Çünkü bazen sen ne yaparsan yap, olmaz. Çünkü zamanı gelmemiştir, koşullar olgunlaşmamıştır. Senin elinde olmayan sebepler devreye girmiştir. Bu durumlar hesaba katılınca kişi başarısızlıklarda kendini hakaniyetli olarak yargılar. Sadece kendi sorumluluğunun yükünü taşıdığında en ağır yükler bile taşınabilir hale gelir.
Diğer insanların senin üzerindeki etkinin haricinde, içinde konuşan, başka birinin sesi gibi eleştirel bir ses de vardır. Aslında bu sesin de kaynağı genelde erken yaşta maruz kaldığımız aşırı eleştirilerdir. Bize bu aşırı eleştirileri yapan insanlar artık hayatta olmasa bile, içimizdeki bu eleştirel taraf, o insanların söylediklerini tıpkı bir papağan gibi ezberlemiştir ve her kritik durumda bunu tekrar eder durur. Bir sunum yapacak olursun, yapamazsın der o ses ve en ince detayına kadar sana bir senaryo sunar; çıkacaksın sahneye, bildiklerini unutacaksın, sesini titreyecek ve herkes seninle alay edecek. Bunu o kadar çok sık tekrar edersin ki içinden, bir süre sonra gerçekten sahnede sesini titrer, bildiklerini şaşırırsın ve insanlar seninle alay ediyormuş gibi hissedersin. Bir ilişki içinde küçük bir sorun yaşadığında bile, seni sevmiyor bu yüzden böyle davranıyor, seni terk edecek, yine yalnız kalacaksın, kimse seni sevmeyecek diye durmadan tekrar edersin ve korktuğun başına gelir. Çünkü bu kadar olumsuzluk neticesinde, kendin olmaktan uzaklaşırsın ve ilişkideki sağlıklı bakış açısını kaybedersin. Bunu iş, ilişki, sınav, mülakat gibi birçok alana uyarlayabilirsin.