Tuğçe ÇETİN

Tuğçe ÇETİN
@Cetintugce
Hepimiz "Gogol'un Paltosu" 'ndan çıktık. Bookstagram Hesabım @gregorsamsamisiniz
Öğrenci
Pamukkale Üniversitesi Otomotiv Mühendisliği
İstanbul
İstanbul, 23 Temmuz
91 okur puanı
Aralık 2019 tarihinde katıldı
Çare
.... "zamanın silmediği anı, ölümün dindirmediği acı yoktur." "Zamanın silmesine, ölümün dindirmesine kalmış bir felaketten daha kötüsü olabilir mi?" dedi Panza. ... "Talih her felakette, çare olarak açık bir kapı bırakır," dedi Don Quijote.
Sayfa 131 - Yapı Kredi Yayınları- Kazım Taşkent Klasik Yapıtlar Dizisi·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam
Don Quijote yalnız kalınca tekrar ayağa kalkmayı denedi; ama sağ salimken kalkamadıktan sonra, dayak yemiş, neredeyse canı çıkmış halde, nasıl kalkacaktı? Her şeye rağmen kendisini mutlu sayıyor, olanları gezgin şövalyelere özgü bir talihsizlik olarak kabul ediyor, bütün kabahati atına yüklüyordu.
Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Çok kalabalık alanlarda - kapalı ya da açık olması farketmiyor- çok rahatsızlanıyorum. Çok terliyorum, kalbim küt küt atıyor, titreme geliyor ve sanki nefesim kesiliyor. Bugün bu durumu tekrar yaşadım ve son zamanlarda yaşama sıklığım arttı. Bu durumu konuştuktan sonraysa konu elimdeki çöpe geldi ve ben cümlemi şöyle devam ettirdim: Sizin çöpünüz küçük, çabuk dolar. Ben başka bir yere atarım. Aldığım tepkiyse çok ince düşünüyorsun, oldu. O an ince düşündüğümü bilerek bu cümlelerimi kurmamıştım. Ama farkettim ki! Evet ince düşünmüşüm. Acaba ince düşüncelerimle ter içinde kalmam doğru orantılı olabilir mi? Dünya ve insanlık bu kadarını kaldırabilir mi? Peki ya ben bu kadarını kaldırabilir miyim? Belli ki pek başarılı olamıyorum. Seslerden ve kokulardan aşırı rahatsız olmam ve bulunduğum yerde zaman zaman diken üstünde oturmam da cabası.... Komşumuzun gece horultusundan - sanki benim odamın içinde horluyor- dolayı uykusuz kalmalarımı söylemiyorum bile.. Ben mi aşırı takıntılıyım, anormalim ya da hassasım? Tam olarak bilemiyorum. Her neyse??? İnsanlar mı bu kadar vurdumduymaz.?
Çakır Gözlü Safiye Nine
Anneannemin babaannesi Safiye Nine Balkan Harbi sırasında 3 çocuğu ile birlikte Selanik'ten Keşan'a göçerken yolda karşılarına çıkan Yunan askerlerinden saklanmak için çalıların arasında günlerce beklemiş. Bir kadın üç çocuk... Safiye ninenin kocası İsmail dede ise cephede...Anneannemin deyimiyle gavur askerleri çok şükür ki onları farketmemiş; İsmail dede ise yıllardan sonra cepheden dönmüş. Keşan'ın Karasatı köyüne yerleşmişler. Safiye ninenin babası Osman dede de cepheden döneli çok olmuş. Gel zaman git zaman Kurban Bayramı gelmiş çatmış. Kurban Bayramı sabahında bütün cemaat camide toplanmış. Gavurlarsa o gün o sabah camiyi basıp Osman dede başta olmak üzere bütün cemaati öldürmüş. Karasatı köyünün tarihine kurban bayramı ise kara bayram olarak geçmiş. Her yer kan gölüne dönmüş. Safiye ninenin en küçük çocuğu Halil amca bu olaydan sonra köyün çıkışına şehitlik mezarlığını yaptırmış. Her kim ki oradan geçerse duasını eksik etmezmiş. Her kara bayram gününde Safiye nine bütün köyü evinde ağırlar, sofrasını donatırmış. Börekleri ise Karasatı köyünde nam salıp günümüze kadar ulaşmış. Bem yiyemedim böreğinden ama anlatılanlara göre tadı damağımda...
Binbir Surat Urganda'dan
Hemen akıl vermeye kalkar verecek aklı olmayan.
Kazım Taşkent Klasik Yapıtlar Dizisi Yapı Kredi Yayınları·Kitabı okudu
Edebiyat
Reklam