"Borcum ne, Zeze?"
"İki yüz kuruş."
"Niye o kadar az? Herkes ayakkabıyı dört yüze boyuyor."
"Bir gün iyi bir boyacı olursam o kadar isterim. Henüz olmaz."
Derken gözyaşlarım kalleşçe dökülmeye başladı.
"Zeze, sen ağlıyorsun..."
"Birazdan geçer. Ne de olsa ben senin gibi kral değilim. Yaramazın tekiyim. Kötü, hem de çok kötü bir çoçuğum... o kadar.
"Sence bu yarasa seni çok seviyor mu?"
"Sevmez olur mu..."
"Yürekten mi seviyor?"
"Kesinlikle."
"Öyleyse geleceğine emin ola bilirsin. Biraz gecike bilir, ama bir gün mutlaka seni bulacaktır."