Kitabın ana karakteri ressam Ferdinand savaşın etkilerinden kaçmak için İsviçreye sığınmıştır. Ancak bir gün ülkesinden gelen askerlik çağrısı mektubu onu sarsıcı bir ikilemde bırakır. Eserde savaşın bireyler üzerindeki psikolojik etkileri içsel çatışma yoluyla detaylı bir biçimde aktarılmıştır. Kitabın 70 sayfa olduğunu göz önünde bulundurursak herkes tarafından kolayca okunabilecek yalın ve akıcı bir eser diyebiliriz. Kısa bir hacime sahip olmasına rağmen toplumsal baskılar ve özgür irade ikilemini başarılı bir şekilde anlatmıştır. Ferdinand ve eşi Paula arasındaki ilişki detaylı ve etkileyici bir biçimde aktarılmış. Bu da okuyucunun empati kurmasını kolaylaştırmış. Ayrıca eserde savaşın anlamsızlığı üzerinde durularak evrensel bir mesaj verilmiş. Ancak yoğun içsel çatışmaları sevmeyenler için uygun olmayabilir. Yoğun bir kurgu barındırmıyor, karakter ve mekan çok sınırlı. İçsel çatışmaların yoğun olduğu bölümler ağır ve tekrarlı gelebilir. Ancak ben kitabın uzunluğunu göz önünde bulundurduğumda büyük problemler teşkil edeceğini düşünmüyorum.
MecburiyetStefan Zweig · Venedik Yayınları · 201975,1bin okunma
İnsan bir amaç uğruna kendinden vazgeçebilir, fakat başkalarının çılgınca fikirleri uğruna değil."
| Mecburiyet, Stefan Zweig
8/10
"Artık her şey bitmişti, biliyordu. Bu trene binecek, üç dakika sonra, yani iki kilometre gittikten sonra köprüye varmış olacak, köprüyü de geçtikten sonra her şey bitmiş olacaktı."
- Stefan'ın bu eseri "Korku" kitabından sonra en beğendiğim kitaplarından biri oldu diyebilirim. Çerezlik bir kitap. Bir günde rahatlıkla bitirebilirsiniz. Okurken "Mecburiyet" kelimesini tam manası ile idrak edeceksiniz, buna eminim.
Ferdinanda gelen bir "mecburiyet" mektubu ile başlıyor öykü. Bu mektup mecburi bir görev çağrısı. Peki Ferdinand kendini, eşini, hayatını hiçe sayıp gelen bu çağrı ile göreve gidecek mi?
Buna mecbur mu?
Cevabını okuyunca öğreneceksiniz
MecburiyetStefan Zweig · Venedik Yayınları · 201975,1bin okunma
Stefan klasiklerini seviyorsanız bu kitabınıda mutlaka okuyun. Benim Stefan dan 13. kitabım. Serinin tamamını bitirmek istiyorum.
Kitabın adını "Firari" koymak istemiş daha sonra vazgeçmiş.
Son derece basit ve akıcı bir dili var. Kahvenizi ya da çayınızı yapıp bir çırpıda okuyacağınız bir kitap.
Vatan aşkı ve kendi hayatına duyduğu aşk arasında kalmış bir Ferdinand ın savaşa çağırılması üzerine, üstünde oluşan mecburiyetlik hissi onu yük altına itmiştir.
Stefan klasiklerinin vazgeçilmezi olan iç konuşma ve iç hesaplaşma bu kitabında da bolca hakim.
Mecburiyet duygusunu, Ferdinand üzerindeki ruhsal çöküşü, psikolojik baskısını yansıtmış.
Siz olsaydınız " Özgürlüğü mü yoksa sorumluluğu mu " tercih ederdiniz ?
MecburiyetStefan Zweig · Venedik Yayınları · 201975,1bin okunma
Kitap sizi sizden alabilir . Stefan Zweig yine döktürmüş. İyiki böyle bir adam gelip geçmiş. Her sayfasını hemen hemen çizdiğim bi eser oldu . Kendinizi bulabilirsiniz ... Hemde her cümlede.
MecburiyetStefan Zweig · Venedik Yayınları · 201975,1bin okunma
Zweig’ın adını “Firar” koyacakken sonradan “Mecburiyet” koymuş olduğu kitaptır. Eser klasik Zweig iç hesaplaşmalarından biridir. Savaşa karşı olan, hassas ruhlu bir ressamın 2. Dünya savaşında cepheye gitmesi için birliğine “teslim olmakla-olmamak” git-gelini konu etmektedir. Yazarın psikolojik betimlemeleri muazzamdır. Kitapta Zweig karakterin yaşadığı ikilemi okuyanın iliklerine kadar hissetmesini sağlamıştır.
Yine elime aldım, ikinci okuyuşum.. Güzel eserlerden. Stefan Zweig betimlemelerini çok seviyorum. Fazlasıyla akıcı ve tabi duyguları geçirmesi ara ara yüksek çıkışları -ki bu çıkışlardan en çok etkilendiklerim alıntılarda- muhteşem idi.
Askerden kaçan bir adamın uzun aradan sonra bir gün o çağırma celbini aldığında karısıyla olan duygu dolu konuşmaları ile karşılaşıyorsunuz. Aslında amaç askerden kaçmak değil tıpkı bizler gibi savaş istemeyen o iki hassas insan arasında vicdan muhasebesi.. İnsanları öldürmek istemediğini söylüyor, ve sistem ise mecbur olduğunu...
Tavsiyemdir okuyunuz...
Yazarımız bu kitabında askerden, kan ve vahşetten kaçmış başka bir ülkeye giderek orada bir aile kuran bir adamın hikayesini konu almıştır.
Bir solukta okuyabileceğiniz kısa ve öz yazılmış derin ve etkileyici bir kitap.
MecburiyetStefan Zweig · Venedik Yayınları · 201975,1bin okunma
"Bilinen savaş karşıtı eserlerden farklı olarak savaş sırasında evli bir çiftin kaçışının anlatıldığı eserde yazar 'özgürlük mü yoksa sorumluluk mu sorularına' cevap arıyor."
MecburiyetStefan Zweig · Venedik Yayınları · 201975,1bin okunma
Kitapta, ülkesindeki savaştan özgürlüğü uğruna İsviçre’ye sığınmış bir ressamın ve eşinin devlet karşısındaki durumu anlatılıyor.
Kendi içinde sıkışmış olan Ferdinand’ın ordu tarafından askere çağırılmasıyla birlikte işler iyice karışmaya başlar. Artık yapması gereken bir askerlik görevi vardır fakat aynı zamanda karısı ile askerlik arasında da bir seçim yapması gerekmektedir.
Kitabın içerisinde çoğunlukla diyalog ve ana karakterlerin iç konuşması bulunmaktadır. Aynı zamanda kitap süreç olarak çok kısa bir zamanı aktarmaktadır. Kitapta özgürlük, otorite gibi kavramlara sık sık vurgu yapılmaktadır.
Kitabın dili sade, anlatımı ise basittir.
MecburiyetStefan Zweig · Venedik Yayınları · 201975,1bin okunma
Mecburiyet, öykünün ana kahramanı olan ünlü ressam Ferdinand'ın savaş sırasında askere alınmamak için kendi ülkesinden kaçıp İsviçre'ye eşiyle yerleşiyor.Bu kitapta da yazarın "dünya vatandaşı" kimliğine büyük bir değer verdiğini ve savaşın büyük bir yıkıma uğrattığı "eski değerlerin" kayboluşunu eleştiriyor.
Stefan Zweig, Avusturyalı yazar ve gazeteciydi. Edebi kariyerinin zirvesinde olduğu 1920'li ve 1930'lu yıllarda, dünyanın en çok çevrilen ve en popüler yazarlarından biriydi.
Zweig, Viyana, Avusturya-Macaristan'da büyüdü. Honoré de Balzac, Charles Dickens ve Fyodor Dostoyevski gibi ünlü edebiyatçılar hakkında Üç Büyük Usta (1920) ve belirleyici tarihsel olaylar hakkında Yıldızın Parladığı Anlar (1927) adlı tarihsel incelemeler yazdı. Ayrıca Joseph Fouché (1929), Mary Stuart (1935) ve Marie Antoinette'nin biyografilerini yazdı. Zweig'ın en bilinen kurgu eserleri arasında Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu (1922), Amok Koşucusu (1922), Korku (1925), Karışık Duygular (1927), Bir Kadının Yaşamından Yirmi Dört Saat (1927), psikolojik roman Sabırsız Yürek (1939) ve Satranç (1941) yer almaktadır.
1934 yılında Almanya'da Nazi Partisi'nin yükselişi ve Avusturya'da Ständestaat rejiminin kurulmasının bir sonucu olarak Zweig, İngiltere'ye göç etti ve 1940 yılında kısa bir süre New York'a ve daha sonra yerleştiği Brezilya'ya taşındı. Son yıllarında bu ülkeye aşık olduğunu ilan edecek ve Brezilya, Geleceğin Ülkesi adlı kitabında bu ülke hakkında yazacaktı. Yıllar geçtikçe Zweig, Avrupa'nın geleceği konusunda giderek daha fazla hayal kırıklığına uğradı ve umutsuzluğa kapıldı. 23 Şubat 1942'de Petrópolis'teki evlerinde eşi Lotte ile birlikte aşırı dozda barbitürattan ölü bulundu. Eserleri birçok film uyarlamasına temel oldu. Zweig'ın anı kitabı Dünün Dünyası (1942), I. Franz Joseph yönetimindeki Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun çöküş yıllarındaki yaşamı betimlemesiyle dikkat çeker ve Habsburg İmparatorluğu hakkındaki en ünlü kitap olarak anılır.