Nihat Yılmaztekin

Nihat Yılmaztekin
@Cerezbaba
Halbuki iki büyük komşu devlet, Altın Orda ve Lehistan, Moskova Knezliğine karşı olan düşmanca durumlarını değiştirmemişlerdi; bu iki devlet, Moskova'nın büyümesi ve genişlemesi yolunda en mühim engel teşkil ediyorlardı. III. İvan, Altın Orda ile Litvanya-Lehistan'a karşı, Kırım Hanlığında gayet kıymetli bir müttefik buldu. Mengligereyhan, Moskova knezinin vefakar bir dostu idi. Kırım hanları, Altın Orda'ya ait bütün saha üzerinde hakimiyet iddia ettiklerinden ve Seyyit Ahmet Hanı amansız bir düşman bildiklerinden, Seyyit Ahmet Hanı kuvvetten düşürmek ve büsbütün ortadan kaldırmak için, Moskova knezi ile dost olmayı, ona yardım etmeyi prensip olarak kabul ettiler. Kazimir'in Kırım'a karşı takip ettiği anlayışsız siyaseti, Mengligerey'in III. İvan ile dostluğuna hizmet etti. Buna mukabil Seyyit Ahmet Han ile Kazimir, Moskova knezine karşı müşterek bir hareket düzenlemek ihtiyacını hissettiler. Bu suretle Doğu Avrupa'da iki siyasi blok teşekkül etmiş oldu: Moskova-Kırım, Altın Orda-Litvanya (Lehistan).
Sayfa 128·Kitabı okuyor
Tarih
Reklam
Bizans İmparatorluğu, gittikçe büyüyen Osmanlı-Türk tehlikesine karşı varlığını koruyabilmek ümidiyle, Roma Papalığı ile 1439 da Floransa'da bir uzlaşma yapmak zorunda kalmıştı. Buna göre, Bizans imparatoru, Ortodoks kilisesi ile Katolikliğin birleşmesine muvafakat etmiş, Ortodoks kilisesi üzerinde Papa'nın yüksek reisliği tanınmıştı. Floransa Konsilinde Rus kilisesini, bir müddet önce İstanbul patriği tarafından Rusya'ya metropolit olarak gönderilen ve Rum olan İsidor temsil etmişti. İsidor, ünyon taraftarı idi. Fakat Moskova knezi ve ruhanileri Floransa Konsilinin kararını tanımadılar. İsidor Moskova'ya dönünce tevkif edildi ve yerine Moskovalı bir Rus olan İon getirildi. Rus kilisesi, Papayı baş olarak tanımak isteyen İstanbul Patriğinden ayrıldığını ilan etti. İstanbul Patrikhanesi de buna karşılık olmak üzere, Kiyef Metropolitliğinin devamı şeklinde Güney-Batı Rusya'sında (Galiç'te) yeni bir metropolitlik ihdas etti. Floransa ünyonunu kabul etmeyen Moskova Rusyası ve Rus kilisesi, Ortodoksluğa sadık kaldığını ve İstanbul Patriğine boyun eğmediğini açıkça ilan etmekle, Rus kilisesinin artık kendini tamamıyla olgun sandığını ve Moskova'nın Ortodoksluğun en emin ve sağlam bir diyarı telakki ettiği açıkça ilan edilmiş oldu.
Sayfa 118·Kitabı okuyor
Tarih
Moskova (Moskva) şehri, adını aynı ismi taşıyan nehirden almıştır; bu isim, Fin menşeili olsa gerektir. Şehrin kuruluşu hakkında sarih bilgimiz yoktur; rivayete göre, XII. yüzyıl ortalarında knez Yuri Dolgoruki tarafından kurulmuştur. Moskova adı, vakayinamelerde ilk defa 1147 de geçer, sonra 1156 ve 1176 yıllarında "Moskov" "Kuçkora" ve "Moskva" diye zikredilir. Rivayete göre burası "Kuçko" adlı bir boyarın malikanesi imiş. Yuri Dolgoruki burayı, Ryazan ve Çernigov knezliklerine karşı Suzdal mıntıkasını müdafaa için bir hudut karakolu, sonraları hudut kalesi olarak inşa etmiş; oradan geçen nehire izafeten de "Moskova" adını vermiştir.
Sayfa 105·Kitabı okuyor
Tarih
Altın Orda'da henüz kuvvet bulmadığı bir devirde, Rus şehirlerine gelip yerleşen bu Moğol büyüklerinden bir kısmının, Rus knezleri tarafından menfaatler temin edilince, temelli olarak Rusya'da kaldıkları, az zaman sonra Hıristiyanlaştıkları ve Ruslaştıkları biliniyor; böylelikle, daha XIV. yüzyıldan beri, Rus asilzadelerinin Moğollarla karışmaya başladıklarını görüyoruz. İlk Moskova knezi Yuri Daniloviç'in, Özbek hanın kız kardeşi ile evlenmesi, bu "karışma" ya önayak olanların bizzat knezlerin kendileri olduklarını göstermektedir.
Sayfa 101·Kitabı okuyor
Tarih
Rusya'nın Moğol hakimiyeti altına girmesiyle, Rus ve bazı Avrupalı tarihçilerin iddia ettiklerinin hilafına olarak, dış alemle münasebeti asla kesilmiş olmadı. Zaten istiladan önce Rus knezliklerinden, Novgorod ve Pskov şehirlerinden başkasının, Alman ve İsveç tüccarları ile münasebetleri yoktu. İstiladan sonra da Novgorod'da Almanlarla ticaret kesilmedi; bilakis, Altın Orda'nın payitahtı olan Saray şehri, Orta Asya, Kafkas ve İran ile yapılan ticaretin merkezi oluvermekle, Rus tüccarları yepyeni imkanlar buldular. Bizans ile münasebet te asla inkıtaa uğramadı, hatta Altın Orda hanları tarafından teşvik edildi. Rusya'nın, Batı Avrupa'ya nispetle, geride kalmasının Moğol istilası yüzünden, dış alemle, yani Avrupa ile temasının kesilmesi sebep teşkil ettiği yollu iddialar, hakikate uygun değildir. Rusların geride kalmalarının sebeplerini -ileride görüleceği veçhile- Rusya'nın tarihi ve kültür şartları ile Rus devlet teşkilatının bünyesi ve Rus ahalisinin hususiyetinde aramak lazımdır.
Sayfa 91·Kitabı okuyor
Tarih
Reklam