Tek bildiğimiz, geride bırakılan kimsenin artık saatine bakmadığıdır. Günler genleşerek uzar, zaman çizgisinde aldatmacalar yaratır. Sevgili, dün kadar yakın, yıllar öncesi kadar uzak, şimdi çıkıp gelecekmiş gibi vaatkâr, yüzünü bir daha hiç göstermeyecek kadar imkânsızdır.
Dört veya beş saat geçti ama aynı sözler zihnimde dönüp duruyordu. Namussuzlar! Çılgınlar! Bunu da yapmaya cüret ettiler! Çünkü bu satırları yazarken bir trajedinin yaşanmış olduğuna inanma gerekçelerine sahibim. Bir doğal afet değil, insan elinden çıkma vahşi bir kıyamet. Türümüzün eseri olan nihai bir altüstlük, Birkaç bin yıllık tarihimize son noktayı koyacak, saygıdeğer uygarlıklarımızın üzerine son perdeyi indirecek, bu arada da hepimizin canını alacak bir kargaşa. Hemen bu akşam. Ya da belki yarın şafak sökerken...