Nihat Yılmaztekin

Nihat Yılmaztekin
@Cerezbaba
Kiyef knezi Vladimir'in dış siyasetinde Bizans imparatoru ile sıkı bir temas tesisine ehemmiyet verdiği görülüyor. Bizans İmparatorluğu içinde o sıralarda patlak veren bir isyan, Rus knezinin bu amacını gerçekleştirdi. İmparator II. Basil'e (967-1017) karşı, Bizans'ın tanınmış kumandanlarından Barda, 987 de isyan çıkarmıştı. Balkanlarda da Fokas adlı başka bir general isyan bayrağını kaldırınca, İmparator, Bardas ile Fokas'a karşı gönderecek asker bulamadı. II. Basil bu sıkışık durumda yardım isteyerek Kiyef knezi Vladimir'e müracat etti ve onunla bir uzlaşma yaptı; buna göre, Vladimir, İmparatora 6000 kişilik bir Vareg-Rus ordusu gönderecekti; karşılık olmak üzere imparator da Vladimir'e kızkardeşi Anna'yı verecekti. 988 yılının ilkbaharında Rus kıtaları Anadolu sahillerine çıktılar ve Bardas, Fokas kuvvetlerini yendiler. Bundan sonra isyanın bastırılması mümkün oldu. Tehlike atlatılınca, imparator sözünde durmak istemedi. Bunun üzerine knez Vladimir, Kırım'daki Bizans şehirlerinden en mühimi olan Chersones'i (Korsun) muhasara etti ve ele geçirdi. Bizans imparatoru bu vaziyet karşısında, Vladimir ile müzakereye girişti ve knezin "Hıristiyanlığı kabul ederse" Prensesin gönderileceğini bildirdi. Vladimir de buna muvaffak edince Kiyef Rusyasının Hıristiyanlığı kabulü meselesi halledilmiş oldu. İstanbul'dan Prenses Anna ile birlikte Rum papazları, ayin vasıtaları getirildi. Knezin nerede ve ne zaman vaftiz edildiği bilinmiyor. Bunun 988 veya 989 da olması muhtemeldir. Knez ile birlikte "Drujina" (askerler) de vaftiz edildi. Sonra Kiyef ahalisi de toptan Hıristiyanlığı kabul etti. Yerli Slav ahalisinin birçoğu yeni dini kabule zorlandı. Bu hususta devlet tarafından baskı yapıldı. Daha bir gün önce tapılan ilahların heykelleri, atların kuyruklarına bağlanarak sürüklendi,
Sayfa 34·Kitabı okuyor
Tarih
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Rus tarihinin dönüm noktasından birini teşkil eden Hıristiyanlığın kabulü, Vladimir zamanıda olmuştur. Bunun nasıl ve ne zaman cereyan ettiğine dair vakayinamede sarih bir kayıt bulunmadığı gibi, Bizans kaynaklarında da malumat verilmiyor. Vladimir'in Hıristiyanlığı kabulünden çok önce Kiyef'teki Vareg-Ruslar (ve galiba Slavlar) arasında Hıristiyan dinine girenler vardı. Knez İgor'un annesi Olga'nın (yani Vladimir'in büyük annesinin) Hıristiyan olduğunu görmüştük; Bizans'la yapılan ticaret münasebetlerinin icabı olarak, Vareg-Rus ve Slav tüccarlarından birçoğu uzun zaman İstanbul'da kalırlardı. Bizans sarayında "Vareg" kıtalarının bulunduğu biliniyor; tüccarlar ve askerler arasında Hıristiyanlığı kabul edenler çoğalmış olmalıdır. Bu suretle Kiyef'te tedricen Hıristiyanların arttığı anlaşılıyor. Vakayinamedeki bir kayıt ta bunu teyid etmektedir. 983 yılında Kiyef'in putperest ahalisi -dinlerinin icabı olarak- ilahlara bir insan kurban takdim etmek istemişlerdi. Kur'a bir Vareg-Rus Hıristiyan gencine isabet etmişti; fakat babası bu delikanlıyı teslim etmek istememiş; bunun üzerine ahali galeyana gelmiş, babasını ve delikanlıyı öldürmüştü. Kiyef knezlerinin açıktan açığa Hıristiyanlığa baskı yaptıkları bilinmiyor. Olga'nın Hıristiyan oluşu nazarı itibara alınırsa, knezlerin din takibatında bulunmadıklarına hükmetmek icabeder; Bizans hükümeti tarafından Hıristiyanlığın bilerek propagandası yapıldığını kabul etmeliyiz. Bilhassa 864 den, yani Balkan Bulgarlarının Hıristiyanlığı kabullerinden sonra, Ortodoksluğu yaymak Bizans'ın devlet politikasının icabatından idi. Balkanlardaki Slav ahali için Bizanslılarca tanzim edilen alfabe ve din kitaplarının Slavcaya tercümesi, Kiyef Rusyasında Ortodoksluğu yaymak işini kolaylaştıracaktı. Mamafih Kiyef'teki Vareg-Rus ve Slav
Sayfa 33·Kitabı okuyor
Tarih
Svyatoslav'ın oğlu Vladimir (veya Volodimer) Kiyef Rusyasının en tanınmış knezlerinden biridir. Onun zamanı Rusya için gerek dış fütuhat ve gerek içteki değişikliklerle temayüz etmiş, sonraki Rus tarihi üzerinde çok büyük tesir yapmıştır; Hıristiyanlığın Rusya'da resmen kabulü bu knezin işi olmakla, Vladimir, bütün Rus hükümdarları arasında istisnai bir yer tutmakta ve "Aziz diye anılmaktadır.
Sayfa 31·Kitabı okuyor
Tarih
Svyatoslav, Vareg-Rus devri tarihinin en kudretli simalarından biridir. Askeri ve siyasi sahadaki faaliyeti, Rusya tarihinin sonraki devirlerinde göreceğimiz fütuhatçı ve "yayılış politikasını" güden birçok Moskova-Rus devlet adamlarına adeta bir örnek olmuştur. Rusların "şark" (yani Hazar denizi ve Kafkaslar) ve "cenup" (yani Balkanlar) istikametinde yayılışlarının ilk adımı bu knez tarafından atılmıştır. Bundan ötürü Svyatoslav, Rus tarihçilerinin eserinde "Rus kudreti" ve "Rus şanı"nın bir sembolü olarak gösterilmiş, kendisine hatta "Rus İskender"i diyenler olmuştur. Fakat Svyatoslav, haddi zatında macera arayan ve ganimet peşinde koşan bir vareg başbuğundan başka bir adam değildir; kendisinin "Norman" ananelerine tamamıyla sadık kaldığı, Kiyef şehrine ve Slavlara yabancı nazariyle baktığı, Rus yurdunu ancak bir gelir kaynağı telakki ettiği bilinmektedir. Svyatoslav bundan dolayı, "milli Rus-Slav" knezlerinden biri olarak sayılamazz; o, Kiyef'e yerli Slav zümresini daimi bir baskı altında tutan, onlardan vergi toplayan tipik "Vareg-Rus" knezlerinden biridir. Bu tip knezler ancak Yaroslav ile sona erecektir.
Sayfa 28·Kitabı okuyor
Tarih
Svyatoslav, annesinin dahi Hıristiyanlığı kabulüne bakmaksızın bu dine girmek istemedi; annesinin kendini de bu dini kabule teşvik ettiği zaman, Svyatoslav'ın; "Ben tek başıma nasıl din değiştireyim? drujina (askerler) benimle alay eder" diyerek din değiştirmeye yanaşmadığı naklediliyor. Bu enerjik Rus knezi karakteri ve görüşü itibariyle tam manasıyla fütuhatçı bir tipti. Kiyef'te kalmak ve ara sıra Bizans'a veya İslam memleketlerine akın yapmakla iktifa etmek niyetinde değildi; hakimiyet sahasını genişletmek, zengin memleketleri ele geçirmek istiyordu.
Sayfa 26·Kitabı okuyor
Tarih