Samet kaymak

Samet kaymak
@Cerkutay
Bugün İngiltere dâhil Avrupa’nın her yerinden Yahudiler Amerika’ya göç etmektedirler. Kongre çoğu Yahudi olan göçmenler için 50.000.000 dolar ayırmıştır. Ayrıca Başkan Roosevelt yasaları çiğneyerek bu rakama 50.000.000 dolar daha eklemiştir. Kısacası Amerika bizi her ne kadar kullansalar da Yahudilere anavatan olmaya çalışmaktadır. Hitler, savaş sonrası Avrupa’yı Yahudilerden temizleyerek bu insanlara Avrupa’dan uzak bir yerde vatan vereceğini hatta buranın Madagaskar olacağını söylemektedir. Ancak bu şekilde Hıristiyanlar yeni ve refah dolu bir milenyum yaşayabilirler
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Amerikan halkı her zaman izolasyon içinde yaşamıştır ancak hiçbir zaman yabancı bir lidere muhtaç olmamıştır. Amerikan halkını gerçekten tehdit eden Roosevelt’in yaratacağı Yahudi diktatörlüğüdür. Başkan’ın yaptığı savaşa girmek için halkı tahrik etmekten başka bir şey değildir. Yaratılmak istenen Amerikan halkının korkutulması ve dolayısıyla savaşa olan desteğin artmasıdır. Churchill “Beşinci Kol” olarak nitelendirdiği anti-semitik muhaliflerini hapislere atmış ve ölümle yargılayan bir liderdir. Churchill’in yaptıkları acaba Hitler’den daha mı iyidir? Belçika’da kendisine teslim olma şansı tanınmışken Churchill’in adeta soykırım yaratarak geri çekilmesi neden ve ne amaçla yapılmıştır? Churchill yüz yıllık kurulu ekonomik düzeni korumak için Hıristiyan Belçikalıları kesmeyi göze almış ve binlerce İngiliz askerinin ölmesine katlanmıştır. Churchill’in acımasızlığına bir başka örnek ise 15 Haziran 1940 tarihinde gazetelere verilen demeçte yer almaktadır. Bu habere göre İngilizler Paris’in direnerek Almanlarca yok edilmesini savaş propagandası için isterken Fransızların bunu kabul etmemelerini İngilizlere ihanet olarak görmektedirler. Anlaşıldığı kadarıyla Paris’in teslim olması konusunda o zamanki Fransız Hükümeti ikiye bölünmüştür. Bir tarafta Reynaud, Handel, Blum ve diğer Yahudi bakanlar İngiliz fikrini desteklerlerken Hıristiyan bakanlar ve Marshall Petain Paris’in yok edilmesini kabul etmemişlerdir. Bu gün Yahudi bakanlar sürgündedir ve 1.900.000 Fransız askeri ölmüş, yaralanmış veya esir düşmüştür. Şimdi ise İngilizler De Gaulle’ü kullanarak sürgün hükümeti kurmuş ve Fransız şehirlerini her akşam bombalamaktadır. Başkan Roosevelt ise Fransız devletinin Amerika’da bulunan altın stoklarına ve limanlarımızdaki gemilerine el koymuştur
Rothschildlar ve kurmak istedikleri Milletler Cemiyeti pek yakında merkezlerini Amerika’ya taşıyacaklardır. Zaten Rothschild altın stokları Kentucky’de saklanmaktadır ve başkan Yahudi göçmenleri Avrupa’dan getirmek için kolları sıvamıştır. Associated Press’e göre Manhattan’a giriş yapan 1914 yabancı uyrukludan 862’si Yahudi göçmenidir. Associated Press ayrıca Avrupa’dan parasızlık nedeni ile ülkelerine dönemeyen yüzlerce Amerikan vatandaşının olduğunu bildirmektedir.
Tabii ki Yahudilerin ilk seçimi Roosevelt olacaktır çünkü o kendisinin iyi bir hizmetkâr olduğunu kanıtlamıştır. Ancak eğer Willkie’nin kamuoyu desteği daha fazla ise Yahudiler hiç acımadan Roosevelt’i feda edeceklerdir. Amerikan sisteminde adaylar önce partilerinin adaylıklarını kazanmak için sonra da halkoyu için yarışmaktadırlar. Bu sistemin artık kaldırılarak başkanın Fransa’da olduğu gibi Kongre tarafından seçilmesi gündeme getirilmelidir. ABD kurucularından George Washington da parti adaylıklarına karşı olduğunu, şahısların kendi başlarına Kongre tarafından seçilmeleri gerektiğini defalarca belirtmiştir. Doğal olarak geçerli seçim sistemini değiştirmek zordur ve anayasal düzenlemeleri gerektirmektedir. Ancak tüm zorluğuna rağmen Kongre’ce seçilen başkanlar parti adaylıkları için buldukları kuklaları olmaktan çıkacaklar, büyük seçim kampanya maliyetleri ortadan kalkacak ve büyük eyaletler kadar küçük eyaletler de Kongre’deki temsilcileri ile seçimlerde etkin olabileceklerdir. Parti adaylıkları sistemin yozlaşmasına partilerin zenginlerce satın alınmalarına ve halka sadece zenginlerin istediği adayların sunulmasına yol açmaktadır. Benzer durum İngiltere’de de geçerlidir ve eski Başbakan İşçi Partili McDonald ile selefi Muhafazakârlar arasında bir fark yoktur
Amerikan halkı ise Demokrat ve Cumhuriyetçi partiler olarak örgütlenmiştir. Amerika’da Rothschild çıkarlarını korumak Baruch ve Lamont tarafından yerine getirilmektedir. İki parti olmasına rağmen Amerika’da yaşamsal konular üzerinde partiler arası farklar bulunmamaktadır. Örneğin Federal Rezerv Yasası Cumhuriyetçiler tarafından ortaya konmuş, Demokratların muhalefetine takılmış ancak Demokratların iktidarı ele almalarıyla tekrardan Kongre’den geçmiştir. Bu günlerde yapılan parti kongrelerinde adayların kimler olduğu Baruch, Lamont ve Lippman gibi politikacı Yahudileri hiç ilgilendirmemektedir. Çünkü her iki partinin adayları Rothschild çıkarlarına uygun davranacak kişiler içinden seçilmektedir.