Nihat Yılmaztekin

Nihat Yılmaztekin
@Cerezbaba
Demin diyordum ki Talih, densizleri, cüretli, gözüpek kimseleri, Rubicon nehrini geçerken Caesar gibi, Talih zarı atılmıştır, diyenleri sever Bilgelik, insanları mahcup kılar. Onun içindir ki bilgeleri durmadan fakirlikle, açlıkla, acılarla savaşır, tanınmamış olarak herkesin aşağılama ve nefreti içinde yaşar görürüz. Deliler, bunun aksine, bolluk içinde yüzerler, devletleri idare ederler, özetle en mutlu, en verimli talihe kavuşurlar.
Edebiyat
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Fakat prensler bu hoş hayatı sürmekte yalnız değildirler: Papalar, kardinaller, piskoposlar, onları taklit etmek için çoktan beri ellerinden geleni yapıyorlar, hatta denebilir ki onları geçmek işini de başardılar. Şu piskopos, giymiş olduğu bembeyaz kaftanın kusursuz bir ömür sürmesini kendine ihtar ettiğini; başını örten şu çift boynuzlu ve uçları bir tek düğümle birbirine bağlı külahın, eski ve yeni ahitlerin bilimini birleştirmesi gerektiği anlamında olduğunu; elindeki eldivenlerin, temiz ve ilahi sırları müminlere verirken dünyanın fenalıklarının bulaşmasından ellerinin korunduğunu gösterdiğini; asasının, kendisine teslim edilen sürüye devamlı surette bakacağının simgesi, haçın ise, bütün tutkulara karşı kazanması gereken zaferin simgesi olduğunu düşünmeye koyulsaydı, hayatı neye benzerdi? Bütün bu düşünceler ve daha bu çeşitten başka bin bir tanesi, zavallı başpapazı endişe ve kederle ezmez mi? Günümüzün piskoposları o kadar budala değildirler: Kendilerini otlamaya bakar; sürüleri otlatmak işini İsa'ya, papaz vekillerine, dilenci keşişlere bırakırlar
Edebiyat
Şimdi, bazen görülen prensler türünden bir prens düşününüz; yani kanunları bilmez, kamunun iyiliğini sevmez, sırf kendi çıkarıyla meşgul, her çeşit şehvete dalmış, hürriyetin, hakikatin, bilimlerin düşmanı, her şeyi kendi tutkularına, kişisel çıkarma dayandırır, toplumun selametinden başka her şeyi düşünür bir prens. Bu adama, bütün erdemlerin simgesi altın bir gerdanlık takınız; başını kıymetli taşlarla parıldayan bir taçla -kahramanca erdemlerle insanlar arasında parlayacağını ona hatırlatmaya mahsus bir taçla- süsleyiniz; eline, hakkın, bozulmaz doğruluğun kutsal simgesi asayı veriniz; nihayet, hükümdarın, milletine olan ateşli sevgisini gösteren erguvanı giydiriniz. Bu prens, hareketlerini, bütün bu büyüklük işaretleriyle karşılaştırsın, eğer bu süsleri taşımaktan utanmazsa, bütün bu tiyatro kıyafetini keskin zekâlı bir alaycının alaya almasından korkmazsa ben pek yanılmışım demektir.
Edebiyat
Prensler, gevşekliğe, hazlara dalarak ruhlarında iş ve endişenin en ufak görünüşünü uyandıracak her şeyi uzaklaştırır, kendilerine hoş sözlerle durmadan yaltaklananları en yakın çevrelerine kabul ederler. Her gün ava gitmekle, gayet güzel atlar beslemekle, mevkileri, memurlukları kendi çıkarlarmca satmakla, uyruklarının malım mülkünü azaltıp kendi kasalarına geçirtmek için her gün yeni çareler tasarlamakla krallara düşen ödevleri mükemmel surette yerine getirdiklerini sanırlar.
Edebiyat
Hükümdarların yarım dirhem sağduyuları olsaydı, halleri, durumları dünyanın en kötüsü, en bahtsızı olmaz mıydı? İyi bir hükümdara düşen bütün ödevleri tam olarak yerine getirmek isteyen bir kimsenin kendine ne kadar ezici bir yük yüklediği göz önünde tutulsaydı, tacın yalan yere yeminle, baba katliyle satın alınmaya değer bir nesne olduğunu aklından geçirecek bir tek kişi bulunur muydu? Öyle ya, bir milleti idare etmek işini üzerine almış bir insan, bütün hayatını toplumun çıkarlarına adamak için kendi çıkarlarından vazgeçmiş demektir.
Edebiyat