Efe Çetinel

Efe Çetinel
@Cetineljr
Sanatçı
Bilkent Üniversitesi MSSF Tiyatro ASD
İzmir
Ankara
6 okur puanı
Eylül 2017 tarihinde katıldı
Nietzche ve Türkiye’de “Erdem” algısı.
Puan vermedi·
Anne kutsaldan öte erdemin temelidir. İnsanlar itamlarda bulunur, hakaret eder. Ancak erdemli insan, erdemine evladı gibi bakmalıdır. Yani erdem; ödül, ceza, bedel, intikam gibi kavramlardan çok uzaktır. Çok basit bir anlatımla erdem, her birey için, bir annenin çocuğudur. Erdemli insan kimsenin karısına, kocasına, evladına, ebeveynine hakaratamiz konuşmaz. Erdem ve fazilet bunu gerektirir. İhtiyacımız olan en temel ve değerli şeylerden biri de erdemdir. Nasıl adalet mülkün temeli ise, erdem de adaletin temelidir. Bunu unutmamak gerekli. Erdoğan’ın annesine söven ile İmamoğlu’nun eşine “Kocası içeride diye pek mutlu olmuş.” diyen için fazilet açısından hiç bir fark yoktur. Her iki taraf da ödüllendirilmek, cezalandırmak veya intikam almak istenciyle yanıp tutuşan kurtarıcısına muhtaç, güdülmeye mahkum bir koyundur. Böyle Buyurdu Zerdüşt
Alıntı
Böyle Buyurdu ZerdüştFriedrich Nietzsche · Say Yayınları · 202347,7bin okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Benlikten kaçış ve bireyin parçalanması
10/10
·210 syf.··
2025 1. kitabı
Bozkırkurdu Harry ve bozkırkurdu. Aynı bedende sürekli olarak savaşan iki benlik. İşte tam olarak çöken bir sosyokültürel ve ekonomik yapı içinde hayatta kalmaya çalışan aydın insan ve geliyorum diye bağıran büyük savaş. Kapitalizmin dört koldan Avrupa’yı işgal ettiği bu dönemde iki benliğin de kendi içinde parçalanması ve binlerce farklı bozkırkurtlarına ve Harry’lere, milyonlarca farklı benliklere ayrılması ve sonunda birbirleriyle barışarak tekrar birleşmesi. Her benlik birer satranç taşı ve oyunun kuralları, taşları nasıl oynayacağın sana bağlı. Bu öyle bir oyun ki her taş en az bir diğeri kadar var ve değerli. Oyunun tek amacı taşları “o an” nasılsa öyle oynamak yani iyi ya da kötü “an” ne sunuyorsa ona göre karar vermek ve hamle yapmak. Yargısız ve pişmanlık duymadan. Hiç düşünmeden seni seviyorum demek gibi ya da hep yargıladığın, dışladığın varlıklarla iç içe olmak gibi; onları yargılamadan tanımak ve onlarla beraber dans etmek gibi. Bu oyunda taşları oynamak zorunda da değilsin. Taşlar gayet tabii tahtanın üstünde hiç hareket etmeden de durabilir ancak o zaman hayatı ıskalar Harry veya hayat onu ıskalar, kısacası bu kendinden kaçmak olur. Yargıladığın, uzaklaşmaya çalıştığın, nefret ettiğin her şey senin gibi bu hayatın içinde var. İster onların farkında olur ve onlarla mücadele edersin ya da onların farkındaymış gibi yapıp yine de bin bir bahaneyle onların arasında var olmaya çalışarak kendinle mücadele edersin.
BozkırkurduHermann Hesse · Yapı Kredi Yayınları · 20229,7bin okunma