Kapısından baktığında göremiyor taşı. Kapalı gözlerle bile bulabiliyor yolunu. Kendisiyle konuşacak hiçbir şeyi kalmadı. Çok fazla konuşmamıştı geçmişinde de. Ama artık hiç konuşmuyor. Hâlâ bu dünyada olmanın mutsuzluğunu çekiyor sanki. Ama taşın akımına kapıldığında ayaklarına ediyor ricasını: Götürün onu.