bu cetler ruhuna önceleri “rod” (boy) denmiş, sonra “şçur” (veya “çur”) adı verilmişti. Bu “çur” un, Türklerdeki “çura (bir lakap) ile ilgili olması çok mümkündür; ya Avarlardan veya Hazarlardan geçmiş olmalıdır. Boy nizamının çözülmesinden sonra, her soy (familya) ve ev kendi ceddinin ruhuna tapmaya başlamış ve böylelikle “deduşka domovoy” (ev dedesi) meydana gelmiştir; bu “ev dedesi” o ailenin iyiliğini isteyen ve yardım eden bir ruhtur, öldükten sonra ruhların yaşadıklarına inanıldığından, ona göre cenaze merasimi ve ölüleri anma adetleri husule gelmişti, ölenlerin cesetleri ya gömülür veya yakıldıktan sonra külü bir testi içinde mezara konurdu. Mezara, hayatta iken kullanılan eşya ve silahlar konurdu, ölenin ruhu için mezar başında anma töreni yapılırdı (trizna); bu münasebetle yenir, içilir ve eğlenceler tertip edilirdi; bu merasime ölenlerin ruhlarının da iştirak ettiklerine inanıldığından anma töreni neşeli bir ziyafet halini alırdı, ölenlerin ruhlarının yer yüzünde dolaştıklarına, kırlarda, ormanlarda ve hatta ırmaklarda yaşadıklarına inanılırdı. Ayrıca ormanların “leyiş” (orman adamı) denilen sahipleri ve ırmakların da “Rusalki” dedikleri su perileri ile meskun bulunduğu zannedilirdi. Slavlar bütün tabiatı canlı bilirler ve hayatlarını tabiatta vukua gelen bütün değişikliklere göre düzenlerlerdi. Güneşin yaza dönmesi münasebetiyle (21 aralık) “kolyada” bayramı (latincesi-calendae), kışın uğurlanıp ilkbaharın karşılanması da “krasnaya gorka” (kırmızı dağcık) bayramı ile yapılırdı. Yazın karşılanması olan “kupala” yortusu bilhassa mühimdi; bu münasebetle, 24
Sayfa 14·Kitabı okuyor
Tarih
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Doğu Slavlar’ının din telakkilerine gelince, onlar bütün iptidai kavimlerde olduğu gibi, tabiat kuvvetlerini canlı birer varlık diye kabul eden ve her kuvveti bir ilaha isnat etmek şeklinde meydana gelen bir animizm idi. Slav din telakkisinin çok basit bir merhalede kaldığı anlaşılıyor; eski Slav mitolojisinin yok denecek kadar fakir oluşu bunu gösterir. En büyük tanrı olarak Dajbog kabul edilmişti; o, ışığın ve sıcaklığın menşei telakki edilirdi; “Svarog” adı verilen makamın gökte olduğuna inanılırdı; bu suretle Dajbog’un babası Svarog, yani gök, olması lazım geliyordu. Gök gürültüsü ve şimşek tanrısı diye bilinen Perun, Slavlar arasında çok sayılırdı; şimşek çaktığı ve gök gürlediği zaman, Perun’un gök yüzünden yüksek arabasiyle gezindiği ve ruhları yıldırımlarıyla vurduğuna inanılırdı. Güneşe de Khors (hors) adı verildiği biliniyor, veles ise sürülerin hamisi, yani “hayvan tanrısı” idi. Rüzgar ilahına da Stribog denildiğini öğreniyoruz. Yer tanrısı da “Yaş-Ana-Yer” (Mat” sıra zemlya) diye anılır ve insanların “annesi” sanılırdı; Dajbog ile veles ise insanların dedeleri olarak telakki edilirlerdi. Bu eski Slav dininin zahiri kültü (merasimi) de inkişaf edememişti; ne mabetler ve ne de rahipler vardı; ancak bazı mıntakalarda bazı “din adamlarının” gaipten haber veren “kudesnik”lerin türemeğe başladığı bilinmektedir. Yer yer, tanrıların gayetle kaba, ağaçtan yontulmuş putları olduğu görülüyor; bu putlara kurbanlar getirildiği, hatta insan kurbanları takdim edildiği bildirilmektedir. Doğu Slavlarının X. yüzyıl sonlarında Hıristiyanlığı kabullerini müteakip, halk arasında eski din akideleri ve adetleri uzun zaman yaşayıp gitmiş ve putperest devri tanrıları yeni Hıristiyan azizleri şeklinde Ortodoksluğa karışmıştır.
Sayfa 14·Kitabı okuyor
Tarih
İlk siyasi teşkilatın ise “büyük uruğ”lar halindeki toplulukla nihayet bulduğu anlaşılmaktadır. Her ayrı uruğun başında bir şefin bulunması keyfiyeti, ancak bazı uruğlarda tesadüf edildiğine göre, bunun yabancı tesirlerle meydana geldiği sanılmaktadır. VI.-VIII. yüzyıllarda Doğu Slavların herhangi bir siyasi faaliyet göstermedikleri nazarı itibara alınırsa, onların devlet kurmak hususunda fazla kabiliyetleri olmadıklarına hükmetmek icabeder. Ancak güneyde Hazarların, kuzeyde Normanların (Varge-Rusların) tesiri ve müdahalesiyle Slavlar arasında devletçilik hareketi başlamış olmalıdır. Bu hareket, Hazar tesirinin en kuvvetli olduğu Kiyef mıntıkasında ilk önce belli oluyor. Vakauinamedeki bir rivayete göre, Vareg-Rusların gelişinden önce Kiyef’te Kiy adlı biri hakimiyet sürüyordu. Drevlyan’ların başında Maş adlı bir beyin bulunduğu da bilinmektedir. Doğu Slavlarının bir tek devlet halinde teşkilatlanmaları ise, doğrudan doğruya Normanların, yani Vareg-Rus başbuğları, knez’lerinin faaliyetleriyle mümkün olmuştur.
Sayfa 13·Kitabı okuyor
Tarih

Nihat Yılmaztekin

, bir kitabı okumaya başladı
Akdes Nimet Kurat
8.8/10 · 138 okunma

Nihat Yılmaztekin

, bir kitap okudu
Puan vermedi·288 syf.·
63 günde okudu
·
2023 15. kitabı
Ahmet Mithat Efendi
8/10 · 3.416 okunma