Babasının son günleri aklına düştü, ölümü takıntı haline getiren Naziler yüzünden acısını hafifletecek tek bir ilaç olmaksızın yavaş yavaş o hastalık vücudunu kemirmiş, pis bir döşekte kıvranıp durmuştu. Bunu düşününce şakaklarında öfkeli bir zonklama, doymak bilmez bir şiddet açlığı duyumsadı. Ancak o anda Morgenstern Öğretmen 'in öğüdünü anımsadı: "Bizim nefretimiz onların zaferidir." Ve başını salladı.
Morgenstern Öğretmen deliyse ben de deliyim, dedi kendi kendine.
Babasını öldüren o iğrenç kampın gerçekliğinden kaçmak istiyordu ve kitapların gizli bir tavan arasına açılan kapaklar olduğunu biliyordu; açıp içine girersin ve başka bir dünyaya adım atardın.
Orada işler zor olacak, çok daha zor. Zordan da öte, Fredy. Auschwitz'e çok giden oldu fakat kimse geri gelmedi. Hal böyleyken bile mücadeleyi sürdürmek zorundayız.
Umudumuzu kaybedemeyiz, Fredy. İçindeki kıvılcımın sönmesine izin verme