Nihat Yılmaztekin

Nihat Yılmaztekin
@Cerezbaba
Çingiz Han'dan sonra kağan olan Ügedey, 1241 yılı sonunda ölmüştü. Bunun haberi, Batu Han'a ancak 1242 yılının ilkbaharında ulaşabildi. Kağan seçiminde ve umumiyetle Moğol İmparatorluğu idaresinde nüfuzunu istimal etmesi için, Batu'nun, İmparatorluk sınırlarına yakın birde bulunması gerekli idi. Bunun içindir ki Batı Avrupa'ya karşı askeri hareketlerinin durdurulması ve orduların İdil (Volga)'e çekilmesi kararlaştırıldı. Rus yurdunun ve Kıpçak sahasının temelli olarak hakimiyet altına bulundurulması kararlaştırıldığından, Batu han Aşağı İdil boyunda durdu. Altın Orda Devleti işte bu suretle kurulmuş oldu. 1236 (veya 1237) yılında başlayan büyük "Batı seferi" bu suretle altı veya beş yıl içinde parlak bir şekilde sona ermiş oldu.
Sayfa 82·Kitabı okuyor
Tarih
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Moğollar, İdil ile Özü (Dnepr) arasındaki bozkırlardaki Kuman uruğlarını dağıttılar. Kuman "hanları" nın "il" lerini Dnepr'in batısına, veya Orta İdil sahasına kaçırdılar. Orta İdil, yani Bulgar yurduna gelen Kumanlar, yerli Türk (Bulgar) unsurları ile karıştılar, bunun neticesi, Bulgar'ların eski etnik hususiyetlerini kaybederek, "kumanlaşmaları" oldu. Sonraları "Kazan Türkleri" adıyla tanıdığımız ahali bu suretle, meydana gelmiştir. Dnepr nehrinin batı tarafına kaçan Kuman uruğları ise, kitle halinde Macaristan'a girmeye başladılar.
Sayfa 82·Kitabı okuyor
Tarih
İlk örnekler Bizans'tan gelmiş olmakla beraber Rusya'da kendine has bir mahiyet almıştır. Bizans kronograflarından Georgios Hamartol'un "Dünya Tarihi" (IX. yüzyılda tertip edilmiş, sonra 948 e kadar getirilmiştir) Bulgarca tercümesi vasıtasıyla Kiyef'te tanınmıştı. İşte bu eser Rus vakanüvislerine örnek oldu ve ilk Rus tarihinin esasını teşkil etti. En eski vakayinameler olarak "Lavrentyev nüshası" ve Ipatyev nüshası" adıyla iki vakayiname bilinmektedir. Her ikisinin de baş kısmındaki 110 yılına kadar gelen kısmı, birbirlerine çok yakındır ve "Başlangıç vakayiname" veya "Nestor Kroniği" adıyla tanınmıştır. Bunun müellifi layıkıyla tespit edilemiyorsa da, Kiyef Mağara Manastırı (Peçerskaya Lavra) rahibi Nestor olması kuvvetle muhtemeldir. Her iki vakayinamede, 116 yılı altında, bu kısmın Silvester adlı bir rahibin yazdığı kaydı bulunuyor. Buna göre "vakayinamenin" müellifi Silvester olması lazım geliyor gibi görünüyorsa da yazanın başka bir zat olduğu diğer kayıtlardan anlaşılmıştır.
Sayfa 69·Kitabı okuyor
Tarih
Kiyef knezi Vladimir'in 988 (veya 989) da Hıristiyanlığı kabulünden sonra Rusya'ya Bizans'tan Slav (Bulgar) alfabesi ve dilinin getirildiğini yukarıda söylemiştik. Bulgaristan'da yüzyıldan fazla işlenen "kilise Slavcası" (veya eski Bulgarca) bu suretle ta baştan Rusların din ve edebiyat dilleri oldu; bu durum ta XVIII. yüzyıla kadar devam edip geldi. Hıristiyanlığın kabulünden önce Kiyef Rusyası'nda veya diğer Slav uruğları arasında herhangi bir yazı veya bir kitap yoktu. Halbuki Hıristiyanlıkla birlikte hemen Rus Yurduna, din kitapları olmak üzere, ya Rumca veya Slavca eserler getirildi. Akıllı Yaroslav zamanında (1019-1054) Rumcadan Rusçaya tercümeler yapıldığını bildirilmektedir. Bunların çoğunun din kitabı oldukları anlaşılıyor. Rus manastırlarının tesisiyle Rusya'ya yine Bizans'ı takliden "yazı yazmak" sanatı inkişaf etti. Bizans'ta olduğu gibi, Rusya'da da kağıt yerine ince deri (parşömen kullanılırdı; bundan ötürü kitaplar çok pahalıya mal olurlardı; yazıların kendi sanatlarına itina ettikleri biliniyor; zamanımıza kadar gelen ve en eski Rus elyazması olan "Ostromir İncili" (1056 veya 1057 de yazılmıştır) Hıristiyanlığın kabulünden 60-70 yıl sonra Rusya'da yazı yazmak sanatının yüksek bir dereceyi bulduğunu gösterir, İncilden başka "apokfirik" (gizli) din kitapları da yayım buldu. Bunlar, Tevratta nakledilen, fakat serbest ve şairane bir tarzda işlenen mevzular olmakla halk tarafından kolay anlaşılır ve okunurdu. Bu cins eserlerden biri ve en eskisi Bulgaristan'dan getirilen ve Bogomil (Maniheizm) tesirini taşıyan "Tanrının Ademi nasıl yarattığı kıssasıdır". Yine Tevrat'tan alınarak tertip edilen ve Süleyman Peygamber kıssalarından birini teşkil eden "Kitovras hikayesi" de çok yayılmıştı. Sonra İncil'den ilham alınarak tertip edilen "Meryem Ananın ıstıraplar
Sayfa 67·Kitabı okuyor
Tarih
Doğu Slav'larının bir kısmı Turla (Dnestr) nehrinin baş kısmından Karpat eteklerindeki iki merkez etrafında toplanmışlardı. Biri Galiç, diğeri de Vladimir-Volın bölgesi; buralarıon Macaristan'a komşu olması, oradaki Rus (Slav) hususiyetlerinin erkenden kaybolmasını icap ettirmiştir. Lehistan'ın Katolik din ve kültür çerçevesine girmesi ve bu yüzden Karpat'ın doğu sahasına Katoliklik propagandasının faaliyeti, Macar krallarının müdahaleleri bu çevrede yaşayan Slav ahalisinin Kiyef Rusyası'ndan uzaklaşmasına mucip olmuştur. Bütün bunların icabı olarak bu sahada Ruslardan farklı bir "Ukrayna" kavmi meydana gelmiştir.
Sayfa 54·Kitabı okuyor
Tarih