Zaten her insan, daha kendisine ruh verilirken, yaratılışına nakşedilen fıtri özellikler sayesinde, Rabb'ini bizzat yüreğinde hissetme ve O'na bağlanma ihtiyacı duyar:
7-172: Çünkü Rabb'in, Ademoğullarının bellerinden, onların nesillerini alıp yaratır. *Onlar dünyada bir insan olarak varoldukça her birini gönderdiği Peygamberler ve onların yolunda giden elçileri aracılığıyla muhatab kabul eder.* Onları bizzat kendileri hakkında şahit tutarak, "Ben sizin Rabb'iniz değil miyim?" diye sorar. *Onlarda lisan-ı hal ile,* "Elbette! *Sen bizim yegane koruyucumuz, sahibimiz, efendimiz ve Rabb'imizsin biz de buna* şahidiz!" derler.
Eserlerini ileriki yıllarda okuyacağınız bir roman yazarı, benimki gibi yaralı gönüllere sadece karanlığın ve sessizliğin uygun düştüğünü söyler. Hayatta sizin henüz çok uzağında olduğunuz öyle bir an gelir ki yavrucuğum, yorgun gözler sadece tek bir ışığa, böyle güzel gecelerin karanlıktan damıtarak hazırladığı ışığa tahammül edebilir, kulaklar, sadece ve sadece, mehtabın, sessizliğin flütüyle çaldığı müziği dinleyebilir.
Yasak olanın bizi düşünmekten alıkoyduğu asıl mesele yasak olmayandır; yasak olmayan hazlar çok daha ayrıcalıklı yasak hazların elinden zarar görmüştür.