Nihat Yılmaztekin

Nihat Yılmaztekin
@Cerezbaba
1060 yılından beri Güney Rusya bozkırları, İslam-doğu kaynaklarının Kıpçak, Rus vakayinamelerinin Polovcy ve Bizanslıların Koman dedikleri büyük bir göçebe Türk kavmi tarafından işgal edilmişti. Kumanların Kiyef mıntıkasına yaklaşmaları üzerine, Oğuzlar (Torklar) ve Peçeneklerden bazı zümreler Ros nehri boyunda kalmışlar, Kiyef knezlerinin hizmetlerine girmişlerdi. Onlar knezlerin süvari kıtalarını teşkil ediyorlar ve Rus Yurdunun hudud bekçiliğini yapıyorlardı. Knezler de bunun karşılığı olarak, kendilerinin yerleşmeleri için bir miktar saha bırakmışlardı. Bu Türk zümrelerine, taşıdıkları siyah kalpaklarından ötürü, "Çerniye klobuki" (Kara Kalpaklar) denmişti. Bunlardan birçoğunun, Dnepr'in sol sahilinde, Kumanlarla sınır olan sahaya yerleştirildikleri de biliniyor. Bu Türk (Tork-Oğuz), Peçenek ve Berende zümrelerinin Rus knezleri tarafından himaye edilmeleri, Kumanları büsbütün gücendirmiş ve akınlarına sebep olmuştu. Rus knezlerinin hizmetindeki bu Türk kıtalarının bir müddet sonra tamamıyla Rus Yurdunda kaldıkları ve yerli Slav ahalisiyle karışıp gittiği bilinmektedir. Bu suretle Kiyef Rusyası ahalisi mühim nispette Türk zümreleriyle karışmış oluyordu. Bu uruğlardan bazılarının adları yer isimlerinde kalmıştır.
Sayfa 45·Kitabı okuyor
Tarih
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Yaroslav'ın hakimiyeti yıllarında Rusya'da Hıristiyanlık tamamıyla yerleşti. Kilise teşkilatı tamamlandı. Rusların bir "millet" halinde birleşmesi için en lüzumlu şartlar sağlanmış oldu. Rusya'da ilk yazılı kanun kitabının da bu knez zamanında kaleme alındığı biliniyor. "Yaroslav'ın Pravdası" (kanunu) adıyla bilinen ilk Rus kanun mecellesi, esas itibarıyla "boy nizamı" hususiyetlerini ve "Vareg-Rus" örf ve adetlerinin izlerini taşımakla beraber, mühim nispette Bizans Hıristiyan kanunları tesiriyle yazılmıştır. Bu suretle Yaroslav'ın saltanatı birçok bakımdan ehemmiyetlidir.
Sayfa 40·Kitabı okuyor
Tarih
Kiyef Rusyası'nın milletlerarası münasebetlerinin tesisi bu devire rastlamaktadır. Yaroslav'ın Lehistan'a, Macaristan'a, Fransa'ya ve İskandinavya'ya elçiler ve tüccarlar gönderdiği biliniyor, ilk defa olmak üzere bir Rus knezi Avrupalı hükümdarlarla karşılıklı sıhriyet tesis etmişti.
Sayfa 39·Kitabı okuyor
Tarih
Hıristiyanlığın kabulü ile kültür sahasında meydana gelen en ehemmiyetli olaylardan biri, Rusları alfabe ve yazı dili sahibi olmalarıdır. Vladimir'in Hıristiyanlığı kabulünden 120 yıl önce Bizans'lılar tarafından Balkan Slavları için hazırlanan bir Slav alfabesi ve tercüme suretiyle meydana gelen bir dini Slav edebiyat dili vardı. Bu alfabe, Selanik'li rahib Konstantin (Kirill) tarafından tanzim edildiğinden Kirillika (sirillika) adını taşımaktadır. Yunan alfabesi esas tutularak yapılan bu alfabe, latin alfabesinden farklıdır. Bu defa Bizans'tan Ortodoksluk kabul edilince, Rusya'ya Kirill alfabesi girdi; aynı zamanda Balkanlardaki (Bulgar Slavcası) din kitapları da alındı. Bu suretle Ruslar hem alfabelerini, hem kilise dillerini hazır olarak dışarıdan aldılar. Kilise Slav dili, uzun yüzyıllar boyunca Rus "edebi dili" olarak devam ettirildi. Kirillika'nın alınması ile Ruslar yazı itibariyle de Avrupalı kavimlerden ayrılmış oldular. Kilise dilinin ta baştan "Slavca" olması Rus milli edebiyatının gelişmesine imkan verdi ve çok geçmeden Rus manastırlarında ilk eserler yazılmaya başlandı.
Sayfa 36·Kitabı okuyor
Tarih
Vladimir, 989 da Hıristiyanlığı kabul edince, Rus kilisesi İstanbul patriğine tabi bir "metropolitlik" oldu. Ruhaniler İstanbul'dan gelen Rumlardı. Bu suretle, Kiyef Rusyası kilise vasıtasıyla İstanbul'a sımsıkı bağlanmıştı. Rusların Hıristiyanlığı kabullerinin en mühim neticesi, knez hakimiyetnin sağlamlaşması oldu. Çünkü Ortodoksluk, imparatorların hakimiyetini kuvvetlendiren esasları kabul etmiştir. Bu esaslar ise Bizans'ta birçok yüzyıldan beri tatbik edilegelmişti. Kilises teşkilatı mükemmel bir hierar-chieye dayamakla bu sistem knezin devlet teşkilatına, müesselerine de bir örnek olabilecekti. Bu suretle Hıristiyanlığın kabulü Kiyef Rusyası knezlerinin siyasi hegemonyalarına hizmet edecekti. Diğer taraftan, Hıristiyanlığın alınmasından sonra yerli Slav ahalisi ile yabancı Vareg-Rus zümreleri arasında fazla ayrılık kalmayacaktı; müşterek din her iki zümrenin kaynaşmasına yardım edecekti; o zamana kadar kabile farkları birbirlerinden uzakta kalan muhtelif Slav uruğlarının bu defa, Hıristiyanlık sayesinde, birbirleriyle kaynaşmaları büsbütün kolaylaşacaktı. Demek ki Hıristiyanlığın Kiyef Rusyası'nda kabulü, Rus milletinin teşekkülünde tamamlayıcı bir amil oldu.
Sayfa 35·Kitabı okuyor
Tarih