Nihat Yılmaztekin

Nihat Yılmaztekin
@Cerezbaba
Bununla beraber 862 yılı Rus Devletinin başlandığı tarih olarak kabul edilmiştir. Bu devletin kurucusu olan Rurik’in 879 yılında öldüğü biliniyor.
Sayfa 23·Kitabı okuyor
Tarih
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
IX. yüzyılın 60. Yıllarına doğru Ladoga ve İlmen gölü çevrelerinde birkaç Vareg-Rus knezinin muhtelif mıntıkalarda hakimiyetlerini kurdukları anlaşılıyor. Lagoda gölü kıyısındaki Aldagen şehrinde Rurik (Hroerekr), Beloozero mıntıkasında Sineus, İzbırsj şehrinde (Pskov’a yakın) Truvor adlı norman başbuğları bulunuyorlardı. Askod ve Dir adlı iki Vareg başbuğunun da Kiyef’te hakimiyeti ele aldıkları biliniyor. Bunlar arasında en kudretlisi Rurik idi; öyle ki bir müddet sonra kuzeydeki bütün Slav ve Fin zümreleri onun hakimiyetini tanıdılar; bunun üzerine Rurik, Lagoda gölü sahasından hareketle, İlmen gölü kıyısındaki Ostragard şehrine geçti. Burasına Slavlar, Novgorod (Yenişehir) adını vermişlerdi. Rurik, kendine rakip Vareg-Rus knezlerini ortadan kaldırdıktan sonra, geniş bir sahanın yegane hakimi oldu. Bu vareg knezinin şahsiyeti ve faaliyeti hakkında ancak çok sonraşarı kaleme alınan vakayiname rivayetlerinde bazı malumat muhafaza edilmiştir. Geniş bir mıntıkayı idaresi altına almaya muvaffak olması ve yerli Slav ve Fin uruğları üzerinde hakimiyetini tesis etmesi Rurik’in Rus devletinin kurucusu olarak kabul edilmesine sebep olmuştur.
Sayfa 21·Kitabı okuyor
Tarih
Norman zümrelerinin yerli Slav ahalisini hakimiyetleri altına alarak, şehirler yani ticaret ve siyaset merkezleri kurmalarıyla hakim sınıf derecesine yükselmeleri mümkün olmuş ve bundan dolayı “Rus” adı gittikçe siyasi bir mefhum ifade etmiştir. Hazar hakimiyetinin zaafa uğraması nispetinde bu “Rus knez”lerinin de siyasi faaliyetleri çevresi genişlemişti. Kiyef’te Rus başbuğlarının hakimiyeti ele geçirmelerini müteakip Orta Dnepr boyu “Rus yurdu” adını aldı. Nestor vakayinamesinden görüldüğü veçhile, yerli Slav ahalisi, Kiyef’te devlet kurulduktan daha uzun zaman sonra “Rus”larla “Slav”lar arasında ayrılık gözetmiştir. Yabancı memleketten gelen Ruslar-Normanların adeti az olduğunda, bunlar çok geçmeden Slavlaşmışlardır. X. yüzyıl içinde İsveç’ten yeni norman zümrelerinin gelmesi kesilmiş, Hıristiyanlığın Kiyef’te kabulünü müteakip, Slav ahalisi ile “Rus”lar hem din, hem dil bağlarıyla birbirine bağlanınca, iki unsur büsbütün kaynaşmıştır; fakat “Rus” adını aynı zamanda yerli Slav ahalisine de teşmil edilmiş bulunuyordu.
Sayfa 18·Kitabı okuyor
Tarih
Rus adının (Slavcası-Rus, Rusi) menşei ve mahiyeti hakkında ileri sürülen birçok görüşün en doğrusu “Norman mektebi, tarafından kabul edilenidir. Bu görüş şöyle ifade edilmiştir: Rus adının eski şekli Rusi olduğu nazarı itibara alınırsa, bunun Fincedeki Ruotsi den alınmış olması lazımgelir. Finler ise Maeller gölü (Stockholm çevresi) yanında yaşayan İsveçlilere “Ruotsi” derlermiş; bunun aslında İsveççe “Roeder, (Almanca- “Ruderer” yani kayıkçılar, kürekçiler) sözü olduğu anlaşılıyor. Finler bugün dahi İsveçlilere “Ruotsi, adını verirler; (Estonce-Rots); Finler ise kendilerine “Suomi, derler; bu söz Slavcaya Sum (Sumi) şeklinde geçmiştir; bu suretle Fincedeki “Ruotsi” de Slavcaya evvela “Rusi” sonra “Rus” olarak geçmiş ve Slavlar İsveç’ten gelenlere umumiyetle “Rus” (Rusi) demişlerdir.
Sayfa 17·Kitabı okuyor
Tarih
Doğu Avrupa’da faaliyete geçen bu Normanlar hem istilacı, hem tüccar, hem eşkıya idiler. Müsait duruma göre hareket ederlerdi. Kendilerine tabi Fin ve Slav ahaliden aldıkları kıymetli kürkleri ticaret emtiası olarak Hazar pazarlarına ve hatta İslam memleketlerine getirerek, satarlardı; aynı zamanda Bizans ile de münasebet tesis etmişlerdi. Normanların ayrıca ücretli askeri kıt’alar halinde Bizans imparatorlarının hizmetine girdiklerini de biliyoruz. Yerli Slav ahalisinin de bu İskandinavyalı Normanlarla birlikte Bizans ticaretine karıştıkları anlaşılıyor. Bir müddet sonra hatta “ticaret birlikleri”nin teşekkülünden bahsetmek mümkün gibi görülüyor; şehirlerde biriken ticaret emtiasının muhafazası ve bilhassa nehir boyunca bu eşyanın Bizans’a sevki zamanında herhangi bir hücumdan korunması için askeri kıtalara ihtiyaç vardı; işte bu kıtaların İskandinavyalı Normanlardan, “Vareg”lerden, teşekkül ettiği biliniyor; zaten “Vareg” adı bu gibi ücretli asker kıtalarına yerli Slavlar tarafından verilen bir isim idi (İskandinavya “Saga”larında da ücretli kıtalar manasına gelen Waeringer sözüne rastlandığı gibi, Bizans kaynaklarında da “Varangoi, ye ve Araplarda da “vareg” tabirine tesadüf edilmektedir; Bizans’ta bu sözle “Normanlardan teşekkül eden ücretli kıyalar” kastedilirdi; bu sözün Avarlar tarafından Franklara verilen bir ad olduğunu söyleyenler varsa da, doğruluğu şüphelidir). Slavlar arasında faaliyette bulunan bu “Vareg” kıtaları veya “Drujina”ların başında duran norman beylerine, Germancadaki “konung” dan tahrif edilerek Slavca knez (knyaz’) derlerdi. İşte bu Vareg-Rus “knez”leri gittikçe ehemmiyet kazanmışlar ve kurulmakta olan siyasi teşkilatın reisi olmuşlardı. Slavlar uzun zaman “Vareg”ler ile “Rus”ları karıştırmışlardır. Hakikaten bu iki ismin mahiyeti tamamıyla
Sayfa 17·Kitabı okuyor
Tarih