Kitap 50 sayfadan oluşuyor, tek seferde okuyup bitirilebilir.Kitabın detayı hakkında bir şey yazmayacağım. Fazlaca detaylı konusunu belirten incelemeler yazılmış.
Bir şeyleri yapma duygusu… Bizim için yapacağımız iş kötü olacağını bilsek bile içimizden onu yapma duygusu gelebilir. İnsan bazen elinde olmadan istemediği düşüncelerle boğuşabilir. İstenmeyen düşünceler bizi çaresizliğe itebilir ve bu kitapta bunları sonuna kadar yaşayan bir adamın çaresizliği hissedeceksiniz.
Kitap ince olmasına rağmen çok yoğun duygular barındırıyor. Stefan Zweig bize bu duyguları çok güzel yansıtmış. 50 sayfalık bir kitap olmasına rağmen bitirdikten sonra bize kalın bir roman bitirmiş hissiyatını veriyor. Kitabı tavsiye ediyorum.
Yine harika bir hikaye.
Savaş zamanı askere çağırılan Ferdinand ve buna karşı çıkan karışı Paula….
Özgürlük mücadelesi için sözler sarf eden Paula, Ferdinandı ikna edemez. Fakat gördükleri karşısında etkilenen Ferdinand karısının yanına döner.
Savaş her daim zalimdir…
Savaş sebebiyle kendi ülkesinden kaçıp İsviçre’ye sığınan ressam Ferdinand abimiz. Kendisine gelen celp mektubuyla sıkıntıya girer. Eşiyle çetrefilli tartışmalar yaşayan sanatçı. Hayatı boyunca karşı olduğu savaş için orduya gidecek mi gitmeyecek mi? Orasını ben yazmayım siz okuyun. Klasik Stefan Zweig kitaplarından birisi olmuş bazı duygular çok keskin işlenmiş.
Kitap vicdani redde inanan birinin askere giderken yaşadığı çelişkileri ve hanımının tutumunu anlatıyor... Dili sade bir kitap... Aynı zamanda bir solukta okunabilir bir kiyap...
Bir şeylere mecbur muyuz yapmak mı isteriz? Kitabı okurken bu soru çerçevesinde düşünüp durdum. Zweig’in kısa ve etkili bir eseri daha…
Eser,Ferdinand’ın mecburen yapmak zorunda olduğu vatani görev ve kendi tercihleri arasında kalan çaresiz düşüncelerini anlatıyor. Tabiki Ferdinand’ın eşi Paula’yı da bu süreçte unutmamak gerek o da Ferdinand’ın kalması için oldukça ikna edici tavırlar sergiledi. Ferdinand’ın üzerinde bulunan psikolojik baskı ve onu deli edecek bu ruhsal çöküntüsü,eşi ile olan diyalogları güzel bir biçimde anlatılmış. Tavsiye ederim.
Stefan Zweig; savaş karşıtı bir yazar. Eserlerinde de çoğu kez, özgürlük temasına yer verir ve savaşın yıkıcı etkilerini anlatır.
Mecburiyet adlı eserinde ülkesindeki savaştan kaçıp, İsviçre'ye sığınan evli bir çiftin, yaşamla ölüm arasındaki duygu ve düşüncelerini iliklerinize işleyecek yoğunlukta anlatan bir hikaye.
Ferdinand savaş karşıtı düşüncelere ve eşine olan sevgisi yüzünden savaştan kaçsa da görev insanı olması bunu yapmasını zorunlu kılıyordu. Karısına duyduğu sevgi ve görev duygusu arasında sıkışıp kalır.
Kitabı okurken nelere mecbur kaldım düşüncesi sizinde içinizi saracaktır. Her ne kadar kısa bir hikaye de olsa her cümlesi duygu ve yoğunluk dolu bir eser.
MecburiyetStefan Zweig · İndigo Kitap · 201975bin okunma
Çıldırmış insanlara uyum sağlamak için çıldırmış gibi yapmak zorunda değilsiniz! Kendiniz olun yeter. Kendi iradeniz olmalı!
Roman, savaş ve sevdiği kadın arasında seçim yapmak zorunda kalan bir erkeğin hayatını anlatıyor. Sırf güçlü olduğu için bir ülke bir ülkeye savaş açmamalı. Savaşlar da her daim fakir insanların eşleri, çocukları, kardeşleri ölüyor.
Bu romanda da Stefan Zweig insanların güç uğruna bir kaç insan daha güçlü olabilsin diye çıkan savaşa gidip gitmemek arasında kalan bir adamı konu alıyor.
İnsanın savaşları sorgulamasına neden olan bu kitabı kesinlikle okumalısınız.
Keyifli okumalar dilerim.
MecburiyetStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202175bin okunma
Kitabı açtığım gibi okudum, bırakmak dahi istemedim, olay örgüsü o kadar merak uyandırıcıydı ki...
Klasik Stefan Zweig :)
Herkesin okuması gereken bir eser, özgürlük mü yoksa mecburiyet mi?
Dikkat spoiler içerir!
Ülkelerinde yaşanan savaştan kaçan Ferdinand ve karısı Paula, İsviçre'de kendilerine sakin bir yaşam kurar. Ancak Ferdinand'a savaşa katılması için bir çağrı mektubu gelince kurdukları huzurlu yaşamları sona erer. Ferdinand birşeylerin ona hükmettiğini ve kendisini savaşa katılması konusunda mecbur bıraktığını düşünür. Paulaya göre ise savaş bir suç/cinayettir ve kocasının inanmadığı bir amaç uğruna savaşa katılmasını doğru bulmaz. Ferdinand, savaşa katılmak yada karısıyla özgür yaşamak arasında sürekli ikilemde kalır. Savaşa katılmak için karısıyla mücadele etmesi gerekir.
Kitapta Ferdinand'ın arada kalmışlığı, ikilemleri, psikolojik buhranı bence iyi işlenmişti. Özellikle Ferdinand'ın 'savaşı ayıran çizgi' konusundaki düşüncesi günümüze de düşündüren bir konu. (Savaş vardı. Fakat savaş sadece karşı taraftaki ülkedeydi).
Paula'nın Ferdinandla yaptığı savaş karşıtı konuşmaları da etkileyiciydi. (Aksini düşünmene rağmen dünyanın işlediği bu en büyük suça ortak olacak mısın, olmayacak mısın? Çünkü itiraz etmeyen, karşı koymayan herkes suç ortağıdır.)
Stefan Zweig eserlerini beğendiğim bir yazar ve Mecburiyet kitabını da tabii ki beğendim. Zweig'ın okuduğum diğer kitaplarına göre sonu en mutlu biten bu kitap oldu benim için. İlgisini çeken varsa bu mini kitabı okuyabilir.
Herkese keyifli okumalar.
---
İçinde bir şeyler hayır diyorsa, sen de hayır demelisin
---
MecburiyetStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202175bin okunma
Hikaye, Konstanze adında özgür ruhlu bir kadının, toplumun dayattığı kurallara ve beklentilere karşı koyma mücadelesini anlatıyor. Konstanze, sevdiği adamla evlenmesine rağmen, toplumun "mecburiyetleri" nedeniyle ondan ayrılmak zorunda kalıyor ve bu durum hayatında derin bir yara açıyor.
Zweig, Konstanze'ın içsel çelişkilerini ve duygusal karmaşasını ustaca tasvir ediyor. Konstanze bir yandan sevdiği adama olan tutkusunu yaşamak istiyor, diğer yandan da toplum tarafından dışlanmaktan ve kınanmaktan korkuyor. Bu korku, onu sevdiği adamdan ve mutluluğundan vazgeçmeye zorluyor.
Mecburiyet sadece Konstanze'ın hikayesi değil, o dönemdeki birçok kadının yaşadığı trajedilerin de bir yansıması. Zweig, bu eserle toplumun kadınlara bakış açısını ve onlara dayattığı haksız yükleri eleştiriyor.
Romanın dili sade ve akıcı, Zweig okurları Konstanze'ın hikayesine kolayca dahil ediyor. Hikayenin sonu ise oldukça etkileyici ve düşündürücüdür. Okurlar, romanı bitirdikten sonra bile Konstanze'ın hikayesini ve yaşadığı trajedileri uzun süre unutamıyorlar.
MecburiyetStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202175bin okunma
Stefan Zweig, Avusturyalı yazar ve gazeteciydi. Edebi kariyerinin zirvesinde olduğu 1920'li ve 1930'lu yıllarda, dünyanın en çok çevrilen ve en popüler yazarlarından biriydi.
Zweig, Viyana, Avusturya-Macaristan'da büyüdü. Honoré de Balzac, Charles Dickens ve Fyodor Dostoyevski gibi ünlü edebiyatçılar hakkında Üç Büyük Usta (1920) ve belirleyici tarihsel olaylar hakkında Yıldızın Parladığı Anlar (1927) adlı tarihsel incelemeler yazdı. Ayrıca Joseph Fouché (1929), Mary Stuart (1935) ve Marie Antoinette'nin biyografilerini yazdı. Zweig'ın en bilinen kurgu eserleri arasında Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (1922), Amok Koşucusu (1922), Korku (1925), Karışık Duygular (1927), Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat (1927), psikolojik roman Sabırsız Yürek (1939) ve Satranç (1941) yer almaktadır.
1934 yılında Almanya'da Nazi Partisi'nin yükselişi ve Avusturya'da Ständestaat rejiminin kurulmasının bir sonucu olarak Zweig, İngiltere'ye göç etti ve 1940 yılında kısa bir süre New York'a ve daha sonra yerleştiği Brezilya'ya taşındı. Son yıllarında bu ülkeye aşık olduğunu ilan edecek ve Brezilya, Geleceğin Ülkesi adlı kitabında bu ülke hakkında yazacaktı. Yıllar geçtikçe Zweig, Avrupa'nın geleceği konusunda giderek daha fazla hayal kırıklığına uğradı ve umutsuzluğa kapıldı. 23 Şubat 1942'de Petrópolis'teki evlerinde eşi Lotte ile birlikte aşırı dozda barbitürattan ölü bulundu. Eserleri birçok film uyarlamasına temel oldu. Zweig'ın anı kitabı Dünün Dünyası (1942), I. Franz Joseph yönetimindeki Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun çöküş yıllarındaki yaşamı betimlemesiyle dikkat çeker ve Habsburg İmparatorluğu hakkındaki en ünlü kitap olarak anılır.