Böylece az da olsa Kogui yerlilerinin neden her sabah kalktıklarında ilk iş olarak çantalarını boyunlarına astıklarını, neden her zaman çanta taşıdıklarını da öğrenmiş oldum. Hayatın senin çantanı ne zaman, nerede, ne ile dolduracağı belli değildi. Çanta bazen ağaçtan bir meyveyle bazen de dünyanın öbür ucundan gelen birinin verdiği şekerlerle doluyordu.
Kalbimde güneşleri taşıyorken, elimdeki titrek bir muma göre kıymetlenirsem yazık değil mi bana? Kalbinde olsun sönük bir mum aydınlığını taşımayanlarla, sırf elimde de mum yok diye aynı kefeye konulmuşsam ben, kalbimin karnesini göstereceğim büyüğüm nerede?
Kendisini günahı ile andığımız kardeşimiz yanımızda olmasa da Allah yanımızdadır ve işitir. Allah işitir diye susmak, zikir değil de ne? Susmak da zikir; amenna...